22 Aralık 2025 Pazartesi

Endonezya: devlet, doğal afet ve toplumsal hissediş / Indonesia: state, natural disaster and social sentiment

Mehmet Özay                                                                                                                             21.12.2025

Endonezya’nın Sumatra Adası’na bağlı, özellikle üç eyaletinin maruz kaldığı ‘doğal afet’ sonrası tartışmalar sürüyor.

Tartışmaların bir yanında, afet bölgelerine yardım ulaştırılıp ulaştırıl/a/maması kadar, devlet başkanı Prabowo Subianto’nun, yaşanan dev yıkımlar karşısında niçin ulusal felâket ilân etmediği ve niçin uluslararası yardımlara kapı aramaladığı konusu bulunuyor.

Özgüven

Başkan Prabowo’nun özgüvenine diyecek bir şey yok...

Ancak gönül isterdi ki, başkan Prabowo’nun “Biz kendi kendimize yeteriz!” bağlamına gelen söylemin siyasal, kurumsal, pratik ve somut yönleri de olsaydı.

Oysa yaşanan süreçte gerek bireysel gözlemler, ulusal politikada öne çıkan yorumlar ve gerekse de uluslararası çevreler nezdinde gündeme gelen yaklaşımlar, yaşanan ‘doğal felaket’ karşısında, merkezi hükümetin verdiği mesajların doğru olup olmadığının açıkça tartışılmasına neden oluyor.

Özellikle, Sumatra Adası’nın kuzeyindeki üç eyaleti, yani Batı Sumatra -Padang bölgesini-, Kuzey Sumatra -Medan ve çevresini- ve Açe Eyaleti -özellikle orta, doğu ve kuzey bölgeleri- vuran ‘doğal afet’ sonrasında bölge toplumlarının yaşamakta olduğu gerçeklik (pascabencana) merkezi hükümetin ve de başkan Prabowo’nun yaklaşımlarını doğrulamıyor.

“Uluslararası arası yardıma ihtiyacımız yok”

Prabowo’ya bu söylemi sarf ettiren, yaşanan ‘doğal afetin’ ardından, adını zikretmediği komşu ve dost ülkelerden gelen uluslararası ve anlamına gelen yardımda bulunma önerileriydi.

Prabowo’nun, gelen yardım tekliflerini nazikçe geri çevirmesine neden olan acaba, kendisine hemen bir gün içerisinde sunulan ‘felâket raporları’ ve ülkenin söz konusu ‘felâketin’ altından kalkabileceğine dair kurumsal donanıma sahip olduğu yönündeki bir diğer rapor mu olduğu akla geliyor.

Konuyla ilgili geçenlerde kaleme aldığım ilk yazıda dile getirdiğim üzere, yaşanan ‘doğal afetin’ 2004 yılındaki deprem ve tsunaminin yol açtığı maddi hasardan geri kalır yanı bulunmadığı yönündeydi.

Bunu bir öngörü veya bir önyargı ile ortaya koymamıştım...

Aksine, daha felâketin izleri kamuoyuna pek fazla yansımadığı ilk birkaç gün, bizzat yakınlarımızın da içinde bulunduğu bölgedeki insanların can hıraş içinde bulundukları duruma tanık olmamdı bunu bana söyleten.

Evlerinin çamurlu sular altında kalmasına ya da yakınlarındaki tepenin evleri üzerine çökmesine ramak kala kurtulanlar ile aynı bölgede ve aynı mekânda komşu evlerin sahiplerinin sular altında kalması, canlarını kurtarsalar bile, ev-barkın yanı sıra ve ekonomik kaynaklarının ortadan kalktığına şahit oluyorduk.

Günlerce ailelerinden haber alamayan yakın dostlar ile evi-barkı sular altında kalan ancak derdi,  “Toplumuma, acaba nasıl yardım ederim?” olan bazı dostların da motosikletlerine, arabalarına atlayıp ve gidilen bölgelerde yol-iz olmaması nedeniyle, çoğunlukla yürüyerek kırsaldaki köylere yaptıkları arama-tarama çalışmalarıyla karşılaştıklarını bizlerle paylaşmaları oluşturuyordu.

Benar Meriah, Muara Dua, Pidie Jaya, Langkahan, vb. yerlerden gelen bu paylaşımları bugünlerde hâlâ devam ederken, ilginçtir ne fotoğraf karelerinde ne video çekimlerinde yardım çalışmaları yapan resmi unsurlara rastlanmıyor!

Açe’den yükselen talep ve rasyonalite

Temelde, Açe yerel yönetiminin yani, Açe Valiliği’nin uluslararası yardım talebinin ardında, böylesi bir temel gerçeklik yer alıyor.

Merkezi hükümet veya eyalette bulunan çeşitli resmi kurumlar imkanlarını ‘seferber etmiş’ olduklar söylenmesine ve bu konuda şüphe olmamasına rağmen, bu imkânların ne denli sınırlı olduğu ortaya konulan görsel belgelerle kanıtlanıyor.

Felâket mağdurlarının kendi başına terk edilmişlikleri hissi, sadece yaşanan felâketi, ‘bir kader’ olarak değerlendirip geçiştirilebilecek bir olgu değil.

Bunu, en iyi bilen kişinin asker kökenli olan Prabowo’nun bizzat kendisinin bilmesi gerekiyordu...

Batı Sumatra ve Kuzey Sumatra eyaletlerinin aksine, 2004 yılı tsunami tecrübesine sahip olan Açe’de Valilik ve halkın uluslararası yardım taleplerini gündeme getirmelerini sebep aslında, tam da buydu.

Bir başka ifadeyle söylenecek olursa, Açeliler hem siyasi kanallar hem de halk katmanlarında yaşanan felâketin büyüklüğünü değerlendirebilecekleri bir örnek bulunuyordu önlerinde.

Anis Baswedan tepkisi

Başkan Prabowo’nun tüm taleplere karşın uluslararası yardım kanallarını harekete geçirmemiş olması karşısında ulusal politika çevrelerinden de tepkiler gelmekte gecikmedi.

Özellikle, 2024 başkanlık yarışında büyük ümitler bağlanan ancak başkan seçilemeyen Anis Baswedan, başkan Prabowo’nun yukarıda dikkat çektiğim söylemi üzerine, alaycı veya polemik olmayan, aksine gayet rasyonel çıkarımlarla Başkan’ın argümanlarının yanlışlığını ortaya koyan açıklamalar yapıyordu.

Ulusal felâket ilân etmeme konusundaki ısrarına rağmen başban Prabowo’nun ulusal imkânları özellikle de ordu ve polis güçlerini harekete geçirmesi, aslında yaşananların ulusal boyutta bir felâket olduğunun filii olarak ispatı anlamına geliyordu.

Şayet yaşanan felâket, yerel ve bölgesel düzeyde olsaydı, söz konusu üç eyaletin resmi makamları, bu üç eyaletteki sivil kuruluşlar kendi imkanlarıyla yaşananların üstesinden gelirlerdi.

Ancak, yaşananlar, ulusal felâket boyutunda olması, aradan geçen birkaç haftaya rağmen, insanların çok temel ihtiyaçlarının giderilememiş olduğuna tanık olunuyor.

Acil yardım değil, kapsamlı program

Prabowo’nun açıkça cevap vermediği en önemli konu, hiç kuşku yok ki, alt yapı kaynakları ile toplumun önemli bir bölümünün geçim yollarının yeniden nasıl onarılacağı, yeniden yerine nasıl konulacağıdır.

Öyle ki, yıkılan köprüler, yataklarından taşan nehirlerin ortadan kaldırdığı ana yollar, suların alıp götürdüğü veya kullanılamaz hale getirdiği evler, resmi kurumlar, camiler vs., tarumar olan tarım alanları, küçük boy hayvan işletmeciliği yapanların kayıpları, köy ve kasabalardaki küçük esnaf vb. yönetimden cevap bekliyor...

Jasaba ve şehir merkezlerine değin hissedilen elektrik ve su yokluğu hiç kuşku yok ki, tıpkı benzeri süreçlerde olduğu gibi/ önemli bir kamu sağlığı tehdidini gündeme getiriyor.

Söz konusu tüm bu yıkımın nasıl onarılacağı, kime nasıl bir yardım plânı yapılacağı konuları muğlaklığını koruyor.

Evet, Prabowo hükümeti, mali bir paketi gündeme getirdi...

Ancak, her üç eyalet bu yardımları ne şekilde paylaşacağı kadar, gerçekte sahada olan bitenle karşısında yerel yönetimlerin bu işin üstesinden gelebilecek yeterlilik ve kapasitede olup olmadıkları soruları ciddi bir önem arz ediyor.  

Asker kökenli olması nedeniyle söylemlerinde sıklıkla orduya ve polise gönderme yapan Prabawo’nun acaba bir ulus-devletin işleyişine dair bürokratik mekanizma unsurlarından ne kadar haberdar olup olmadığı sorusu akla geliyor.

Felâket süreçlerinde çoklu eylem planı olmadıkça bu süreçleri yönetebilmek mümkün değildir.

Öyle anlaşılıyor ki, Batı Sumatra, Kuzey Sumatra ve Açe Eyaletleri’nde bir süredir tanık olunan da bu...

Uzmanların dediklerine kulak kabartacak olursak, yaşanan felâketin neden olduğu alt yapı sistemlerinin yeniden imarı meselesinin, yıllar alacak boyutta olduğu söylemi olan biteni asker ve polis kuvvetlerini harekete geçirerek çözülebilmekten uzak olduğunu bir başka açıdan ortaya koyuyor.

https://guneydoguasyacalismalari.com/tr_tr/endonezya-devlet-dogal-afet-ve-toplumsal-hissedis-indonesia-state-natural-disaster-and-social-sentiment/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder