17 Aralık 2025 Çarşamba

Sumatra’da ‘doğal afet’, acil yardım ve sorumluluk / ‘Natural disaster,” emergency aid, and responsibility in Sumatra

Mehmet Özay                                                                                                                             16.12.2025

Kriz adı Müslüman toplumlar için pek de yabancı değil. Her daim, bir tür krizle karşı karşıya kalmak sürpriz olmuyor bu toplumlar için.

Ya bir ulus devlet içerisinde azınlık konumundaki Müslüman kitlenin maruz kaldığı zulüm ve işkence, aynı ulus-devlet sınırları içerisinde birbirleriyle savaşa kadar varan mücadelelere konu olan sekteryen yapılar veya komşu ülkelerin doğrudan teritoryal işgaline, ya da küresel güçlerin ekonomik işgaline maruz kalan Müslüman toplumlar.

Arakan’ı, Sudan’ı, Patani’si, Keşmir’i, Uygur’u, Mısır’ı, Filistin’i, Pakistan’ı, Hindistan’ı, Suriye’si, Irak’ı vs. bahsi geçen gruplar içerisinde zikretmek zor olmayacaktır.

Öte yandan, tarihi süreçlere bakıldığında, aslında olan bitenin sürpriz değilde, bir şekilde kanıksanmış, kökleşmiş, kemikleşmiş gerçeklikler olduğunu söylemek gerekiyor.

Burada Müslüman toplum-Müslüman olmayan toplum arasında, keskin, katı bir ayrım yapmak niyetimde değilim.

Kastım, adına Müslüman denilen toplumların kendi sorunlarına ne tür cevaplar üretemediklerine dikkat çekmek.

Bu toplumların karşılaştığı bir diğer kriz ise, adına ‘doğal afetler’ denilen süreçler.

Teknolojik gelişmelerin seviye kaydetmesi ve genişlemesiyle birlikte, bir yandan çeşitli alanlarda yararlılığına kuşku olmayan teknik işler, araç gereçler, yatırımlar vs. aynı zamanda Müslüman toplumların yaşam alanlarını tarümar etmede, bir vasıta kılınmasıyla krizin adı veya sorumlusu olarak karşımıza çıkıyor.

‘Doğal afet’

Son dönemde yaşanan ve adına, ‘doğal afetler’ denilen süreçlerde, Güneydoğu Asya’nın Malay dünyası bölümünde yaşananlar buna en son örnek mahiyetinde.

Konuyla ilgili geçenlerde kaleme aldığım yazıda dile getirmiştim...

Muson iklimi olarak bilinen ve bölgede yıl içerisinde iki dönem etkili olan hava koşullarının bugün gelip dayandığı nokta ve etki gücü, ‘doğal afet’ sınıflandırmasının dışında etkileriyle gündeme geliyor.

Aslında, bu durumun uzun süredir var olduğunu söylemek yanlış olmayacak.

Bugün, özellikle bölge ve küresel medyada dikkat çektiği üzere ortaya çıkan durum, Sumatra Adası’nın Hint Okyanusu’na yakın bölgelerinde yani Kuzey Sumatra, Batı Sumatra ve Açe Eyaletleri’nde yaşanan gelişmelerdir.

İlginçtir, bu üç bölgeyi birbirine bağlayan gayet önemli tarihi ve toplumsal süreçlerin olması, burada yaşayan toplumların, bir kez daha aynı kader birlikteliğinde yer aldıklarına tanık olunuyor...

Dün ne olmuştu?

‘Doğal afet’ ya da ‘doğal felâket’ denildiğinde, o dönem tanımlamalarıyla ‘yüzyılın felâketi’ olarak da anılmış olan 2004 yılındaki tsunamiydi.

Sumatra’da, bugün yaşanan gelişmeler ise, tusaniminin hemen ardından, sahil bölgesinde bıraktığı izlerin hemen hemen aynısı denilebilecek şekilde, bu sefer iç bölgelerde, dağlık alanlar dahil, nehir yataklarına yakın bölgelerde ortaya çıkmasıyla dikkat çekiyor.

2004’de afetin merkezi Singkel, Meulaboh, Chalang, Lhong, Lhogkna, Banda Açe, Krureng Raya, Sigli vs. iken ve bugün Tamiang, Aceh Timur, Aceh Utara, Bireun, Takengon, Beutong...

Şöyle kabaca baktığımızda tsunamiden bu yana 20 yıl geçtiğine göre son yirmi yılda, doğusundan batısına neredeyse, Açe’nin tüm bölgelerinin, ‘doğal afetler’den payını aldığını söylemek mümkün.

Diğer bölgelerde, bu gelişmelerin benzerlerinin olmadığı söylenemez...

Örneğin, bunlardan birine... 2009’da Batı Sumatra’da yaşanan deprem ve bölgedeki yağışların da etkisiyle birkaç köyün nasıl bir tepenin altında kaldığına tanık olmuştum...

Her yağmur mevsiminde köyleri, kasabaları hatta şehir merkezlerini basan sel sularının ve bu süreçlerin ne anlama geldiğini sorgulamak için illâ ki, uluslararası medyada haber olmasını beklemek gerekmiyor...

Küresel hareket/siz/lik

2004 yılındaki gelişme Açe Eyaleti’nde önemli yıkımlara konu olurken, dönemi itibarıyla ulusal ve küresel bir hareketliliği de beraberinde getirmişti.

Adına, insani yardım denilen olgu zirve yapmış ve o güne değin görülmemiş bir nitelik ve nicelik düzeyine ulaşmıştı.

Endonezya merkezi hükümeti yine o dönem, savaş nedeniyle dünyaya kapalı olan Açe’ye uluslararası yardımların ulaştırılması için önemli bir baskıya maruz kalmıştı.

Yaraların dindirilmesinde, yaşanan bu sürecin önemli bir payı olduğu bugün yazılı, sözlü kaynaklarda yer almaktadır.

Bugün, aynı bölgede, Kuzey ve Batı Sumatra Eyaletleri’ni de alacak şekilde ortaya çıkan ‘doğal afet’in, 2004’den belirgin farkının belki, bugün insan kayıplarının düşüklüğü olduğunu söylemek mümkün.

Bugün, Endonezya merkezi hükümeti yaşanan ‘doğal afet’ sonrasında uluslararası yardım çağrısı yapmadı.

“Hayır!”

Hatta, yaşanan ‘doğal afetin’ büyüklüğüne rağmen, ‘acil durum ilân etmedi’... Yardım yapmak isteyen ülkelere de, başkan Prabowo’nun ağzından, ‘Hayır’ cevabını verdi.

Ancak, afetin hemen ardından, verilere göre ikinci günü, Malezya’dan Açe’ye yapılan yardım tam da olması gerekene işaret ediyordu.

Merkezi hükümet bölgede ne olabileceğini fark etmiş olmalı ki, akabinde kapılarını uluslararası yardıma açmayacağını duyurdu.

Devlet başkanı Prabowo Subianto, bir etkinlikte yaptığı konuşmada, ‘afet bölgesi’ne yapılan merkezi yardımlara dikkat çekerek “dış yardıma muhtaç olmayan bir ülkeyiz” mesajını veriyordu...

Bununla birlikte, bugün örneğin, aradan geçen iki haftaa rağmen, Açe bölgesi hala yardım için talepkar durumda...

Malezya’da yaşayan Açe toplumu üyelerinin topladıkları 500 ton yardım, Açe’ye ulaştırılamıyor...

Açe Eyalet Yönetimi, merkezi yönetime, acil yardım sürecinin yürütülebilmesi için 11 Aralık’a talepte bulunduğu 92 milyar Rupiah maddi destek için cevap almayı bekliyor..

Yaşanan ‘doğal afet’in havadan çekilmiş, yerden çekilmiş görüntülerine bakıldığında, olan bitenin ‘sıradan bir sel felâketi’ olmadığını anlamak zor değil...

Ortada doğal bir etkinin olmasına rağmen, bu etkinin hissedilirliğinin bu boyuta çıkmasında insan faktörünün, yerel yönetimlerin, ulusal kurumların, özel sektörün bölgede neler yaptığına ya da yapmadığına da yakından bakmak gerekiyor...

Gözler şimdi kesilen ormanlar, açılan tarım arazileri, şirketlere sunulan maden alanları vs. üzerinde.

Açe’nin, Kuzey Sumatra’nın, Batı Sumatra’nın afetlerle tecrübesinin burada biteceğini sanmak ise şu halde oldukça muhal...

https://guneydoguasyacalismalari.com/tr_tr/sumatrada-dogal-afet-acil-yardim-ve-sorumluluk-natural-disaster-emergency-aid-and-responsibility-in-sumatra/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder