Mehmet Özay 10.01.2026
Bir tatil günü trene, otobüse binip ya da motosikletinize
atlayıp, herhangi bir kırsal bölgeye doğru yapacağınız yolculuk, söz konusu bu
çok kültürlülük olgusunun kendinde, otantik, tarihsel ve geleneksel yapıların
korunaklığıyla size kapılarını açar.
Birkaç cümle ile ifade etmeye çalıştığım bu olguda, romantisizm
olarak adlandırılabilecek bir yaklaşım, güçlü bir şekilde kendini ortaya koyduğuna
kuşku yok.
Adına çok kültürlü,
çok dinli, çok dilli sıfatlarıyla anılan bu toplumda, söz konusu bu unsurların,
oluşmasına katkıda bulunan farklı toplum kesimlerinin gerçekte, adına zenginlik
denilebilecek bu unsurları, bu şekilde algılayıp algılamadığı veya farklı
toplum kesimlerinin bu farklılıklar çerçevesinde kendilerini, büyük toplumun
parçası hissedip hissetmedikleri elbette araştırılmaya, anlaşılmaya değerdir.
Böylesi bir
araştırmanın ilk aşaması olarak, dışardan-içerden gözlemin, farklı bir algıyı
oluşturma ihtimali bulunuyor.
Bir başka ifade
ile söylemek gerekirse, söz konusu topluma dışardan bakan veya dışarlıklı
kimliği ile bu topluma yaklaşan ile bizatihi, toplumun kendinde bir ögesi olan
kişi ve toplumsal gruplarca aynı topluma bakış ve algılayışta derin bir
ayrışmanın olduğunu söylemek mümkün.
Bir toplumsal zenginlik ifadesi olarak gündeme getirilen
olgular toplamının, dışarlıklı bir kişi için ya da, bu olgular toplamına
dışaran bakabilen bir kişi için, açıkçası -yukarıda dile getirdiğim şekilde-
romantisizme kaçan bir yönün doğal bir şekilde gündeme geldiği iddia edilebilir.
Bununla birlikte, ilgili toplumun derinliklerine yani,
toplumsal gerçekliğinin oluşum süreçlerine, yapılaşmasına, kurumsallaşmasına
nüfuz edilmeye başlandığında, söz konusu bu zenginlik ile anılan büyük topluma,
gerçekte gizli/açık egemen olan unsurlar ve kurumlar ile bu egemen unsurlar ve
kurumlar karşısında, kendini dışarda bulan ya da hisseden toplumsal unsurlarla karşılaşılmaması
mümkün değildir.
Ve buna paralel olarak, bu nüfuz sürecinin öznesi olan
kişi veya kişilerin zamanla, ilgili toplumsal gerçeklikte kendini, kasıtlı veya
kasıtsız dışta bırakılmış ya da, böylesi bir algıyı gizli/açık hisseden
toplumsal yapılarla da karşılaşması olasılıklar içerisindedir.
İlgili toplumsal gerçekliğe nüfuz ile birlikte, yukarıda
dikkat çekilen ve birbirine paralel ilerlediğini ileri sürdüğüm iki temel
olgusallık ile girişte dile getirdiğim ve başına, ‘çok’ niceliksel ifadesi
getirilerek ortaya konulan toplumsal olguların bir gerçeklik boyutu kadar, aynı
zamanda var olan gerçekliği manipüle etmeye yönelik bir bağlamı da olduğu
yadsınamaz.
Geçenlerde, Tanjung Malim’e yaptığım bir gezi, böyle bir
düşüncenin gündemime gelmesine neden oldu.
Noel tatilini hafta sonuyla birleştirip şehirden çoktan
kaçanlara sonradan eklenerek, yolumu Perak Eyaleti’nin (Negeri Perak)
Tanjung Malim kasabasına düşürdüm.
Tanjung Malime’e yıllar önce de gitmiş ve keyifli bir gün
geçirmiştim...
Bu sefer, çoluk çoluk çıktığımız yolculuk sakin
atmosferi, hafta sonu, şehirlerarası yolun tatil sürecinde eklemlenen yeni
müdavimleriyle artan ivmesine rağmen, kuzey-güney istikametinde uzanan ve bizi
kuzeye doğru götüren ‘highway’de sakin sakin alınan ve bir buçuk saat
süren yolculuğun ardından, yolun Tanjung Malim’e kıvrılışıyla birlikte kırın,
kırsalın yanı sıra, girişte bahsettiğim çok kültürlülük, çok dillilik, çok etniklilik
olguları da yavaş yavaş belirlemeye başladı.
Bu olguları yapısal olarak ortaya koyan unsurların
başında, hiç kuşku yok ki, insan profili, fiziki çevre, tavır-davranış vb.
unsurlar oluşturuyor.
Bu durum, öncelikle ana caddeler ile kasabanın ana
arterleri dışındaki sokaklarında beliren irili ufaklı tapınaklar, ibadethaneler
yapısal, mimari, estetik, rengârenk, dingin sıfatlarıyla anılmayı hak eden
unsurlarla var olan, maddi ve bu maddi kültürel unsurların inşacısı olan ilgili
toplum kesimlerinin, birbirine eklemlenerek oluşturduğu bir zenginliğin dışa
vurumu olarak karşımıza çıkıyor.
Bunlardan bazılarına kısaca baktığımızda, şöyle bir
manzara karşımıza çıkıyor...
Farklı etnik veya ırksal yapının, ten rengi ile kendini belirgin
kılışına tanık olunuyor...
Tapınaklar ve konut mimarisinde, inanç farklılaşması ile
belirli bir inanç ekseninde, farklı mezhebi yaklaşımlar ortaya çıkıyor.
Başta restoran, kafe gibi modern ile her türünden ‘mamak’
gibi geleneksel yeme-içme mekânları olmak üzere envai türden ve irili ufaklı
mesleklerin icra edildiği, bir başka şekilde söylemek gerekirse küçük
esnafların dükkânlarının isimlerinde, sahiplerinde, müşterilerinde, ürünlerinde
türlerinde netleşen bir ayrışma gündeme geliyor.
Yanına yaklaştığınızda duruş, ifade, söylem, dil ile tüm
tavır ve davranış bütünlüklerini sizinle ister istemez paylaşanlar, size
farklılığı pür insani biçimiyle hissettiriyor.
Evet... Tanjung Malim’de, gün boyu devam eden gezimizde
bu farklılıkları, mümkün olduğunca kasıtlı ve canlı bir şekilde yaşamaya
çalıştık.
Tanjung Malim’e kıvrımıyla birlikte kasaba merkezine
giden yol boyunca ağaçlar arasında kırmızı meyveleriyle hemen dikkat çeken salkım
salkım rambutanların cazibesi karşısında tezgâhına yaklaşarak rambutan
aldığımız orta yaşlı Çin’li bey...
Krem rengine boyanmış ve irili ufaklı dini motifleri,
heykelleri ile bütünüyle bir farklılığı ortaya koyan anıtsal olduğu hissi
uyandıran bir Hint tapınağına göz atış...
Uzaktan sarı kubbesiyle dikkat çeken ve böylece, dini
kimliğini ortaya koyan Cami’yi ziyaret...
Ana cadde üzerinde kiremit rengiyle ve de ana bina
göevdesi üzerine işlenmiş dev ‘haç’ ile bir Protestan (Methodist) kilisesi...
Son dönem sömürge yönetimince Malay öğretmen
yetiştirilmesi amacıyla kurulan, öğretim üyeleri ve öğrencileriyle ağırlıklı
olarak Malaylara hizmet etmeye devam eden ve mimari olarak Malay ve İngiliz
(Avrupa) tarzı binalarıyla dikkat çeken Sultan İdris Eğitim Koleji (Sultan
Idris Training College-SITC)...
Eşi ve çocuğuyla tezgâhında ‘düryan’ aldığımız ve
sohbetimizin karşılığı olarak bize ‘kampung durian’ hediye eden Tamil kökenli
genç adam...
‘Mamak’ında öğle yemeği yediğimiz, ‘pür’ Malay
olmadığı izlenimi veren bir teyze...
Geleneksel kahvehanesinde leziz kahvesini içtiğimiz
Çin’li amca...
İlgili toplum kesimlerine mensup bireylerle, gündelik
yaşamın olağan akışı içinde gerçekleşen iletişimin, bir dışarlıklı olarak bana
verdiği duygu, anlayış, farkındalık belki bir anlamda bilgi ile, bu bireylerin
içinde yer aldıkları geniş toplumda kendilerini ait hissedişleri, anlayışları
arasında önemli bir fark olduğunu söyletebilecek olgular bulunuyor.
https://guneydoguasyacalismalari.com/tr_tr/cok-sifatiyla-anilan-kultur-ve-ayrisma/

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder