28 Haziran 2013 Cuma

PATANİ DOSYASI: Dünü ve Bugünüyle Patani


Önsöz                                                                                                 
Patani adı, II. Dünya Savaşı sonrasında Güneydoğu Asya topraklarında kurulan ulus-devletler içinde ortaya çıkmış çeşitli bağımsızlık hareketlerden biri olarak bölge ve dünyada tanınmıştır.Genel itibarıyla geniş Malay toplulukları içinden çıkmış bu bağımsızlık hareketlerinden Patani coğrafi, siyasi özellikleriyle diğerlerinden ayrılır. Bu anlamda, en dikkat çekici yönü hiç kuşku yok ki, Malay ve Budist-Tay dünyası arasında konuşlanmış ve bu anlamda iki farklı kültür dünyası arasında etkileşimi sağlayan bir toplum olma özelliği taşımasıdır.

Patanililerin, toplumsal ve siyasi yapılarının, bağımsızlık hareketlerininanlaşılması noktasında bugüne kadar kaleme alınmış bir kaç çalışma dışında kaynak bulunmaması, genelde bu coğrafyaya özelde de Patani’ye yönelik yaklaşımımızı sınırlayan faktörlerin başında gelmektedir. Bu hususun bağımsız akademisyenler, araştırmacılar, gazeteciler ve hatta günümüz koşullarında iş adamları ve birliktelikleri tarafından dikkate alınarak, bu coğrafyaya dönük yayın faaliyetlerinin artması kuşkusuz ki çeşitli faydalar sağlayacaktır. Bu çalışma böylesi bir ihtiyacın hissedilmesinden neşet etmiştir. Bu çerçevede, tarihi perspektifi, dini, kültürel ve sosyal açılımlarının yanı sıra, son dönemde Barış görüşmelerine konu olan ve bu sürecin halen devam ettiği hatırlandığında Patani’nin gözlerden ırak olmaması gereken bir toplum ve coğrafya parçasıdır.

Patani sorununun hakkıyla ele alınabilmesi, elbette karşısında yer alan güç merkezi Tayland’ın veya Tay yönetiminin neye tekabül ettiğinin anlaşılmasıyla da alâkalıdır. Bu bağlamda, modern bir ulus-devlet yapılanması olan Tayland Krallığı üzerinde durulmayı hak etmektedir. Her ne kadar, bağımsız, parlamenter monarşi ile yönetilen, şu veya bu ölçüde ‘demokratik’ açılımları olduğu ifade edilen Tayland’ın modern dönem siyasal yapılanması hiç kuşku yok ki, geçmişten tevarüs eden güç ilişkileri, siyasi ve toplumsal kültüründen bağımsız değildir. Bu nedenle Bangkok yönetiminin ne tür bir siyasi ve kültürel geçmişe sahip olduğu, tarihin erken dönemlerinden itibaren Patani bölgesiyle ilişkileri, sömürgecilik döneminde Avrupalı uluslarla etkileşimi ve bu sürecin Tay ulus bilincini inşa etme sürecine evrildiği modern dönem gibi hususiyetlere değinmenin Patani sorununu anlamaya katkı yapacağını umuyorum.


PATANİ - Giriş

Patani Malay Müslümanları Güneydoğu Asya’nın Budist ve Malay etkileşiminin tam ortasında yer almasıyla dikkat çekmektedir. Erken dönem İslamlaşma süreçleriyle, belki de diğer Malay coğrafyalarıyla aynı zamanda karşılaşmış olan Patani, üzerinde yükseldiği coğrafya parçası ve bu coğrafya üzerinde yaşam süren halkların yani, iki farklı medeniyetin uzun süreli etkileşimiyle de dikkat çekicidir. Bölge tarihi konusunda ayrıntılı bilgilerin, Avrupalı güçlerin 16. yüzyıl başlarında bölgeye nüfuzlarıyla ortaya çıkmaya başladığı düşünüldüğünde, Patani’yi konu alan çalışmaların sınırlı kaldığı düşünülebilir. Batılıların bu tanıklığında Patani Sultanlığı’nın 16. ve 17. yüzyıllarda egemen bir siyasi güç olarak varlığını sürdürdüğü, doğu-batı ve kuzey-güney istikametinde gerçekleşen bölgesel ticaret ağında zaman zaman önemli roller oynadığı, Batılı sömürgeci güçlerin kendi aralarındaki ekonomik ve nihayetinde siyasi çekişmelerinde nesne konumuna indirgendiği dikkat çeken süreçlerdir.

Sömürgeciliğin ekonomik kazanımlarını teritoryal genişleme ile birlikte siyasi egemenlik sahasına yaygınlaştırdığı 19. yüzyıl ortalarından itibaren Patani toprakları farklı bir bölüşüme konu olmuştur. İngilizlerin Hindistan ve Bengal üzerinden Arakan topraklarına sıçrayan nüfuzu, güneyde Siam topraklarına komşu olan Malay sultanlıklarının ekonomik ve güvenlik boyutlarında Patani Müslümanlarını hiçe sayarak Siam’la ilişkiler geliştirdiği gözlemlenir. Söz konusu ekonomik çatışmalara konu olan süreçler bir yana, Patani Malay toplumu Güneydoğu Asya İslam medeniyeti ve kültürü içerisinde yetiştirdiği alimleri, bu alimlerden bazılarıyla 19. yüzyıl son birkaç on yılında İstanbul-Kahire-Mekke ayağında kurulan doğrudan temas, el yazma eserleri, kadın sultanlarıyla bugüne kadar adından söz ettirmiştir. Uzun bir dönem ‘koruyucu-vasal’bağlamında yürüyen Siam-Patani ilişkileri, 20. yüzyılın ilk yıllarından itibaren gelişen uluslararası ideolojik yapılanmalardan payını almış ve Siam Krallığı’nın zamanla evrildiği Tay ulus-devletçiliği çerçevesinde değerlendirilmeye başlanmıştır.
O yıllardan bugüne kadar Patani Malay Müslümanların dramı, kimi zaman düşük yoğunluklu bir süreç takip etse de kalıcılık arz etmiştir. Modern ulus-devlet yapılanmalarının Güneydoğu Asya boyutunda  tıpkı diğer Müslüman azınlıklar kadar, Patanililer de merkez egemen güçlerin etnik-çoğunluk milliyetçiliği karşısında siyasi ve toplumsal travmalara maruz kalmışlar ve bu süreçte  varlıklarını devam ettirme mücadelesi vermişlerdir. Bununla birlikte, kimi çalışmalarda gündeme getirildiği üzere, ulus-devlet yapılanmasının ne kadar başarılı olduğu tartışmalıdır.[1] Çok uzun, komplike süreçleri içinde barındıran yeni bir ulus inşasında Tay merkez güçleri kültürel, dini ve dil grupları bağlamında Budist Tay çoğunluk yapısından tamamen ayrılan Patani Malay Müslümanlarını asimilasyon süreçlerinde her türlü araçları uygulamaya koymasına rağmen, aradan geçen yüzyıllık süreçte bağımsızlık aşığı bu halkı Tay ulusculuğuna eklemlemede başarılı olamamıştır.

Elbette bunun tarihi, kültürel, siyasal ve dini temelleri olduğu unutulmamalıdır. Ancak bu geniş kavram silsilesine konuşlanmak yerine kısaca şu hususu hatırlatmakta fayda var. O da, patriyarkal ve aynı zamanda belki bu kavramdan çok daha kapsamlı bir şekilde kendisine kutsallık atfedilen ve yarı-tanrı figürü olarak görülen Kral ile Budizmin eklemlendiği bir siyasi otoriyle karşı karşıyayız. Bu siyasi otoriteye, Tay halkının siyasi anlamda ‘tam teslimiyet’, dini anlamda da ‘putperestçe’ bir bağlılık sergilediği dikkate alındığında, Patani Malay Müslüman toplumunun değerleriyle kozmolojik anlamda uzlaşılması mümkün olmayan bir çatışmanın olduğu görülür.

İnanç temelli bir yapılanmanın İngilizler eliyle Tay topraklarına ithal edilen Batı yönetim biçiminin doğurduğu ‘karmaşa’, kendisini 1902 yılındaki ilhak girişiminde ortaya koymaya başlamıştır. Metnin ilgili bölümlerinde görüleceği üzere, bu tarihe kadar Siam-Patani etkileşimi, bölgenin diğer siyasi yapıları arasında da gözlemlenen, birbirini eşit siyasi değerde gören, zaman zaman gerilen ve yeniden onarılan gevşek bağın var olduğu koruyucu-vasal devlet ilişkisine dayanıyordu. Bu ilişkinin sona erdiği 1902 yılı ve akabindeki gelişmeler modern ulus-devlet sürecine doğru bir seyir takip etmiştir. Bu modern bağlamı öz bir şekilde ifade etmesi hasebiyle Surin Pitsuwan’ın bir sözünü hatırlamakta fayda var. Pitsuwan, bir konuşmasında ulus-devlet yapılanmasının 1648 Westfalya Anlaması’na dayanarak ‘ulusal güvenliğin ve birliğin korunması adına uygulamaya geçirildiğini, ancak günümüz koşullarında ulus-devletlerin ‘mutlak egemenlik’ temelli politikalarının herbir ülkedeki etnik gerçeklikleri yok sayma hedefi güttüğünü belirtir.[2] Tarihi kültürel süreçlerin bir ürünü olan Tay kozmolojisi modern ulus-devlet adaptasyonunda kraliyet kurumuna paralel olarak askeri ve bürokratik kurumları güç araçları ve merkezleri olarak inşa etmiştir. Demokrasi ‘müşterileri’ olan geniş halk kesimlerinin bu süreçte yukarıda dile getirilen kozmolojiden ne kadar sıyrılabildikleri ise şüphelidir. Bu şüpheyi kuvvetlendiren başat olgu ise ülke siyasi elitinin halka dönük anayasa yapma çabasının on yıllar içerisinde bir türlü sonuç vermemesidir. Aksine bu kozmoloji 1930’lu yılların ikinci yarısından itibaren Luang Wichit’in entellektüel katkısıyla ulusal politikalarda karşılığını bulmuştur. Bu bağlamda, sözde devrimci bir çabanın ürünü olan 1932 girişimi, aslında yarı-kutsal Kraliyet kurumunun yeniden üretiminden başka bir şey değildir. Güç edinimi noktasında birbirleriyle rekabet içerisinde görülen bu üç kurumun varlığı ülke siyasal ve toplumsal yaşamını belirlerken,[3] konumuz bağlamında Patani topraklarındaki gelişmelerde de birinci elden sorumluluk sahibidirler. İşte bu süreç, Patani halkının bağımsızlık mücadelesinin temelini oluşturmaktadır.



[1]Michael Kelly Connors. (2003). Democracy and National Identity in Thailand, London: RoutledgeCurzon, s. 5.
[2]Surin Pitsuwan. (2006). “Keynote Address-The Cosmology of the Southern Conflict”, In Understanding Conflict and Approaching Peace in Southern Thailand, (eds.) Imtiyaz Yusuf&Lars Peter Schmidt, Bangkok: Konrad Adenauer Stiftung, s. 292.
[3]Thak Chaloemtiarana. (2007). Thaliand: The Politics of Despotic Paternalism, Southeast Asia Program, Ithaca: Cornel University, s. 1, 2. 

Patani Coğrafi Sınırları ve Yerleşim

Tarihte Patani Sultanlığı’na bağlı olan ancak 1909’da Siam Krallığı’na devredilen bölge günümüzde güney eyaletleri olarak zikredilmektedir. Bu bölge içerisinde yer alan Patani, Yala, Narathiwa şehirleri ilgili tüm araştırmalarda zikredilmektedir. Patani Malaylarının yaşam sürdükleri bölgeler içerisinde Songkla ve Satun da yer almasına rağmen, aradan geçen sürede ‘Taylaştırma’ yani Tay milliyetçiliğinin yoğun baskıları sonucu başat kültür kodlarında yaşanan değişimler nedeniyle bazı araştırmalarda zikredilmemektedir. Bu iki şehirde, yaşanan iç göçlerin ve merkezi hükümet politikalarının etkisiyle Budizm ve İslamiyet kültür izlerinin içiçe geçtiği ileri sürülmektedir.[1]

Patani bölgesi, yaklaşık 20.000km2’lik alanı kaplar.Kuzey-güney ekseninde uzanan dağ silsilesinin bir ucu buraya ulaşırken, güneye inildikçe özellikle Narathiwa’da ormanlarla kaplı yükseltiler başgösterir.Geniş düzlüklerin kapladığı Patani bölgesi bir yanıyda Güney Çin Denizi, öte yanıyla Bengal Körfezi’ne açılmaktadır.Tropik iklim özellikleri gösteren bölgenin temel tarım ürünü çeltik olup, çeşitli tropik ürünler de yetiştirilmektedir.Balıkçılık, ormancılık halkın diğer geçim kaynaklarını teşkil etmektedir.[2]

Malay toplumlarının coğrafi dağılımları dikkate alındığında Patani’yi Malayları da benzer şekilde yaşam alanlarını su yolları üzerinde seçtikleri görülür. Öyle ki, bu su yolları bir yandan iç bölgelerdeki tarım alanlarına ulaşımı sağlarken, bir yandan da döneminin uluslararası ticaretinde başat rol oynayan liman şehirlerini içine alıyordu. Bu anlamda Patani coğrafyası kendine özgü nitelikler içerir. Öyle ki, kuzeyinde hem ırk hem din olarak farklı bir toplumsal yapı yani Budist Siam Krallığı, güneyinde ise Malay dünyasının farklı kültürel dokuları yer alıyordu. Patani’nin geniş sahil şeridinin Güney Çin Denizi’ne bakması bu sultanlığı kuzeyle ilişkiler bağlamında Siam Krallığı sınırlarının ötesinde, Vietnam ve Çin’e kadar uzanan bir genişlik sergiliyordu. Güney rotasında ise bugün Kelantan ve Terengganu Eyaletleri’nin bulunduğutopraklarda Singapur ve Cava Adaları etkileşim sahasının genişleme noktaları olarak dikkat çekiyordu.Bu coğrafi yapı ve su yolları vasıtasıyla gerçekleştirilen ticari faaliyetler Patani’yi dünyaya açık, dinamik bir toplum yapısına sahip bir coğrafya kılıyordu.

Nüfus ve Dil
Patani Malay Müslümanlarının nüfus yapılarıyla ilgili sağlıklı bilgilere ulaşmak mümkün değildir.Bununla birlikte, değişik tarihlerde yapılan araştırmalarda farklı rakamların ortaya konduğu görülmektedir.

Örneğin, 1970 nüfus sayımında genel nüfus içerisinde 1.3 milyon ile %4’lük bir kesimi oluşturuyordu.Ulusal İstatistik Merkezi’in 1999 verilerine göreyse ülkede toplam Müslüman nüfusu 3.220.233 olup yaklaşık %5.2’lik bölümü kapsamaktadır.[3] 2005 yılında yapılan bir çalışmada Patani Müslümanlarının beş milyonu aşkın bir nüfusu teşkil ettiği ileri sürülmektedir.[4] Bu %4 ila 5’e tekaül eden Müslüman nüfusun yaklaşık %80’iülkenin güneydeki dört eyalette yaşam sürmektedir. Patani Malay Müslümanları ülkede, ki Müslüman oranının %90’ını teşkil ederken,[5] diğer geri kalan %10’luk kesimi ise Tay Müslümanları veya Patani başta olmak üzere tarih boyunca Malay dünyasından Tayland’ın başka bölgelerine göç etmiş Müslüman kitleler oluşturmaktadır. Örneğin, Siam Krallığı’nın 1821 yılında Kedah’da[6] askeri güç kullanarak siyasi hakimiyet tesis etmesinin ardından önemli sayıda Malay Müslüman nüfusunu Bangkok ve Nakorn’a ‘sürgün’ ettiği bilinmektedir.[7]

Patani halkı, Malay dil grubuna mensup olup gündelik yaşamlarında bu dili kullanmaktadırlar.Dil unsuru, içinde yer aldıkları Tay siyasi ve kültürel yapısı içerisinde Malay aidiyeti ediniminde önemli araçlardan biri konumundadır.Öyle ki, Malayca konuşmak Müslüman olmakla dolayısıyla Patanili olmakla eş anlamlı hale gelmektedir.[8]


[1]Andrew D.W.Forbes. (eds.). (1988). The Muslims of Thailand, Vol. 1, Historical and Cultural Studies, Centre for Southeast Asian Studies, Bihar (India): Soma Rkasan, s. i.
[2]Srisak Vallibhotama, Pises Jiajanpongs, Dhida Saraya. (1991). ”Siam before the Fourteenth Century”, In Essays in Thai History, (eds.) Varunyupha Snidvongs, Southeast Asian Studies Program, Singapore: Institute of Southeast Asian Studies, s 5.
[3]Supara Janchitfah. (2003). Violence in The Mist: Reporting on the Presence on Pain in Southern Thailand, Bangkok: Kobfai Publishing Project, s. 81-2.
[4]Ibrahem Narongraksakhet. (2008). “Educational changes from 1960s  to 2008 and Their Impacts Upon Educational Provision in Southern Border Provinces of Thailand”, First Malaysia-Thaliand Joint Educational Research Conference, 17-20 Novemer, Ministry of Education Malaysia, Ministry of Education Thailand, Selangor Malaysia, s. 115.
[5]Louis Golomb. (1985). An Anthropology of Curing in Multiethnic Thailand, Illinois Studies in Anthropology, No. 15, Urbana: University of Illinois Press, s. 8.
[6]Günümüzde Malezya’nın kuzeyinde yer alan bir Eyalet.
[7]John Anderson (1965), “Considerations on the Conquest of Quedah and Perak by the Siamese”, In Political and Commercial Considerations Relative to The Malayan Peninsula and the British Settlements in the Straits of Malacca 1824, Journal of the Malayan Branch of the Royal Asiatic Society, Vol. 35, Pt. 4, (No. 200), Singapore: MBRAS Malaysia Printers, s. 2; Kobkua Suwannathat-Pian. (1988). Thai-Malay Relations: Traditional Intra-Regional Relations from the Seventeenth to the Early Twentieth Centuries, Singapore: Obford University Press, s. 71, 84.
[8]Ibrahem Narongraksakhet. (2008). “Educational changes from 1960s  to 2008 and Their Impacts Upon Educational Provision in Southern Border Provinces of Thailand”, First Malaysia-Thaliand Joint Educational Research Conference, 17-20 November, Ministry of Education Malaysia, Ministry of Education Thailand, Selangor Malaysia, s. 115.
>Th�&ua�P� ��� of Tome Pires: An Account of the East, From the Red Sea to Japan, Written in Malacca and India in 1512-1515, Vol. 1, New Delhi: Asian Educational Services.

[5]Bkz.: Naqib Al-Attas. (2011). Historical Facts and Fiction, Johor Bahru: UTM Publication House. 
[6]; Ibrahim Syukri (2002), s. 32, 34.
[7]A. Teeuw&D.K.Wyatt. (1970). Hikayat Patani: The Story of Patani, The Hague-Martinus Nijhoff, s. 151, 154-5..
[8]Bougas, Wayne A. “Patani in the Beginning of the XVII Century”, Archipel, Volume 39, 1990, s. 115.
[9]Louis Golomb, s. 10. 
[10]Chusiri Chamoraman. (1988). “A Group of Thai Muslims Who Were Amongst the Earliest Settlers of Songkla”, In The Muslims of Thailand, Vol. 1, Historical and Cultural Studies, (eds.) Andrew D.W.Forbes, Centre for Southeast Asian Studies, Bihar (India):Soma Rkasan, s. 47. 

[11]Wayne A. Bougas “Patani in the Beginning of the BVII Century”, Archipel, Volume 39, 1990, p. 115; D.G.E. Hall, A History of Southeast Asia, 4.Baskı, Hampshire: MacMillan, s. 339.

PATANİ - Siam/Tay ve Patani Adı’nın Kökeni

Siam Krallığı olarakbilinen siyasi yapı Güneydoğu Asya tarihinin kadim krallıklarından biri olmasıyla dikkat çeker.Tarihde Siam olarak bilinen bu krallık 1939 yılında dönemin Avrupalı sömürgeci güçlerinin yönlendirmeleri ve yaptırımları sonucu ulus-devlet sürecine girmesiyle adı Tay (Thai) olarak değiştirilmiştir.Bununla birlikte, tarihte Siam siyasi ve kültürünün başat olduğu ve bölgenin diğer ülkeleri için kullanılan ‘farklılıkta birlik’ olgusunun gözlenmediğini vurgulamalıyız.[1]

Tarikh Patani adlı el yazma eserde Patani adı, Srivijaya Kralı’nın Langkasuka Krallığı’na[2] savaş ilânıyla gelişen bir ilişkiye dayanır. Savaşı kazanan Srivijaya Kralı kendisine kale yapmak için verimli bir arazi arar ve buraya yerleşir. Bu hikâyenin bir başka versiyonunda Siam Kralı Raja Seri Wangsa, egemenlik sürdüğü Mahligai adı verilen bölge halkının, zamanla ticari faaliyetin gelişme gösterdiği sahile göç etmesi üzerine, sahile yakın yerde bir saray inşa etmeye karar verir. Bu sırada doğu sahilinde verimli tarım arazilerini işleten ve halkın kendisini Tuk Tani olarak çağırdığı bir çiftçiyle tanışır.Tuk Tani’nin tarım arazilerinin zenginliğinden etkilenen Kral, sarayını buraya kurmaya karar verir.Tuk Tani’nin topraklarına yakın ve bugünkü Gresik adıyla bilinen noktada saray inşa edilir. O zamana kadar herkesin Tuk Tani adıyla andığı bu yer zamanla Patani’ye çevrildi ve bölgenin adı oldu.[3] Aşağıda ayrıntılı olarak değinileceği üzere, çeşitli nedenlerle Sumatra’dan göç eden Müslüman nüfusa ev sahipliği yapar. Bu süreçte, Açe’de kurulmuş olan önemli Sultanlıklardan Pasai’den de Patani’ye yerleşimler olmuş ve bugün dahi Kampung Pasai adıyla bir yerleşim yerinin varlığı bilinmektedir.[4]Sultanlık dönemindeki adı Patani bir ‘t’ ile yazılırken, bugün Tayland’ın güneyindeki üç eyaletten birinin adı olarak Pattani, yani iki ‘t’ ile yazılmaktadır. Bu durum, siyasi gücü temsil eden merkez ile kendi siyasi tarih bilincini kaybetmek istemeyen Patani halkı arasındaki anlayış farklılığının linguistik ifadesi olarak zuhur etmektedir.[5]

Patani tarihi verileri, bütün bir Güneydoğu Asya coğrafyasında gözlemlendiği üzere Avrupa sömürge güçlerinin 16.yüzyılda bölgeye nüfuz etmeye başlamalarına endekslendiği söylenebilir. Bu noktada, yukarıda dile getirilen bölgesel ve uluslararası ilişkiler ve etkileşimler noktasında Patani’nin ürettiği değerler, daha açık söylemek gerekirse tarih, coğrafya, kültür, din vb. alanlarda yazılı kaynakları olup olmadığı sorusu akla geliyor. Bu noktada bugüne kadar tevarüs edebilmiş yerli kaynaklar arasında Hikayat Patani, Tarikh Patani ve Tawarikh Raja Kota isimli eserler dikkat çekiyor. Bu eserler genel itibarıyla, Malay el yazmaları anlamına gelen Melayu Patani adıyla da anılmaktadır.

Tawarikh Patani, aslı Sankritçe kaleme alınmış ve tarihi Miladi II. yüzyıla kadar giden ve başkentinin bugünkü Kedah olduğu ileri sürülen kadim Langkasuka Krallığı’ndan Patani Sultanlığı’na dönüşüme kadar olan gelişmeleri işler. 16. yüzyılda bu çalışma Şeyh Ali adında bir zatın Budist bir Rahip yardımıyla eseri Sankritçe’den Malay cavi’ye (Arap harfleriyle yazılan Malayca) çevirdi. Bu eser daha sonra Şeyh Ali’nin torunu Şeyh Davud el-Patani (1769-1847) tarafından gözden geçirilerek baştan kaleme alındı.[6] Bu eserlerin dışında, Şeyh Ali eserinde, dönemin Sultanı kendisiyle bazı silsileler, el yazmaları paylaştığını aktarır.[7]Buradan hareketle, Patani’de erken dönemlerden itibaren bir yazı geleneğinin olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu eserlerin Arapça, Malayca değil, Sankritçe olduğu gene Şeyh Ali’den öğreniyoruz.

Çin faktörünün, yanı sıra, İslam sultanlıkları ile teması kuşkusuz ki Patani’yi kuşatan ve bu anlamda kayda değer bir ilmi faaliyetin ortaya çıkmasına elverecek koşulları üretiyordu.Özellikle Çin’in bölge ile etkileşiminde barış esaslı kurduğu ilişkilerin yanı sıra, bu ilişkilerin sürekli kayıt altına alınması Patani hakkında önemli verilerin Çin kütüphanelerinde olduğunu akla getiriyor.



[1]Srisak Vallibhotama, Pises Jiajanpongs, Dhida Saraya. (1991). ”Siam before the Fourteenth Century”, In Essays in Thai History, (eds.) Varunyupha Snidvongs, Southeast Asian Studies Program, Singapore: Institute of Southeast Asian Studies, s.1.
[2]Langkasuka Krallığı’nın ikinci yüzyılda kurulduğu Çin kaynaklarında belirtilmektedir. (Bkz.: D.G.E. Hall, A Historyof Southeast Asia, 4. Baskı, Hampshire: MacMillan, s. 30.
[3]A. Teeuw&D.K.Wyatt. (1970). Hikayat Patani: The Story of Patani, The Hague-Martinus Nijhoff, s.147-8; Şeyh Ali&Şeyh Davud al-Patani. (2011), s. 10; Ibrahim Syukri (2002), s. 31.
[4]Ibrahim Syukri. (2002). Sejarah Kerajaan Melayu Patani, Bangi: Penerbit Universiti Kebangsaan Malaysia, s. 32.
[5]Duncan McCargo. (2007). (eds.) “Preface”, In Rethinking Thailand’s Southern Violence, Singapore: NUS Press, s. viii.
[6]A. Teeuw&D.K.Wyatt. (1970). Hikayat Patani: The Story of Patani, The Hague-Martinus Nijhoff, s. 149; Syaikh Ali&Syaikh Davud al-Patani. (2011), Tarikh Patani, (Çev. Tengku Ismail Tengku Chik,Tengku Arifin Tengku Chik, Islamic Culture of Patani Foundation, s. II, 4.
[7]Syaikh Ali&Syaikh Davud al-Patani.(2011), Tarikh Patani, (Çev. Tengku Ismail Tengku Chik,Tengku Arifin Tengku Chik, Islamic Culture of Patani Foundation, s. 3. 

PATANİ - Erken Dönem Patani Tarihi

Bu girişin ardından, Patani coğrafyasını ve halkını tanımak için İslam öncesi döneme dair bazı hususları dile getirmekte fayda var. Güneydoğu Asya coğrafyasının neredeyse tüm toplumsal ve siyasal yapılanmasına nüfuz eden Hint-Çin etkisi Patani topraklarında da kendini gösterir. İlk yerleşimlerin 5.yüzyılda, Hinduizmi devlet dini olarak seçen şehir devletleri şeklindeki yapılanma Patani’de Langka Suka adı verilen bugünkü Patani şehrinin Güney Çin Denizi’ne bakan sahilinde kurulmuş bir şehir devletiydi. Şehrin burada kurulma nedenlerinden ilki, Tay Körfezi’nin güney ucunda bulunması ve Kuzey’den yani Vietnam sahillerinden Malaya topraklarına gelen ticaret gemilerinin ilk karaya çıkabileceği yerleşim yeri olmasındandı.[1] Bu Hindu yerleşiminin akabinde tarih boyunca gerek ticaret gerekse siyasi güç merkezlerinin yer değişmesi nedeniyle hacmi ve önemi değişkenlik arz ederek İslam’ın yayılmaya başladığı döneme kadar gelmiştir.

Siyasi bir güç merkezi olarak ortaya çıkan Ayutha Krallığı (1350) zamanla bölgedeki şehir devletlerini kendisine bağlamış ve bu süreçte kadim Siam el yazmalarında Songkla bir Malay Müslüman şehri olarak zikredilmektedir.[2]
Bölgenin İslamlaşma sürecine dair bazı farklı görüşler bulunmaktadır.Bu noktada kesinlikten uzak olunmasının temel nedeni 16.yüzyıl öncesine dair yazılı kaynakların bulunmamasıdır. Aslında bu durum, aşağıda değinileceği üzere, İslam’ın erken dönemlerden itibaren geldiğine dair teori bağlamında ele alındığında İslam toplumlarının yazılı toplum olma özellikleri, alimlerin mobilitesi, sultanların alimleri gözetmeleri ve onlardan istifa etmeleri gibi özellikler dikkate alındığında bazı çalışmaların olabileceği ancak zamanla örneğin iklim şartları gibi nedenlerle bugüne ulaşmadığı yönündedir.

İslam’ın bölgeye geliş nedeni Batılı araştırmacıların ortak kanaatinin ticarete bağlanmaktadır. Ticaretin bölge halklarının etkileşiminde ve kültürel dokuların değiş tokuşundaki rolü yadsınamamakla birlikte, özellikle ‘irşad’a önem veren İslam dini söz konusu olduğunda salt ticari faaliyeti başat bir faktör olarak öne sürmek yanıltıcı olacaktır. Buna ilâve olarak, İslam’ın bu topraklara hangi yüzyılda veya tarihlerde geldiğine dair de gene Batılılar arasındaki ortak kanaat 13 veya 14.yüzyıl olduğu yönündedir.[3] Portekizli tarihçi Tome Pires meşhur eserinde Patani’nin Langkasuka’nın devamı olarak 1370’de kurulduğunu belirtir.[4] Bu iki husus üzerinde özellikle Prof. Naqib al-Attas’ın 2011’de yayınlanan eserinde dile getirdiği[5] ve Batılı araştırmacıları yanlışlayacak yaklaşımının dikkate alınmasında fayda var. Bununla söylenmek istenen husus, İslam’ın bizatihi alimler, mutasavvıflar gibi ehil insanlar elinde bu topraklara tanıştırıldığı ve bunun da öyle söylenildiği üzere 14.yüzyıl gibi görece geç bir yüzyıl değil, daha erken dönemlerde gerçekleştiğidir. Bu noktada, İslamlaşma’nın kısa bir sürede değil, uzun erimli olduğu hatırlandığında, Batılı teorisyenlerin görüşlerinin yer bulmadığını iddia etmekte o denli güçtür. Süreçte, bölge ile ticaretin geliştirilmesindeki rolleriyle Arap, Farsi, Hintli, Sumatralı özellikle Pasai’li- alimler ve tüccarlar arasında yerli yöneticiler üzerinde ekonomik ve siyasi nüfuzlarını kullanarak bu elit tabakayı İslamla tanıştırmaya vesile oldukları uzak bir ihtimal değildir. Örneğin, Pasai’den Patani’ye göç eden alimlerden Şeyh Safiyuddin (Safiyy al-Din) adı bugüne kadar gelmiştir. Şeyh Safiyuddin kısa bir süre sonra Müslüman olmasına vesile olduğu Raja Antira adındaki kral tarafından sarayda Datuk Seri Raja Faqih sıfatıyla müftülük makamı verildi.Raja Antira, Muhamad Şah adıyla bölgenin ilk sultanı oldu.[6] Kral’ın Müslüman olmasıyla ilgili yukarıda zikredilen hadisenin benzeri Hikayat Patani’de yer almaktadır. Buna göre, Tu Nakpa adındaki Kral, düçâr olduğu hastalıktan kendisini kurtaracak kişiyi evlat edineceğini söyler. Pasai’li Şeyh Said adında biri Kral’ı tedavi eder. Nihayetinde kral İslamı benimser, Ardından kralın, İsmail Şah adını almasıyla birlikte topraklarda İslamlaşma süreci başlar. Gene aynı eserde, Müslüman olan ilk kralın oğlu Muzaffer Şah döneminde(1540-1564) Pasai’li Şeyh Safiyuddin’in Patani’ye geldiğinden ve bölgede İslamın yayılmasına katkı yaptığından bahsedilir.[7]

Ancak İslam’ın bir köklü bir dini yapılanma, bir hayat görüşü ve felsefesi olarak yapılanmasında alimlerin, sufilerin başat rolü her zamanki gibi ön planda olduğuna kuşku yok.

15. yüzyıl bölgede Malaka Sultanlığı gibi önemli bir siyasi yapının varlığı ile dikkat çeker. Bu süreçte Patani, Ayutthaya’nın vasal devletiydi. Bougas’ın bahsettiği bir el yazmasında Patani’nin İslamlaşmasının bu yüzyılın ikinci yarısında (1470) gerçekleştiği yönündedir.[8] Malaka Sultanlığı’nın bölgenin İslamlaşma sürecinde rol üstlendiği yıllarda kuzeydeki Malay topraklarına yönelik ‘irşad’ hareketleri söz konusuydu. Öte yandan, Portekiz ilhakı Müslüman unsurların varlıklarına bir darbe vurmak bir yana hem bölgesel hem etkinlik olarak yaygınlaşmasına neden oldu. Bu bağlamda bu ilhakı takiben, Malaka’dan başlayan yoğun göçler diğer toplumsal kesimler kadar, alimlerin de çeşitli Malay yerleşimlerine göçlerine sebep oldu. Bu nedenle, Malaya topraklarının kuzey ve doğu bölgelerini teşkil eden Kelantan, Kedah, Patani gibi yerlerde siyasi ve ekonomik hareketlenmeler kadar İslamlaşma sürecininde de ivme kazandığını düşünmek mümkün. Malaka Sultanlığı’nın 1511 yılında Portekizliler elinde siyasi varlığını yitirmesi bölgedeki siyasi yapıların örneğin, Açe, Johor, güçlenmesini gündeme getirmiş, bu süreç Patani’nin de öne çıkmasında başat rol oynamıştır.Tabii burada dış faktörler kadar,bölgede yaşayan Malay topluluklarının siyasi olarak farklı bir ırk ve din mensubu olan Taylara bağlılıktan kurtaracak yeni açılımlara psikolojik olarak hazır oldukları da dikkate alınmalıdır. Bu noktada, bağımsızmış gibi gözüksede süreçte birbirini destekleyen birçok parametrenin varlığı aşikârdır. Bu noktada, Louis Golomb’un Wilkinson’dan yaptığı alıntı Malay Mülümanların dini bağlılıklarını ırki veya millet olma özelliğinden bağımsız kabul etmediklerini ortaya koymaktadır.[9]

16. yüzyıl ve sonrasında Patani kaynaklarının bölgeyle şu veya bu şekilde ilişkiler geliştirmiş olan Batılı kaynaklar üzerinden yürütüldüğü görülür. Önce Portekiz, ardından İngiliz ve Hollandalıların gerek bireysel gerekse içinde yer aldıkları Doğu Hint Şirketleri’ndeki rolleriyle Patani’ye dair anlatıları bugüne kadar ulaşmıştır. Örneğin, 17. yüzyıl ilk yarısını içeren Dutch Papers adlı kaynaklar bunlardan bazılarıdır.[10] Bu süreçte, Patani Sultanlığı Siam Krallığı’nın merkezi Ayutha ile ilişkiler geliştirmiştir. Ayutthaya’nın askeri gücü bölgedeki görece zayıf askeri yapılanmalara sahip devletler karşısında üstün konuma getirmiştir.[11] Bu süreçte, Avrupalı sömürgecilerin Hint-Çin’i ve Burma’daki varlıklarının giderek güç kazanması Siam yönetimini güneydeki Patani Malayları üzerindeki hakimiyetinin zayıflamasına yol açmıştır.



[1]Wayne A. Bougus. (1990). “Patani in the Beginning of the XVII Century”, Archipel, Volume 39, s. 114.
[2]Chusiri Chamoraman. (1988). “A Group of Thai Muslims Who Were Amongst the Earliest Settlers of Songkla”, In The Muslims of Thailand, Vol. 1, Historical and Cultural Studies, (eds.) Andrew D.W.Forbes, Centre for Southeast Asian Studies, Bihar (India):Soma Rkasan, s. 47. 
[3]Louis Golomb. (1985). An Anthropology of Curing in Multiethnic Thailand, Illinois Studies in Anthropology, No. 15, Urbana: University of Illinois Press, s. 9. (
[4]Tome Pires, The Suma Oriental of Tome Pires: An Account of the East, From the Red Sea to Japan, Written in Malacca and India in 1512-1515, Vol. 1, New Delhi: Asian Educational Services.
[5]Bkz.: Naqib Al-Attas. (2011). Historical Facts and Fiction, Johor Bahru: UTM Publication House. 
[6]; Ibrahim Syukri (2002), s. 32, 34.
[7]A. Teeuw&D.K.Wyatt. (1970). Hikayat Patani: The Story of Patani, The Hague-Martinus Nijhoff, s. 151, 154-5..
[8]Bougas, Wayne A. “Patani in the Beginning of the XVII Century”, Archipel, Volume 39, 1990, s. 115.
[9]Louis Golomb, s. 10. 
[10]Chusiri Chamoraman. (1988). “A Group of Thai Muslims Who Were Amongst the Earliest Settlers of Songkla”, In The Muslims of Thailand, Vol. 1, Historical and Cultural Studies, (eds.) Andrew D.W.Forbes, Centre for Southeast Asian Studies, Bihar (India):Soma Rkasan, s. 47. 
[11]Wayne A. Bougas “Patani in the Beginning of the BVII Century”, Archipel, Volume 39, 1990, p. 115; D.G.E. Hall, A History of Southeast Asia, 4.Baskı, Hampshire: MacMillan, s. 339.

PATANİ - Tarihi Perspektiften Tay-Patani İlişkileri

Günümüzde Thailand Krallığı’nın güney eyaletlerini çevreleyen coğrafyanın adı olmanın yanı sıra, bir eyalete de adını veren Patani, tarihte aynı adla anılan bir Sultanlıktı. Söz konusu bu sultanlık 1390 yılında, Budist Siam ve MüslümanMalay dünyasının kesişme noktasında kurulmuş ve 20.yüzyıl başına (1902), yani Tayland Krallığı’nca ilhak edilene kadar varlığını sürdürmüştür.

Kurulduğu ilk yıllardan itibaren kuzeyde Siam’la sınırı olan Patani’nin siyasi varlığı bu güçten bağımsız ele alınamaz. İki devlet arasındaki ilişkeler, Güneydoğu Asya devlet geleneğine uygun olarak vasal-efendi ilişkisine konu olmuştur. Bu ilişkinin niçin Patani aleyhine nüksettiği ise önemlidir.Genelde Malaya Yarımadası’nda kurulmuş Sultanlıklar, özelde de Patani’nin kuruluş temelleri askeri temelden uzak, teritoryal genişleme hedefi gütmeyen yapılardır. Bunun Malay halklarının siyasi bilincinin boyutlarıyla açıklanabileceği gibi, siyasi yapıların teşekkülünün su yolları üzerinde ticarete egemenlik noktasında ortaya çıkması da kayda değer bir nedendir. Öte yandan, Siam Krallığı ise denizci bir devlet olmaktan ziyade, kara devletidir ve Hint-Çin’inde doğmuş siyasi ve dini geleneklerden beslenmiştir. Bu anlamda kendisini kuzey, batı ve doğusundaki devlet siyasi yapıların tehditi altında hissetmesi güvenlik siyasetini öncellemesine neden olmuştur.

Güney sınırındaki Müslüman Malay siyasi yapılarıyla ilişkisi ise bu bölgenin dışardan gelebilecek herhangi bir saldırı karşısında tampon bölge olma özelliğiyle açıklanabilir.Bununla birlikte, Patani’nin fırsat buldukça Siam siyasi ve askeri gücüne karşı çıktığı dabilinmektedir.Örneğin, 1560’lı yıllarda Sultan Muzaffer Şah, Ayutha merkezine saldırı düzenlemiş ancak başarılı olamamıştır.[1] Bu bağlamda, ilk gözlemlerin Hollandalıların bölgeye ulaştığı 1630’lara dayanmaktadır. Bu tarihlerde, Hollanda, Patani’ni ile sorunlar yaşayan Siam yönetimine yardım amacıyla Batavya’dan gemiler göndermişti.[2] Gene bu dönemde Patani’nin savaşçı gücünü göstermesi açısından bir başka veri 1629 yılında Malaka’ya saldıran Açe güçlerine karşı kurulan ittifakta yer almasıdır.[3]

Bu noktada yukarıda değindiğimiz efendi-vasal devlet ilişkisini hatırlatmak ve bunun niteliği üzerinde durmakta fayda var. Bu topraklarda koruyucu-vasal devlet ilişkisi ‘yıkıcı/yok edici’ bir ilişki olarak nüksetmemiştir. Bölge siyasi düşünce yapısının geliştirdiği bir tür ‘siyasi etik’ olarak korumacı/itaatkâr bağlamını öne çıkarmıştır. Öyle ki, vassal devletlerin kimi zaman gönüllü olarak güçlü devletin himayesi altına girdiği, bunda da diğer saldırgan dış güçlere karşı kendi toprak bütünlüğünü koruma, hanedanlığın geleceğini iç siyasi çekişmelerden koruma gibi son derece rasyonel temellere dayandığı görülür. Bu çerçevede, Siam Krallığı, her ne kadar askeri varlığı pekiştirici bir özellik olarak ortaya çıksa da, Patani iç ilişkilerine, gelenek dini ve yaşam tarzına müdahale etmediği görülür. Bununla birlikte, iki güç arasında erken dönemde kurulan koruyucu/vasal ilişki Siam’ın askeri tasarrufuyla olduğu da bir gerçektir.[4]Buna karşılık, Siam’ın güç kaybına uğradığı her dönemde Patani bağımsızlık arzusunu yenilemiştir. Örneğin, Siam-Kedah ilişkilerinin çatışma boyutuna vardığı 1821-1838 yılları arasında zaman zaman ortaya çıkan ayaklanmalarda Patani de destek vermiş, ancak Bangkok yönetimi bu süreci askeri girişimle bastırmıştır. Bu süreçte, 1831’de liderliğini Tengku Den’in yaptığı girişim ile 1838-9’da benzer ayaklanmalar dikkat çekicidir.[5]

Siam’ın Burma Krallığı’yla bölgesel güç olma konusundaki çatışmaları bu anlamda Patani’nin siyasi egemenliğini sürdürmesini sağlayan bir dış faktördü. Öte yandan, Siam’ın güç kazandığı dönemler isesiyasi gelişmelerin Patani aleyhine olduğu görülür. Örneğin, 1820’li yıllarda Burma saldırılarını püskürten Siam yönünü güneye yani Patani, Kedah ve Kelantan’a çevirdi.[6]

Malay halklarının bu topraklara gelişine dair teorilerinden biri, erken dönemlerde Sumatra’dan gelen grupların Malaya Yarımadası’ndan kuzeye doğru göçlere dayanır. Bu süreçte, Singapur, Malaka gibi Malay Yarımadası’nın iki önemli liman şehrinin kuruluşu tamamlanmış ve ardından göçler Yarımada’nın kuzeyine doğru Siam halkının yoğun yaşadığı toprakların sınırlarına kadar devam etmiştir. Göç faaliyetinde kara yolu kadar, deniz yolculuklarının da kayda değer bir yeri olduğu düşünülebilir. Malay halklarının denizci karakteristiklerine karşılık Siam halkının kara yerleşimini tercih etmeleri iki halk arasında siyasi ilişkilerin gelişiminde de belirleyici olmuştur. Malaylar sahil boylarına yerleşirken, Siamlar kendilerine komşu gelen Malaylara görece mesafeli iç bölgelerde yerleşimler kurmuşlardır.[7]

Sultanlığın kuruluşu kimi kaynaklarca 1390’a tarihlense de bölgedeki yerleşimin İslam öncesi döneme uzandığı bilinmektedir. Bu bağlamda, İslam öncesi dönemden, Ortaçağlara ve modern döneme uzanan tarihi süreçlerde sürekli yerleşim yeri olmasıyla dikkat çeken Patani bölgesi, kuzeyde Siam/Tayland’a açılırken, doğuda Çin Denizi, güneyde Malay dünyası ile ilişkileri geliştirmiş önemli bir siyaset ve ticaret merkezi hüviyetine sahipti. Bu coğrafyada meskun halkların kuzeyde Budist Siam güneyde ise Srivijaya Krallığı’nın siyasi ve ekonomik mücadeleleri arasında kaldıkları da bir vakıadır. Bu noktada, erken dönem Siam Sukhothai Krallığı’nın güneye nüfuzu, Srivijaya Krallığı (7-13. yüzyıllar) üzerindeki hakimiyeti sonrasında 13. yüzyılda gerçekleşmiş, özellikle bir ticaret merkezi de olan Ligor’un Patani, Singora (Songkhla), Kedah, Kelantan ve Trengganu gibi yerleşim yerlerindeki Malay toplulukları üzerinde siyasi nüfuzu ortaya çıkmıştır.[8]Bu efendi-vasal ilişkisi temelde yıllık vergi ödeme ve savaş dönemlerinde insan kaynağı tedariki şeklinde tezahür etmiştir.Öte yandan, halk kültürel ve dini inançlarını sürdürmede serbestti.[9] Zaten bu yüzyıl Srivijaya’nın genel itibarıyla tarih sahnesinden çekildiği yüzyıl olarak da bilinmektedir.

Burada şu saptamayı da yapmakta fayda var. Sultanlık döneminde siyasi hakimiyet alanı, bugün Tayland Krallığı’nın güney eyaletini teşkil eden dört eyaletle, yani Narathiwat, Pattani, Yalave Songkla sınırlı değildi. Bugün nüfus plânlaması veya iç göçlerle Müslüman nüfusun sadece yarısını oluşturduğu Satun, gene günümüzde Malezya toprakları içerisinde yerini alan Perlis, Kelantan, Terengganu eyaletleri de Patani Sultanlığı’nın siyasi ve teritoryal alanına dahildi. En azından bu yönetim birimleri arasında yakın bir ilişkinin olduğunu söylenebilir.Bununla birlikte Hall, Kelantan’ın Patani’ye bağlı vasal bir devlet olduğunu söyler.[10]Geçmişte siyasi, ekonomik ve dini ağlamlarda biririyle yakın ilişki içinde olmuş u iki bölge arasında bugün dahi bu ilişkinin varlığını dil olgusunda bulmak mümkün.Patani’de konuşulan Malay dili Kelantan ile yakın benzerlik göstermektedir.[11]Bir diğer yakın ilişki sebebi ise Kelantanlı hocaların bir bölümünün ailevi bağlarının Patani’ye uzanmasında ortaya çıkar.[12]

Tarikh Patanive Sejarah Kerajaan Melayu Patani(Patani Malay Sultanlığı Tarihi) adlı eserlerde bu hususa değinilerek, İslam öncesi dönemde Kedah, Patani, Senggura, Ligor (bugünkü Nakom Srithamaraj veya Nakhonsrithammarat) ve Chahya’nın bir tek siyasi yönetime bağlı olduğu vurgulanır.[13]Bu eserlerde, bugünkü Patani şehrinin bulunduğu limanın özellikleri konusunda bazı ayrıntılara değinilmekte ve bu çerçevede şehirde ticaretle meşgul olan topluluklar arasında Cavalı, Balili, Bugis, Hintli, Arab, Çinli ve Khmerliler zikredilmektedir.Doğu ve Güneydoğu Asyalı bu halkların yanı sıra, Ortadoğu’dan Arap ve Farsi tüccarların Hint Okyanusu’nu aşıp Patani’ye ulaştıkları da vurgulanmaktadır.Bu kitlelerin dini inançlarına değinilerek Hintli ve Çinlilerin putperest, Arap ve Farsilerin ise ateşe taptıkları vurgulanıyor. Ticari faaliyetin temeli deniz ulaşımı olmakla birlikte, özellikle fil kafileleriyle Kedah’a ulaşan kara yolu faaliyetinin olduğu da anlaşılmaktadır. Bu seyahatin yaklaşık iki ay sürdüğü ifade ediliyor.[14]Kedah’ın Bengal Körfezi’ne açıldığı dikkate alındığında Hindistan’la olan ticarette önemli bir aktarma organı rolü gördüğü aşikârdır.Şehrin bölge halklarını çeken bu ticari özelliği 1516’da ilk Portekiz gemisinin bölgeye nüfuzuyla birlikte farklı bir veche kazandı.Sultan, Portekizlilerin ticaret yapma talebine olumlu karşılık vermesiyle Patani limanı Avrupalı gemici ve denizcilere de açıkbir uluslararası liman haline geldi.[15]

Malaya Yarımadası ile Siam topraklarının keşistiği coğrafyada bulunması Patani’ye ayrı bir değer katıyordu. Bu anlamda Malaka ve Sunda Boğazları çevresinde siyasi varlık sürmüş İslam sultanlıklarının farklı din ve kültür yapıları ile olan ilişkileri dikkate alındığında Patani’nin ayrı bir yeri olduğuna kuşku yok. Hint-Çin’i denilen toprak parçasında veya Çin geniş toplumu içerisinde görece küçük ölçekli yapılar sunan Müslüman topluluklar bir yana bırakıldığında bir devlet yapılanmasıyla ortaya çıkan ve bu anlamda Budist çoğunluğua ev sahipliği yapan Siam’la ilişkileri önemlidir.

İngilizlerin, Penang (1784) ve Singapur’dan (1819) başlayarak Malaya Yarımadası’nda ticaretle başlayan varlıklarını siyasi olarak da genişletmeleri karşısında görülen gelişmeler Patani’de dikkat çekiyordu.Öyle ki, Siam yönetimindeki Patani topraklarında yaşayan Müslümanlar güneydeki ekonomik gelişmenin farkındaydılar.[16]Bu anlamda, 20.yüzyıl başlarında İngilizlerle-Siam yönetimi arasındaki anlaşmalar sırasında Patanili Müslümanların İngiliz yönetimi altında kalmak istemelerinin önemli bir nedeni de buydu.

Ayuthia’nın düşmesinin ardından bağımsızlık iddiasında bulunan Patani ve Kedah siam güç kazanmasıyla yeniden Budist yönetimin hakimiyet sahasına girmeye başladı. Patani’nin, Siam Krallığı’nın yeniden vassal yönetim kurma önerisini geri çevirmesi üzerine saldırıya uğradı. Siam’ın yayılmacılık politikası neticesinde 1776 yılında Patani’nin düşmesinin ardından diğer Malay sultanlıkları Siam’a bağlılıklarını ilan ettiler.Bangkok rejimi, bu Malay bölgelerini Songkla’dan yönetmeye başladı.[17]Patani’nin 1786 yılında Siam Krallığı’na bağlı bir vassal devlet olması zamanla çıkan isyanlarkarşısında askeri çözümleri gündeme getiriyordu. Bunun bir ifadesi olarak 1818 yılında Siam güçleri başgösteren ayaklanmayı bastırmasıyla Patani yedi şehre ayrıldı.Bu idari dağılımın getirdiği bir diğer yenilik ise, bu şehirlerin Komiserlik (commissioner) denilen yönetimine Bangkok’dan gönderilen Budist yöneticilerin atanması oldu. Bu idari yapılanma, 1897 Anlaşması’nın da varlığı dikkate alındığında İngilizlerin Malaya topraklarındaki Sultanlıkların Resident marifetiyle yönetilmesine benzerliği dikkat çeker. Bu yapılanmanın Patani Sultanlığı’nın mali gelirleri üzerinde de kayda değer bir etkisi olduğu görülür. Siam Yönetimi gelirlerinin artaracağını ileri sürerek, afyon çiftliklerinin birleştirilmesi politikasında Patanili yöneticileri ikna eder. Ancak birkaç yılın sonunda yöneticiler eski gelirlerini kaybetmeye başladılar. Bir diğer ekonomik yaptırım ise Bangkok’a gönderilen vergilerin toplanması işinin Patani Sultanı’ndan alıp Komiser’e havale edilmesidir. Bu noktada, verginin siyasi tanınırlık ile ilgisine değinmekte fayda var. Vergi toplanması ve tarihsel olarak Bangkok yönetimi ile siyasi eşitlik timeline dayalı ilişkinin erozyona uğraması anlamına geliyor ve Sultan artık Bangkok yönetimi nezdinde ‘eşit’ bir konumda bulunmadığını ortaya koyuyordu.[18]Bu durum, hiç kuşku yok ki, İngilizlerin Siam yönetimi üzerinde idari yapının modernizasyonundaki egemen güç olduğunu ortaya koyuyor.Bu bir anlamda, İngilizlerin böl/yönet politikalarının benimsenmesinin bir sonucuydu.Patani ile birlikte anılan Kedah’da 1832’de ortaya çıkan isyan girişimi de benzer şekilde bastırıldı.Müslüman Malayların Siam yönetiminden hoşnutsuzluğu devam ederken, yüzyılın ortasında bir yandan Fransa, öte yandan İngiltere’nin Hint-Çini ve Burma’da giderek artan siyasi, askeri baskıları Siam’ı farklı bir tehdit algısına sevkediyordu.[19]

Patani’nin kaderini belirleyecek ve bu anlamda sonun başlangıcı kabul edilecek gelişme 1897 yılında İngilizlerle Siam Krallığı arasında imzalanan gizli bir anlaşmaya dayanır. İngilizler Siam topraklarındaki ticari hakimiyetlerini yitirmeme ve Fransızların bu topraklara nüfuzunu engelleme adına Siam’ın bağımsızlığına destek veriyorlardı.Bu süreç, bir yandan da Siam idari yapılanmasında modernleşmenin yaşandığı yıllardı.İdari yeniden yapılanmanın Patani üzerinde de bir nüfuz ilişkisi doğurduğu ileri sürülmektedir.Önceki dönemlerde Bangkok-Patani arasındaki gevşek ilişki yerini Patani’nin otonom yapısını ortadan kaldıracak bir evreye bırakıyordu.[20]

20 Aralık 1902 tarihinde Patani topraklarının Siam yönetimine devri, Patani Malay Müslümanları için yepyeni bir dönem anlamı taşıyordu. Bu süreç1909’daresmi bir hüviyet kazanarak Patani, Yala, Narathiwat, Satun ve kısmen Songkla’nın içinde bulunduğu yerleşim yerleri resmen Tay yönetimine bağlandı. Bu yıl içerisinde Siam Kralı Patani bölgesinde uygulanan İslam Hukuku’nu -aile ve miras bölümü istisna olmak kaydıyla- lağvederek yerine Tay seküler hukukunu uygulamaya geçirdi.Dönemin yayın organlarında yer alan bu gelişme Patani Müslümanlarının karşı karşıya kaldıkları Siam sömürgeciliği adaletsizliğine karşı giderek artan memnuniyetsizliklerini ortaya koymaktadır. Öyle ki, “talihsiz Malayların isyana aç” oldukları vurgulanmaktadır.[21]

1921 yılında ise Müslüman öğrencilerin Tay dili öğrenmeleri zorunluluğu getirildi.Böylesine radikal kararları içeren bu süreç, Patani Malay Müslümanlarının ayaklanmalarına neden oldu. Bunun üzerine 1923 yılında Kral, Müslüman toplumun taleplerini gözetilmesini vaa’z eden bir bildiri yayınladı.[22]

1906 yılı Patani Müslümanları için farklı bir evrenin başlangıcı anlamı taşır.Bu süreçte, Patani toprakları yeni bir yönetim farklılaşmasına tabi tutuluyordu.Siam yönetimi, Pattani, Narathiwat (Bangnara), Saiburi ve Yala olarak yedi eyaleti dörde düşürüyordu. Ayrıca, İslam hukuku evlilik ve miras gibi birkaç konuyla sınırlandırılıyor ve adat uygulamalarına son veriliyor; İç İşleri Bakanlığı’nın yetkilerinin genişletilmesiyle yerel yönetimde Müslümanların siyasi gücüne darbe vuruluyordu. Bu uygulamalar, Müslüman yöneticiler yerine merkezden atanan Siamlılarla değiştirilmesiyle halk üzerindeki baskının giderek daha da artması anlamı taşıyacaktı. Patani Sultanı’nın bu gelişmeler karşısında yapabileceği pek farklı seçenek bulunmuyordu. Evlilik vasıtasıyla Kelantan Hanedanlığı’na yakınlığı olan Sultan Tun Timong, hayatının büyük bir kısmını komşu Kelantan’da geçirmek zorundakalıyordu. Öte yandan Tengku Abdülkadir Kamaruddin alternatif bir siyasi arayış içerisinde Singapur’da İngilizlerin kapısını çalıyordu. Dönemin Sömürge Valisi Frank Swettenham, Kamaruddin’in bu talebine ilkesel olarak olumlu yaklaşsa da, Londra’dan onay alamaması üzerine Patanililerin geleceği Siamlılar eline terk ediliyordu.[23]



[1]Anthony Reid. (2003). “Charismatic Queens of Southeast Asia”, History Today, June, 53, (6), s. 32.
[2]D.G.E. Hall, A History of Southeast Asia, 4. Baskı, Hampshire: MacMillan, s. 339.
[3]D.G.E. Hall, A History of Southeast Asia, 4. Baskı, Hampshire: MacMillan, s. 369.
[4]Kobkua Suwannathat-Pian. (1988). Thai-Malay Relations: Traditional Intra-Regional Relations from the Seventeenth to the Early Twentieth Centuries, Singapore: Obford University Press, s. 55-56.
[5]Kobkua Suwannathat-Pian. (1988). Thai-Malay Relations: Traditional Intra-Regional Relations from the Seventeenth to the Early Twentieth Centuries, Singapore: Obford University Press, s. 86.
[6]Clive S. Kessler. (1978). Islam and Politics in a Malay State: Kelantan 1838-1969, Ithaca: Cornel University Press, s. 41.
[7]Ibrahim Syukri. (2002). Sejarah Kerajaan Melayu Patani, Bangi: Penerbit Universiti Kebangsaan Malaysia, s. 29-30.
[8]Tome Pires, The Suma Oriental of Tome Pires: An Account of the East, From the Red Sea to Japan, Written in Malacca and India in 1512-1515, Vol. 1, New Delhi: Asian Educational Services, s. 105; Ibrahim Syukri. (2002). Sejarah Kerajaan Melayu Patani, Bangi: Penerbit Universiti Kebangsaan Malaysia, p. 29; Nidhi Eiosrivongs, Akom Pattiya, Kobkua Suvanthat-Pien, Nanthawan Poosawang. (1991). “Early Ayudhya: Foundation and Consolidation”, In Essays in Thai History, (eds.) Varunyupha Snidvongs, Southeast Asian Studies Program, Singapore: Institute of Southeast Asian Studies, s. 117.
[9]Loius Golbolk, s. 10.
[10]D.G.E. Hall, A History of Southeast Asia, 4. Baskı, Hampshire: MacMillan, s. 229; Clive S. Kessler. (1978). Islam and Politics in a Malay State: Kelantan 1838-1969, Ithaca: Cornel University Press, s. 36.
[11]Hasan Haji Mohammad Zen.(1992). “Peranan Bahasa Melayu dalam Pengajaran Islam di Selatan Thai”, In Jurnal Dewan Bahasa, Vol. 36, No. 7, Julai, s. 639.
[12]Robert. L. Winzeler. (1964). “Traditional Islamic Schools in Kelantan”, JMRAS, Vol. 48, No.1, (92), s. 92.
[13]Syaikh Ali&Syaikh Davud al-Patani.(2011). Tarikh Patani, (Çev. Tengku Ismail Tengku Chik,Tengku Arifin Tengku Chik, Islamic Culture of Patani Foundation, s. 2.
[14]Syaikh Ali&Shaikh Davud al-Patani.(2011), p. 5, 15-6; Ibrahim Syukri. (2002), s. 35.
[15]Ibrahim Syukri (2002), p. 35; D.G.E. Hall, A History of Southeast Asia, 4.Baskı, Hampshire: MacMillan, s. 199.
[16]H. Warington Smyth. (1999). Five Years in Siam (1891-1896), Vol. II, The Malay and Cambodian Peninsulas with Descriptions of Ruby Mines, Bangkok: White Lotus Press, s. 10.
[17]C. A. Seymour Sewell, (1969). “Notes on Some Old Siamese Guns”, In The Journal of the Siam Society, Vol. BV, Nendeln/Liechtenstein: Kraus Reprint, s. 17; B. J. Terwiel. (2005). Thailand’s Political History: From the Fall of Ayutthaya in 1767 to Recent Times, Bangkok: River Books, s. 73. 
[18]Margaret L. Koch. (1977). “Patani and The Development of A Thai State”, JMBRAS, Vol. 50, Part 2, No. 232, s. 70-1.                 
[19]Michel Gilqun. (2005). The Muslims of Thailand, (Tr. Michael Smithies), Chiang Mai: Silkworm Books, s. 65.
[20]Margaret L. Koch. (1977). “Patani and The Development of A Thai State”, JMBRAS, Vol. 50, Part 2, No. 232, s. 69-70.
[21]The Straits Times, 24 March 1902, Monday,  Microfilm reel  NL287, Lee Kong Chian Reference Library, s. 4.  
[22]Suria Saniwa bin Wan Mahmood. (1999). “De-Radicalization of Minority Dissent: A Case Study of the Malay-Muslim Movement in Southern Thailand, 1980-1994”, In Sama-Sama:Facets of Ethnic Relations in Southeast Asia, Quezon City: University of the Phillippines, s. 123.
[23]Michel Gilqun. (2005). The Muslims of Thailand, (Tr. Michael Smithies), Chiang Mai: Silkworm Books, s. 67.