Mehmet Özay 23.01.2026
Bu noktada, liderlerin yaptıkları açıklamaların
detaylarına baktığımızda, Batı dünyasında bir krizin yaşanmakta olduğuna kuşku
yok.
Her ne kadar, kimi liderler, gelişmeleri ABD ve AB
ilişkileri ile salt NATO bağlamında olmak üzere ikiye ayırma gayreti
sergileseler de, bunun dayanak noktasının zayıf olduğunu ileri sürebiliriz.
ABD ve AB bloğu arasındaki kırılma sadece, askeri ve
teritoryal güvenlik meselesi ile sınırlı değildir.
AB ve öngörülemezlikler
Bunun ötesinde, mevcut küresel kurumlar üzerinden
yürütülmeye çalışılan sistemin işleyişine dair keskin görüş ayrılıklarının
varlığıdır.
AB dış ilişkilerinden sorumlu Kaja Kalla yaptığı, “AB,
pek çok öngörülemezliklerle karşı karşıya...” ifadesi üzerinde dikkatle
durulmayı hak ediyor.
Kalla’nın verdiği demekte yer alan bu ifadesini, ABD ve
AB ilişkilerinde salt bir alana hasretmek yerine, çok daha temel yapısal bir
sorun veya sorunlar yumağı olduğu anlaşılıyor.
Ve Batı adına daha da kötüsü, bu sorunlar yumağının
mimarı ve sürdürücüsünün yine, Batı siyasal bütünlüğü içerisinde yer alan
ABD’den geliyor oluşudur...
Yukarıda kısaca ortaya konulan görüşü, Davos’ta gündeme
gelen bir konuşma bağlamında detaylandırabiliriz.
Zelenksy ne diyor?
Yaklaşık son bir aydır Grönland bağlamında yaşanmakta
olan bu gelişmeleri, Atlantiğin iki yakasını, askeri ve teritoryal güvenlik
ekseni çerçevesinde biraraya getiren, NATO bağlamında bir ayrışma olarak
değerlendirmek mümkün.
Öyle ki, bu yaklaşımı haklı kılmaya yetecek nedenler elde
yeterince bulunuyor.
Toplantılara iştirak eden liderler, Avrupa’daki
gelişmeler ele alınırken, hiç kuşku yok ki, Batı Yarımküresi’nde siyasal
anlamda yaşanan kırılmalar merkezi bir önem taşımaya devam ediyor.
Bu noktada, ülkesi işgal altındaki Ukrayna devlet başkanı
Volodymyr Zelensky, yaptığı konuşmada, bu hususu gayet açık bir şekilde ortaya
koyarken, Avrupa’nın bugünü ve de -en azından- yakın geleceği için olumlu
olduğu söylenemeyecek gözlemlerini paylaştı.
Zelensky, ABD başkanı Trump’ın, Grönland’a hakim olma tehditi
üzerinden yaşanmakta olan siyasal açıklamaların ardından gelinen noktayı,
Avrupa güvenliğinin zaafiyetinin açık bir göstergesi olarak değerlendiriyor.
Bununla birlikte, Zelensky, bu güvenlik zaafiyetinin
bugün ortaya çıkmadığını aksine, kendi ülkesinin içinde bulunduğu durumdan
hareketle, geçen yıl aynı Davos toplantılarında yaptığı konuşmaya atıfla aradan
geçen süre zarfında hiçbir şeyin değişmediğini ileri sürüyor.
İki farklı bağlam
Zelenksy’nin yaklaşımını, iki farklı şekilde
değerlendirmek mümkün.
İlki, 2023’den bu yana, Rusya’nın işgali dolayısıyla ve
bu süre boyunca, Avrupa Birliği’ne dahil olmaktan NATO’nun askeri varlığıyla
ülkesini işgalden kurtarmaya değin farklı politika senaryoları ‘ittifakı’
olduğu söylenen Avrupa ülkelerine ve de, ABD’ye kabul ettirememiş bir lider
olmasından kaynaklanan büyük hayal kırıklığıyla söylemini geliştirdiğidir.
Yani, Avrupa’nın, en azından bu yüzyılın başından
itibaren giderek artan şekilde Kıta güvenliği noktasında gerilemesinin bugün
geldiği noktanın şaşırtıcı olmadığını söylemeye çalışıyor.
Bu noktada durup, Avrupa Kıtası’nın siyasal, askeri ve
teritoryal güvenliğinin barometresi olarak Ukrayna’da olan bitenleri mi almak
gerekiyor?
Şayet böyle ise, ki Zelensky, doğal olarak konuşmasında
içerik ve hissiyat olarak kendi ülkesinde olan bitenden hareketle siyasal
söylemini geliştiriyor.
Kimilerince, ‘sübjektif’ olarak değerlendirilebilecek Zelensky’nin
dünkü konuşmasının, oldukça karamsar bir boyutla öne çıkmasının nedeni bu.
İkincisi ise, Zelensky’nin söyleminin NATO gerçekliğini,
objektif bir şekilde tasvir ettiği görüşüdür...
Yani, gerçekte Avrupa teritoryal ve de siyasal güvenliği
için kurumsallaştırılan güvenlik çerçevesinin yani, NATO’nun işlerliğinin kayda
değer ölçüde sorgulanmaya değer bir düzeyde bulunmasıdır.
Bunu söylerken, Trump’ın Davos’ta dün yaptığı toplantıda
Grönland konusunda bir şekilde geri adım atmasını yadsıyor değilim.
Kaldı ki, Trump’ın Grönland çıkışı ilk de değil...
Gelişmelerin detaylarına bakıldığında Trump’ın 2019
yılında Grönland’a hakim olma düşüncesini ortaya attığını hatırlatmak
gerekiyor.
Bunun ardından, ABD’de 2024 seçimleri öncesi ve ardından,
başkanlık koltuğuna oturmasıyla Trump’ın aynı söylemi tekrarladığı ortada.
Grönland ötesi
NATO içerisinde yaşanan kırılmanın Grönland ile
başlamadığı ve onunla bitmeyeceği dikkate alınacak olursa ortada, daha temel ve
yapısal bir kırılmanın olduğunu görmek gerekiyor.
Avrupa Birliği’ne mensup 27 ülke temsilcisinin dün akşam
yaptıkları toplantıda, ABD başkanı Trump’ın AB’yi veya AB üyesi ülkeleri hedef
alan politiklarını, ‘iki taraf yapısal ilişkilerinde yeni normal’ olarak
tanımladı.
Bugün, ABD ve AB arasında yaşanmakta olan kırılmanın,
NATO’ya uzanan boyutunun gayet önemli olduğuna kuşku yok.
Atlantiğin iki yakasını birbirine daha güçlü bağlarla
birleştiren gelişme, 2. Dünya Savaşı sonrası güvenlik süreçlerinde ortaya çıkan
NATO’dur.
Hatırlayalım...
Amerikan toplumunda 2. Dünya Savaşı’nın, “bu bizim
savaşımız değil, ne işimiz var?” söylemiyle karşı çıkanların o dönem ortaya
koyduğu söylemin bugün bir şekilde, Trump yönetimince gündeme alındığını göz
ardı etmemek gerekir.
ABD ve AB sadece teritoryal ve askeri güvenlikle sınırlı
olmayan içinde küresel ekonomik yapılanmaların da olduğu gelişmeler dikkate
alındığında ortada, kayda değer bir görüş ayrılığının olduğuna kuşku yok.
Ayrışmanın merkezinde ise 20. yüzyıl ikinci yarısında
kurumsallaşan ve ABD ve AB’nin öncülüğünde ortaya konulan yapıların bugün aynı
siyasal kulüp içerisinde yer alan iki blok arasında gayet önemli bir ayrışmaya
konu olmasıdır.
Bu durum, küresel yeni düzen argümanı ile ortaya çıkan
ABD’nin, küresel düzenin tesisinin ilkeler üzerinden inşa edilmesini savunan AB
arasında yaşanan farklılaşmalardır.
Bugün bu gelişme, Batı’nın güvenlik stratejisinin
temelini oluşturan NATO bünyesinde yaşandığına tanık oluyoruz.
Batı’nın kendi içinde tecrübe etmekte olduğu ayrışmanın
iki bloğu nereye götüreceğini önümüzdeki dönemde özellikle başkan Trump
liderliğindeki ABD yönetiminin alacağı kararlarla belirleneceğini söylemek
yanlış olmayacaktır.
https://guneydoguasyacalismalari.com/tr_tr/nato-natoya-karsi-nato-against-nato/

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder