29 Ocak 2026 Perşembe

NATO NATO’ya karşı / NATO against NATO

Mehmet Özay                                                                                                                             23.01.2026

Dünya Ekonomi Forumu 2026 Davos toplantılarında, yaklaşık son bir aydır Avrupa gündemini belirleyen konuların öne çıktığı anlaşılıyor.

Bu noktada, liderlerin yaptıkları açıklamaların detaylarına baktığımızda, Batı dünyasında bir krizin yaşanmakta olduğuna kuşku yok.

Her ne kadar, kimi liderler, gelişmeleri ABD ve AB ilişkileri ile salt NATO bağlamında olmak üzere ikiye ayırma gayreti sergileseler de, bunun dayanak noktasının zayıf olduğunu ileri sürebiliriz.

ABD ve AB bloğu arasındaki kırılma sadece, askeri ve teritoryal güvenlik meselesi ile sınırlı değildir.

AB ve öngörülemezlikler

Bunun ötesinde, mevcut küresel kurumlar üzerinden yürütülmeye çalışılan sistemin işleyişine dair keskin görüş ayrılıklarının varlığıdır.

AB dış ilişkilerinden sorumlu Kaja Kalla yaptığı, “AB, pek çok öngörülemezliklerle karşı karşıya...” ifadesi üzerinde dikkatle durulmayı hak ediyor.

Kalla’nın verdiği demekte yer alan bu ifadesini, ABD ve AB ilişkilerinde salt bir alana hasretmek yerine, çok daha temel yapısal bir sorun veya sorunlar yumağı olduğu anlaşılıyor.

Ve Batı adına daha da kötüsü, bu sorunlar yumağının mimarı ve sürdürücüsünün yine, Batı siyasal bütünlüğü içerisinde yer alan ABD’den geliyor oluşudur...

Yukarıda kısaca ortaya konulan görüşü, Davos’ta gündeme gelen bir konuşma bağlamında detaylandırabiliriz.

Zelenksy ne diyor?

Yaklaşık son bir aydır Grönland bağlamında yaşanmakta olan bu gelişmeleri, Atlantiğin iki yakasını, askeri ve teritoryal güvenlik ekseni çerçevesinde biraraya getiren, NATO bağlamında bir ayrışma olarak değerlendirmek mümkün.

Öyle ki, bu yaklaşımı haklı kılmaya yetecek nedenler elde yeterince bulunuyor.

Toplantılara iştirak eden liderler, Avrupa’daki gelişmeler ele alınırken, hiç kuşku yok ki, Batı Yarımküresi’nde siyasal anlamda yaşanan kırılmalar merkezi bir önem taşımaya devam ediyor.

Bu noktada, ülkesi işgal altındaki Ukrayna devlet başkanı Volodymyr Zelensky, yaptığı konuşmada, bu hususu gayet açık bir şekilde ortaya koyarken, Avrupa’nın bugünü ve de -en azından- yakın geleceği için olumlu olduğu söylenemeyecek gözlemlerini paylaştı.

Zelensky, ABD başkanı Trump’ın, Grönland’a hakim olma tehditi üzerinden yaşanmakta olan siyasal açıklamaların ardından gelinen noktayı, Avrupa güvenliğinin zaafiyetinin açık bir göstergesi olarak değerlendiriyor.

Bununla birlikte, Zelensky, bu güvenlik zaafiyetinin bugün ortaya çıkmadığını aksine, kendi ülkesinin içinde bulunduğu durumdan hareketle, geçen yıl aynı Davos toplantılarında yaptığı konuşmaya atıfla aradan geçen süre zarfında hiçbir şeyin değişmediğini ileri sürüyor.

İki farklı bağlam

Zelenksy’nin yaklaşımını, iki farklı şekilde değerlendirmek mümkün.

İlki, 2023’den bu yana, Rusya’nın işgali dolayısıyla ve bu süre boyunca, Avrupa Birliği’ne dahil olmaktan NATO’nun askeri varlığıyla ülkesini işgalden kurtarmaya değin farklı politika senaryoları ‘ittifakı’ olduğu söylenen Avrupa ülkelerine ve de, ABD’ye kabul ettirememiş bir lider olmasından kaynaklanan büyük hayal kırıklığıyla söylemini geliştirdiğidir.

Yani, Avrupa’nın, en azından bu yüzyılın başından itibaren giderek artan şekilde Kıta güvenliği noktasında gerilemesinin bugün geldiği noktanın şaşırtıcı olmadığını söylemeye çalışıyor.

Bu noktada durup, Avrupa Kıtası’nın siyasal, askeri ve teritoryal güvenliğinin barometresi olarak Ukrayna’da olan bitenleri mi almak gerekiyor?

Şayet böyle ise, ki Zelensky, doğal olarak konuşmasında içerik ve hissiyat olarak kendi ülkesinde olan bitenden hareketle siyasal söylemini geliştiriyor.

Kimilerince, ‘sübjektif’ olarak değerlendirilebilecek Zelensky’nin dünkü konuşmasının, oldukça karamsar bir boyutla öne çıkmasının nedeni bu.

İkincisi ise, Zelensky’nin söyleminin NATO gerçekliğini, objektif bir şekilde tasvir ettiği görüşüdür...

Yani, gerçekte Avrupa teritoryal ve de siyasal güvenliği için kurumsallaştırılan güvenlik çerçevesinin yani, NATO’nun işlerliğinin kayda değer ölçüde sorgulanmaya değer bir düzeyde bulunmasıdır.

Bunu söylerken, Trump’ın Davos’ta dün yaptığı toplantıda Grönland konusunda bir şekilde geri adım atmasını yadsıyor değilim.

Kaldı ki, Trump’ın Grönland çıkışı ilk de değil...

Gelişmelerin detaylarına bakıldığında Trump’ın 2019 yılında Grönland’a hakim olma düşüncesini ortaya attığını hatırlatmak gerekiyor.

Bunun ardından, ABD’de 2024 seçimleri öncesi ve ardından, başkanlık koltuğuna oturmasıyla Trump’ın aynı söylemi tekrarladığı ortada.

Grönland ötesi

NATO içerisinde yaşanan kırılmanın Grönland ile başlamadığı ve onunla bitmeyeceği dikkate alınacak olursa ortada, daha temel ve yapısal bir kırılmanın olduğunu görmek gerekiyor.

Avrupa Birliği’ne mensup 27 ülke temsilcisinin dün akşam yaptıkları toplantıda, ABD başkanı Trump’ın AB’yi veya AB üyesi ülkeleri hedef alan politiklarını, ‘iki taraf yapısal ilişkilerinde yeni normal’ olarak tanımladı.

Bugün, ABD ve AB arasında yaşanmakta olan kırılmanın, NATO’ya uzanan boyutunun gayet önemli olduğuna kuşku yok.

Atlantiğin iki yakasını birbirine daha güçlü bağlarla birleştiren gelişme, 2. Dünya Savaşı sonrası güvenlik süreçlerinde ortaya çıkan NATO’dur.

Hatırlayalım...

Amerikan toplumunda 2. Dünya Savaşı’nın, “bu bizim savaşımız değil, ne işimiz var?” söylemiyle karşı çıkanların o dönem ortaya koyduğu söylemin bugün bir şekilde, Trump yönetimince gündeme alındığını göz ardı etmemek gerekir.

ABD ve AB sadece teritoryal ve askeri güvenlikle sınırlı olmayan içinde küresel ekonomik yapılanmaların da olduğu gelişmeler dikkate alındığında ortada, kayda değer bir görüş ayrılığının olduğuna kuşku yok.

Ayrışmanın merkezinde ise 20. yüzyıl ikinci yarısında kurumsallaşan ve ABD ve AB’nin öncülüğünde ortaya konulan yapıların bugün aynı siyasal kulüp içerisinde yer alan iki blok arasında gayet önemli bir ayrışmaya konu olmasıdır.

Bu durum, küresel yeni düzen argümanı ile ortaya çıkan ABD’nin, küresel düzenin tesisinin ilkeler üzerinden inşa edilmesini savunan AB arasında yaşanan farklılaşmalardır.

Bugün bu gelişme, Batı’nın güvenlik stratejisinin temelini oluşturan NATO bünyesinde yaşandığına tanık oluyoruz.

Batı’nın kendi içinde tecrübe etmekte olduğu ayrışmanın iki bloğu nereye götüreceğini önümüzdeki dönemde özellikle başkan Trump liderliğindeki ABD yönetiminin alacağı kararlarla belirleneceğini söylemek yanlış olmayacaktır.

https://guneydoguasyacalismalari.com/tr_tr/nato-natoya-karsi-nato-against-nato/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder