4 Ocak 2026 Pazar

Myanmar, seçimler ve varoluşsal politika / Myanmar, elections and existantial politics

Mehmet Özay                                                                                                                             02.01.2025

Belirsizliklerle tanımlanan yaşadığımız dönemde, ulus-devletlerin varlığının sorgulanması, bu sürecin içeriklerinden ve özelliklerinden birini oluşturuyor.

Ulus devletlerin, kendi halklarına yönelik ilgileri ya da ilgisizlikleri sadece, siyasal anlamıyla öne çıkmıyor. Myanmar örneğinde olduğu üzere, varoluşsal bir boyuta değin uzanan süreçleri içeriyor...

Birlik yoksunluğu

Myanmar’da, son 25 yılın gelişme süreçlerinden en sonuncusu olarak ele almak gerektiğinde, 2021 yılı 1 Şubat’ında yaşanan askeri darbeden bu yana, ülkenin askeri diktatöryal rejimle yönetiliyor olması, neredeyse kanıksanmış bir durumu teşkil ediyor.

Aradan geçen dört yıllık süre, 2011 yılında başlayan, ‘yeniden demokratikleşme’ sürecinin akamete uğratılmasıyla sınırlı olmayan, aksine belki de, ülkenin geleceği için var olan tüm umutlarında sona ermesi anlamına gelmesiyle dikkat çekiyor.

Tıpkı, diğer Güneydoğu Asya ülkeleri gibi çok etnikli, çok dilli bir ülke olma özelliğine sahip olan Myanmar’da, toplumsal birliği tesis edecek ortak alanların oluşturulamamış olması, egemen bir etnik yapı olan Bamar’ların sürekli ve devamlı olarak güç tesisinde bulunmalarına neden oluyor.

Burada bir düzeltme yapmak gerekirse, aradan geçen süre zarfında Bamar’lar adına hareket eden ordunun ve destekçilerinin demek daha doğru olacaktır.

Bununla birlikte, 2011-2021 yılları arasında, Bamar-odaklı yapılanmaya başlanan demokratikleşmeye doğru eğilimin yeniden ve ciddi bir şekilde akamete uğramasında, Bamarların rolünü göz ardı etmemek gerekiyor...

Demokrasi dendiğinde...

Batı Avrupa siyasal geleneğinin oluşturduğu bağlamlar dikkate alındığında, 2011-2021 yılları arasında yaşananlar, Myanmar’daki tecrübenin bu gelenekle ne denli bağlantılı olup olmadığı sorgulanabilir.

Bu sorgulamaya rağmen, hem içerden ve hem dışardan gözlemciler, katılımcılar, araştırmacılar tarafından ‘olgunlaşması’ beklenen demokratik yapılanmanın, 2021 yılı 1 Şubat’ında maruz kaldığı darbe 1980’li, 1990’lı yıllar tecrübesinin bir kez daha tekrarlanmakta olduğunu ortaya koyuyordu.

Silahlarını kendi halkına çeviren Tatmadaw’ın, yani Myanmar ordusunun hakimiyetinin sıradan bir güç değişimi olmadığı, Myanmar örneğinde, çok daha net bir şekilde ortaya konduğunu söylemek mümkün.

Öyle ki, 2021 darbesinden bu yana ülkenin sivil savaşı yaşıyor olması bugün yapılmakta olan ve adına ‘demokratik’ denilen seçimin cunta rejiminin kurmacası olmaktan öte bir anlam taşımadığının ifadesidir.

Bu kurmacanın bir diğer yanında ise, sayısı 40’ı bulan siyasi partinin yasaklanması, Halk Partisi (People’s Party) gibi birkaç siyasal yapı göz ardı edildiğinde, cunta rejiminin desteklediği Birlik Dayanışma ve Kalkınma Partisi (Union Solidarity and Development Party-USDP) tekelinde yürütülen bir sürecin varlığını ortaya koyuyor.

Yeniden ‘kırılgan’ demokrasi

25 Ocak’ta tamamlanması beklenen ve ilk etapı 28 Aralık Pazar günü başlayan genel seçimler vesilesiyle, bu gelişmenin Myanmar’a ne getirip getirmeyeceği konusu bugünlerde yine tartışma konusu olarak gündemde.

Bir öncesi seçimle kıyaslandığında, sandık başına gidenlerin oranının yüzde 52 civarında olması adına demokrasi denilen siyasal olgunun Myanmar halkı nezdinde neye tekabül ettiğinin sorgulandığının bir ifadesi olarak değerlendirmek gerekiyor.

Seçime katılım oranının düşüklüğü, 2021 darbesi sonrasında ülke dışına çıkan ve bugün muhalefeti oluşturan bazı siyasilerin kurduğu Ulusal Birlik Hükümeti (National Unity Government-NUG) yetkililerinin halkın seçimleri boykot etmesi yönündeki çağrısının, bir şekilde karşılık bulduğunu da gösterdiğini söyleyebiliriz.

Ülkenin merkezi şehirlerinde halkın, ‘korku’yla sandık başına gitmek zorunda kaldıklarını da göz ardı etmemek gerekiyor...

Bamarların yaşadığı bölgelerin dışındaki etkin yapıların çoğunlukta olduğu bölgelerde cunta rejiminin herhangi bir varlığının olmaması dolayısıyla, ‘demokrasi oyunun’da söz konusu bu bölgelerde, olası olumlu bir gelişmeyi beklemek mümkün gözükmüyor.

Bu durumda, seçimlerin sadece ülkenin özellikle, orta bölgelerindeki şehir ve kasabalarla sınırlı olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

1 Şubat 2021 darbesiyle, o dönem yeni bir hükümet kurmaya hazırlanan, bir dönem kendisini Demokrasi Kraliçesi olarak adlandırdığım -yaşı 80’a dayanmış olan- Ang San Suu Kyi’nin ömür boyu hapis cezası devam ederken, adına muhalefet denilebilecek yapının hangi lider tarafından yapılaştırılacağı veya kurumsallaştırılacağı da bir başka sorunu teşkil ediyor.

Bu durum, 1980’lerin ikinci yarısından itibaren, ülke demokrasisinin umudu olarak ortaya çıkan veya çıkartılan Suu Kyi’nin, siyaset meydanındaki varlığına güç kullanılarak son verilmesi, bugün yaşanmakta olan yeniden demokrasi tecrübesinin kırılganlığının baş ucunda yer alıyor.

2021 darbesinin ardından, küresel gelişmeler ekseninde bakıldığında, dönemin karşı çıkışçı popülerliğinin de etkisiyle, ülkenin dört bir yanını çevreleyen etnik yapılarla silahlı mücadeleye merkezde muhalif konuma itilen sivil unsurların da iştirak etmelerine tanık olundu.

Ve bu unsurların başında Suu Kyi’nin lideri olduğu Ulusal Demokrasi Birliği (National League Democracy-NLD) mensupları da bulunuyordu.

O dönem, sürgün hükümeti kurmalarının ardından, silahlı mücadeleye de tedrici olarak katılmaları bugün ulusal siyaseti yeniden ‘demokratikleştirmeye’ yönelik çabada kimin, hangi sosyal grupların, hangi demokratik haklarla mücadele edip, ne tür siyasal taleplerle ortaya çıkacağı ve demokrasi mücadelesine katılacağına dair gayet ciddi soruların gündeme getirilmesine neden oluyor.

Mevcut rakamlara bakılacak olursa darbeden bu yana, ülkenin para brimi Kyat’ın yüzde 80 değer kaybetmiş olması, Güneydoğu Asya’nın gayet önemli doğal kaynaklara sahip ülkesinde halkın ne tür bir sınavla karşı karşıya olduklarının bir diğer göstergesidir.

Myanmar’da beş yıl sonra önlerine yeniden ‘sandık’ konulan Myanmarlıların ne tür bir demokratik seçim yapacaklarını sorgulamanın ne türden bir anlam içerip içermediği sorgulanmayı hak ediyor.

https://guneydoguasyacalismalari.com/tr_tr/myanmar-secimler-ve-varolussal-politika-myanmar-elections-and-existantial-politics/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder