Mehmet Özay 15.01.2026
Japonya’da, yeni bir erken seçim kapıda...
Başbakan Takaichi 19 Ocak’da Temsilciler Meclisi (Diet)
fesh edeceği açıklanırken, seçimin 8 Şubat’ta yapılması bekleniyor.
Japonya’da, son beş yıldır iktidara gelen hükümetlerde
yaşanan siyasal istikrarsızlığı sona erdirmenin adı olarak öne çıkan başbakan Sanae
Takaici, yeni yılla birlikte, tıpkı seleflerinin olduğu gibi erken seçim kararı
alması şaşırtıcı değil.
Ancak bu sefer, seçimin nedenleri ve hedefleri
öncekilerden kayda değer ölçüde farklılık taşıyor.
Normal şartlarda, Temsilciler Meclisi için 2028
Sonbahar’ında yapılması beklenen genel seçimlerin, erkene alınması konusunda
başbakan’ın önemli bir karar gücü bulunuyor.
Bu noktada, Takaichi’nin, tıpkı sabık başbakan Ishiba
Shigeru’nun izinden gitmekte olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.
Farklılıklar
Bununla birlikte, 4 Ekim 2025’de önce Liberal Demokrat
Parti’de (Liberal Democrat Party-LPD), başkanlığına ve ardından,
başbakanlık koltuğuna oturan Sanae Takaichi’yi bu karara sevk eden bazı önemli
gelişmeler bulunuyor.
Bu süreçte, Takaichi’yi diğerlerinden ayıran bazı önemli
gelişmeleri yabana atmamak gerekiyor.
Bunların başında önceki başbakanlardan ayıran temel, güçlü
siyasal karakteri ile sahip olduğu kamuoyu desteğidir.
Bu özellikleriyle, başbakan Takaichi ve LPD yönetiminin
bir yandan mevcut koalisyon yapısının muğlaklığını aşmak öte yandan, partinin
kaybettiği oyları geri alarak eski siyasal gücüne yeniden kavuşma gibi temel
hedefleri bulunuyor.
Güçlü karakter
Parti içi yarışta ve
ardından, mecliste Japonya Yenilikçi Partisi (Nippon Ishin) ile yeni
ittifak oluşurulması sürecinde Takaichi’nin dikkat çeken özelliği, güçlü bir
siyasal karakter sergilemesidir.
Bunu, kısa sürede Çin’le ilişkilerde o döneme kadar,
‘örtük ulusal güvenlik politikası’ olarak bilinen “stratejik
belirsizlik” (strategic ambiguity) olgusunu bir parlamento konuşmasında ifşa
etmesini, güçlü siyasal karakterinin bir ifadesi olarak değerlendirmek mümkün.
Öyle ki, bu söyleminin ardından, Çin’den ve Japon ulusal
siyaset çevrelerinden gelen taleplere rağmen, Takaichi’nin bu açıklamasından
geri adım atmaması bu anlamda, bir diğer önemli göstergedir.
Hedef tek başına iktidar (mı?)
Bununla birlikte, yukarıda kısaca dikkat çekildiği üzere,
Takaichi’nin güçlü siyasal karaktere sahip olduğu hatırlandığında, erken seçim
alma kararının, mecliste LDP’nin tek başına iktidarını sağlayama yönelik bir
çıkış olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.
Şu an itibarıyla, hükümet koalisyonu 465 sandalyeli Temsilciler
Meclisi’nde, 233 milletvekiline sahip.
Takaichi’nin başbakanlığı ile birlikte, LPD ile 26 yıldır
iktidar ortağı olarak yer alan merkezdeki Komeito’nun bu birlikteliğe son
vermesi önemli bir gelişmeydi.
Takaichi, hükümeti kurma konusunda çözümü, Japon
Yenilikçi Partisi’yle sürpriz denilebilecek bir koalisyonla kurmakta buldu.
Bununla birlikte, Yenilikçi Parti lideri ve Osaka valisi Yoshimura
Hirofumi’nin kabinede yer almama kararı, siyasal gözlemciler tarafından ‘gevşek
koalisyon’ olarak adlandırmalarına neden oluyor.
Bu gelişmeler dikkate alındığında, Takaichi’nin, partisi
LPD’nin tek başına hükümet olmak amacıyla 233 milletvekili çıkarma arzusunda
olduğunu söylemek doğrudur.
Buna ilâve olarak böylesi bir adım, yukarıda dikkat
çekilen Takaichi’nin güçlü siyasal karakteriyle örtüşen bir özelliktir.
LPD’nin, 2024 seçimlerinde 199 milletvekili çıkarmış
olması ve bugün, gizli/açık ortaya konulan 233 hedefi arasında gayet ciddi bir
açık olduğunu gösteriyor.
Ancak, girişte dikkat çekildiği üzere, Takaichi’nin bir
anlamda yenilikçi siyasal tutumu ve genç seçmenin bu tutuma verdiği olumlu
tepki, LPD yönetim çevrelerince önemseniyor olmalıdır.
Bunun ilk adımı olarak, daha önce Japonya Yenilikçi
Partisi’nden ayrılan ve bağımsız vekil olarak mecliste yer alan üç
milletvekilini LPD’ye kazandırmasını göz ardı etmemek gerekir.
Mecliste, LPD’nin sayısal üstünlüğünü sağlamaya yönelik
bu girişim, uygulanış biçimi açısından Yenilikçi Parti’yi memnun etmese de,
Takaichi’nin kendinden emin siyasal kişiliğinin bir başka ifadesi olarak
değerlendirilmeyi hak ediyor.
Bu adımın hükümet ortağı Yenilikçi Parti’de, Takaichi’ye
karşı uyandırdığı ‘siyasal şüphe’nin yanı sıra, reformcu yaklaşımlarıyla
bilinen bu parti ile muhafazakâr yönelimli LPD arasında siyasal gen
uyuzmazlığını da yabana atmamak gerekiyor.
Karar genç seçmende
Takaichi’nin başbakanlıkta henüz iki ay yeni dolarken,
bazı kamuoyu araştırmalarına göre, halk desteğinin yüzde 60 ilâ yüzde 70
arasında olması, Japonya’da siyasal gözlemciler tarafından ‘olağanüstü’ bir
gelişme olarak yorumlanıyor.
Ve söz konusu bu desteğin genç seçmenden gelmesi -benzeri
ülkelerdeki yönetimlerin aksine, Japonya’da başbakan Takaichi’nin siyaset
dünyası ve seçmen arasında önemli bir sinerji yakaladığı anlamına geliyor.
Söz konusu bu seçmen grubunun önceki birkaç seçimde,
merkez-sağ ‘Halk için Demokrasi Partisi’ (Democratic Party for the People-DPFP)
ve milliyetçi popülist eğilimleriyle bilinen Sanseito’ya oy vermiş
olduğu dikkate alındığında, yaşanan bu dönüşümde Takaichi faktörünün
belirleyiciliğine şüphe yok.
Genç seçmenin bu siyasal eğiliminin, LPD açısından önceki
başkanlar döneminde kaybedilen desteğin geri gelişi anlamına geliyor.
Takaichi’nin erken seçim kararının ardında, bu faktörün
dikkat çekici bir yeri olduğunu yadsımamak gerekir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder