17 Mart 2012 Cumartesi

II. Abdülhamit’in Elçisi Singapur’da Yatıyor


Mehmet Özay                                                                                                     24 Haziran 2011

Yaklaşık iki buçuk yıl önce çekimler için geldiği Açe’de kendisine mihmandarlık yaptığımız Coşkun Aral birkaç günlüğüne Singapur’daydı. Yola çıkmadan daha İstanbul’dayken haber vermişti. Güneşin tüm berraklığı ile Malay Yarımadası’nın güney ucuna vurduğu Salı günü erken saatlerde Cohor Körfezi’nde Causeway’ı geçip Singapur’da Scotts Caddesi’nde sözleştiğimiz üzere Anadolu Lokantası’na vardım. Coşkun Bey’in telefonda birazdan oradayım mesajının ardından, ince belli bardaktan Türk çayını içerek beklemeye başladım. Singapur’a bu seferki gidişim bir başka heyecana konu oluyordu. Bir yandan Coşkun Bey’i bir kez daha görmek, öte yandan onun rehberliğinde bir tarih keşfine çıkmak bu günü çok daha anlamlı kılıyordu. Coşkun Bey’in ardından Anadolu Lokantası’nın sahibi Uğur Bey çıkageldi. Bir saati aşan ve içinde Ertuğrul Fırkateyni, Mindanao, Cape Town, müthiş Açe projesi, Malezya geleceği gibi birbirini bütünleyen konuları içinde barındıran güzel sohbet enerjimizi daha da artırdı. Ardından hedef mekânımız Ataullah Efendi’nin mezarına doğru yola çıktık.

Ataullah Efendi, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde II. Abdülhamit’in 1901’de Singapur’a atadığı ‘Şehbender’ yani Büyükelçi. Öğle namazını müteakiben ulaştığımız Cami’de türbedar Rıdvan’ın yardımıyla birkaç basamak merdiveni aşıp türbeye girdik. İçinde toplam otuziki mezarın bulunduğu Türbe olarak adlandırılabilecek içinde mekan’da Jawî olarak kaleme alınmış kitabede 10. sırada gösteriliyor. Görkemli bir mezar taşı olmasa da, üzerindeki kısa bilgi önemini ortaya koymaya yetiyor: “Ahmed Ataullah kasur devlet-i al-Ûsmaniyyah Konsul Kerajaan Turkî al-mutavaffa fi Sha’ban sene 1322 Hicri.”  Bu türbeyi önemli kılan en başta Sultan Ebubekir’in ve ondan önce Cohor Sultanı olan babası İbrahim’in ve saray ahalisinden kimilerinin mezarlarının bulunması. Ataullah Efendi’nin mezarının burada bulunması da Cohor Sultanlığı’nın o dönemlerde Osmanlı ile ilişkilerini ortaya koyacak bir gösterge olarak dikkatleri çekiyor.

Coşkun Bey’in ve diğer kimi kıymetli belgeselcilerin yakın geçmişte gündeme getirerek Türkiye’de geniş kitlelere ulaştırdıkları Ahmet Ataullah ile ilgili bilgiler Singapur’daki mezarının gündeme gelmesi ile daha da önem arz etti. Ahmed Ataullah’ın mezarı Telok Belangah’da. Bu vesile ile kısaca Telok Belahgah hakkında bilgi vermekle fayda var. Burası Kampung Gelam ile birlikte Cohor Sultanlığı’nın Singapur Adası’nda 19. yüzyıl ortalarına (1855) kadar merkezi olmuş önemli yerleşim yerlerinden. İngilizlerin varlığı ve ilişkiler Sultanlık merkezinin Cohor Boğazı’nın öte yakasına, yani bugünkü Cohor Bahru’ya taşınmasına neden oldu. Ancak bugün, Singapur Adası ile hemen yanı başındaki küçük Sentosa Adası’na geçiş noktası yakınlarındaki bugün aynı adla anılan cadde üzerinde yer alan Telok Belangah Malezya’nın mülkü olarak varlığını sürdürüyor. Burada bir Malay yerleşiminden bahsetmek mümkün değilse de Masjid Temenggong Daeng Ibrahim adıyla bir cami ve pek büyük olmasa da barındırdığı şahsiyetler dolayısıyla önemli bir mezarlığın varlığı önemini ortaya koymaya yetiyor. Caminin adı, 19. yüzyıl ikinci yarısında (1862-1895) Cohor Sultanlığı’nın tahtına çıkan ve Malay modernleşmesinin kurumsal anlamda ‘babası’ olarak adlandırılabilecek gelişmelere imza atan Sultan Ebubekir’in babasına atfen verilmiştir. Aslında Sultan Ebu Bekir’e ilham kaynağı olan ve modern anlamda ilk Malay entellektüeli demekte hiç de zorlanmayacağımız kişi Munshi Abdullah’tır. Sultan Ebubekir ile ilgili detaylı bilgiye ulaşmak isteyenler için Malayca kaleme alınmış bir eseri öneririm isterim: Hikayat Johore dan Tawarikh Almarhum Sultan Abu Bakar”, (1940), yazarı ise Dato Haji Mohamed Said bin Haji Sulaiman.

Ahmed Ataullah Bu bağlamda, dönemin Pan-İslam politikasının destekcisi konumundaki Osmanlı Sultanı II. Abdülhamit’in bizzat Singapur’a atadığı bir ilim adamı ve aynı zamanda siyasetçi. Bunun somut göstergelerinden biri, Osmanlı Devleti’nin Malay topraklarındaki elçisi konumundaki Hacı Ataullah Efendi ve Muhammed Alsagoff ile Batavya’daki elçisi Muhammed Kamil Bey’in söz konusu Al-Imam hareketine maddi ve siyasi desteklerinde görmek mümkün. Kamil Bey, Batavya’da görev yapan ilk ve son elçidir ve Pan-İslamcı hareketlere verdiği destek nedeniyle 1899 yılında Hollanda sömürge yönetimi tarafından ülkeden çıkartılmıştır.[1]

Telok Belahgah Malay mezarlığında bir başka süpriz bekliyordu. O da daha önce türbedarın söylediği ileri sürülen Rukiye ile Hatice’nin mezarları. Bunlar da kim demiyeceksiniz herhalde. Türkiye’de maalesef birilerinin kof milliyetçilikle Osmanlı kanının Malay dünyası ile ilişkisini kurmak için zaman zaman dile getirdikleri cariyeler Rukiye ve kardeşi Hatice. Oysa bu kardeşler ne Osmanlı ailesinden ne Türk kanından. Kafkas kökenli... Türbenin az yukarısında yamacın tam ortasında etrafı duvarla çevrilerek diğer mezarlardan ayrılmış ve lahit şeklinde yan yana duran iki mezar. Üzerlerinde ilk etapta kitabe olduğu izlenimi veren ibareler var. Ancak sonradan fark ettim ki, ince bir madenden yapılmış kaligrafi sonradan monte edilmiş. Tahminimizin aksine Rukiye’nin adı iki mezar taşında da zikredilmiyor. Birinde Hatice’nin adı zikrediliyor: “Al marhumah as-sultanah Hatica al-mutavaffa fi 14 Dzul al Qa’da sene 1321. Diğerinde ise çok enteresandır, türbede yattığını yukarıda ifade ettiğimiz Ataullah Efendi’nin adı zikrediliyor: “Al-Haji Athaillah, wafat 10 Sha’ban tahun 1321”. Evet, anlaşıldığı üzere ortada ciddi bir karışıklık var. Karışıklık bununla da sınırlı değil. Biz Osmanlı kanının Güneydoğu Asya’ya kolayca ulaşmasına sevinenleri kendi hallerine bırakalım, Rukiye ve Hatice’nin gerçek hikâyesini öğrenmeye devam edelim. Size ilk önerim, gelecek ay Ekrem Saltık Bey’in Yedikıta Dergisi’nde yayınlacak makalesini okumanız.
Kısa güne sığan koca bir tarih... Devamını getirmek nasip olsun...
http://www.dunyabulteni.net/index.php?aType=haber&ArticleID=164638&q=%C3%B6zay


[1]Mehmet Ozay, Islamic Identity and Development: Studies of the Islamic Periphery, Forum, Kuala Lumpur, 1990, s. 104.  (Not: Bu yazarla, makale yazarı aynı kişiler değildir. Sadece isim benzerliği vardır.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder