19 Şubat 2026 Perşembe

Bangdaleş’te demokrasi umudu ama nasıl? / Hope for democracy in Bangladesh, but how?

Mehmet Özay                                                                                                                             16.03.2026

Bangladeş’te, 13 Şubat’ta yapılan seçimi ve ortaya çıkan sonucu, kayda değer bir değişimin ilk işareti olarak görme konusunda aceleci olunmaması gerekiyor.

Seçimi kazanan veya kazandırılan ‘Bangladeş Milliyetçi Partisi’nin (Bangladesh Nationalist Party-BNP), ülkenin 1971’deki bağımsızlığından bu yana, temelde iki rakibi bulunduğunu hatırlamak gerekiyor.

Bu hususa aşağıda değineceğim...

Seçimle ne isteniyor?

Genel seçimle birlikte, ülke siyasal yaşamının yeniden yapılandırılması konusunda da, seçmenin görüşüne başvuruldu.

Bu anlamda, seçmenden hangi alanda karar vermesi istendiği konusu, aslında tam da, ülke siyasal yaşamındaki kargaşanın ne olduğunu bize göstermeye yetiyor.

Anayasa da yapılması beklenen değişimler başbakanların görev süresinin iki dönemle sınırlandırılması, iki meclisli yapı, kadın vekillerin sayısı gibi alanları içeriyor...

Seçmen, iktidarı BNP’ye verirken, bu alanlardaki değişiklikleri de, onayladığını bizatihi oylarıyla teyit etmiş oldu...

Bir seçim sonucu olarak bu gelişmeyi, olumlu görmek mümkün...

Ancak, yapısallıkla sınırlı olan bu değişim çağrısı ve olası değişim sürecini bizatihi kurtarıcı olarak görmek için önemli bir zaman dilimine ihtiyaç var.

Örneğin, ülkenin modern tarihinde kurulan hükümetlerin Şeyh Hasina ve Begum Ziya gibi iki kadın başbakan arasında -bir anlamda- monopolleştirilmesinin kadın seçmene, kadın sorunlarına, kadın üzerinden toplumsal yaşama ve demokrasiye ne tür katkısı olup olmadığı sorgulanmadan, mecliste kadın temsilcilerin niceliksel artışını öne çıkartmanın pek bir anlamı bulunmuyor.

Ya da izahı bir başka şekilde yapacak olursak, ekonomik ve siyasal yolsuzluklara maruz aklan Bangladeş’te, siyasal sistemin zirvesinde yer alan iki ismin Şeyh Hasina ve Begum Ziya gibi iki kadın liderin söz konusu gelişmelerden ne denli soruml uolup olmadığını sorgulamadan ‘kadın merkezli’ siyaset yapma biçimini kurtarıcı bir olgu olarak sunmak rasyonel bir tutum olarak gözükmüyor.

Sorunun salt ‘kadın’la ilgili bir yönü olmadığını da belirteyim...

Benzer bir eleştirel söylemi diğer siyasiler, siyasi partiler, toplumsal gruplar için de, gayet rahat bir şekilde dile getirmek mümkün.

Siyasal yapı ve diğerleri

Bunun ötesinde, Bangladeş’te uzun dönemli olarak yaşanan sorunu, salt siyasal yaşam çevresinde örgütlenen partiler, parlamento ve hükümet yapısı ile sınırlandırmak mümkün değil.

Temelde, bu alanda ortaya çıkan kayda değer sorunların ülkenin toplumsal yapıdaki dinamikler, eğitim ve dünya görüşü ile bunların bileşiminden teşekkül eden siyasal bilincinin, doğrudan yansıması olduğunu hatırlamak gerekiyor.

Bu nedenle, Bangladeş’le ilgili son dönemde kaleme aldığım yazılarda, ne 2024 yılında ortaya çıkan toplumsal tepkiler ve ayaklanmaları, ne düne kadar “geçici hükümet” sıfatıyla ülkede taşları yerli yerine koymayı hedefleyen siyasi yapıyı, ne de geçen hafta yapılan seçimleri ve sonuçlarını kayda değer değişimin izleri olarak görülebilir.

Nihayetinde, siyasal bilince sahip -veya sahip olmayan- seçmenin, siyasi organizasyonların, siyaset dışı kurumların vb. belirleyiciliğinin arzu edilen siyasal değişimin gerçekleştirilmesinde başat ve belirleyici rol oynadığını unutulmamalıdır.

Ekonomi’nin ötesi

Bu hususla ilgili olarak, ülkenin sorunlarına dair yapılan açıklamaların içinde yer alan işsizlik, yatırımcı güveni vb. gibi ekonomi alanıyla bağlantılı olguların ilk sırayı almasının dahi, temelde anlamla bir yaklaşıma tekabül etmediğini söylemeliyim.

Sorunun ekonomik dar boğazdan öte, ekonomi kurumunu ve bununla ilintili alanların yönetiminin yapısal niteliklerinin, ne olup olmadığıyla ilgilidir.

Bunu kısaca, bazı gözlemcilerin de dile getirdiği üzere, “kurumsal hesap verilebilirlik” kavramı ile açıklamak mümkün.

Ancak, ben bu kavramın ‘kurumlarla’ ilişkilendirmenin ötesinde, Bangdaleş toplumunda yer alan her bir bireyin, böylesi bir bilince sahip olup olmadığını gündeme getirerek sorgulanması gerekiyor.

BNP

Giriş’de dile getirdiğim üzere, bugün iktidar kolduğuna oturmuş veya oturtulmuş olan BNP’nin, biri doğal diğeri gizli iki rakibi bulunuyor.

Rakiplerden biri yani, doğal olanı, Halk Partisi’dir (Awamie League). Ve rakiplerden gizli olanı ise ordu’dur...

BNP için, bu iki rakip arasında da, temelde bir ayrışma olduğu da vurgulanmalıdır.

Halk Partisi’nin, ana rakip olduğuna kuşku bulunmuyor.

Bu durum, zaten ülkenin kısa modern siyasal tarihine göz atıldığında, kendini gayet net bir şekilde ortaya koyan bir gerçeklik.

13 Şubat seçimlerine katılımı yasaklanmış olan Halk Partisi’nin, ulusal barışın tesisi adına yakın bir gelecekte yeniden siyasal sisteme katılımına imkân tanınması, dün var olan çatışmacı politikanın yeniden başlaması anlamına gelecektir.

BNP ile ordu arasındaki ilişkinin ise dünkü boyutu, en azından 2008’den itibaren yaşanan gelişmeler noktasında, Halk Partisi’nin iktidarının devamlılığıyla ortaya çıkan yönüdür.

Bir başka ifadeyle söylemek gerekirse, Şeyh Hasina hükümetlerinin en önemli destekçisinin ordu olmasıdır...

BNP ve ordu arasındaki ilişkide bugün yani, 13 Şubat seçimleriyle belirlenen bir boyutu var.

Öyle ki, ynı ordu kurumunun, 2024 Temmuz’undaki toplumsal ayaklanmalarda taraf değiştirmiş ve bugün, BNP iktidarının tesisine olanak tanımış olması gayet manidardır.

Bu durum, Bangladeş’te, hangi siyasi parti iktidar olursa olsun, bir sonraki seçim sürecinin hazırlığı aşamasında, iktidar olan ilgili parti taraftarlığıyla ve ordu kurumu arasında kayda değer bir ilişkinin varlığını ortaya koyuyor.

En azından, ülkenin bağımsızlığından bu güne kadar seçim süreçlerinde yaşanan kargaşanın ve ordunun müdahalesine kadar varan anarşinin görünürlük kazanmasında, bu olgunun bulunduğunu biliyoruz.

13 Şubat seçimleriyle birlikte seçmenin görüşüne sunulan anayasal değişimlerin yukarıda dikkat çekilen süreci sona erdirip erdirmeyeceğine önümüzdeki dönemde tanık olacağız.

İlginçtir, -yanılmıyorsam- öne sürülen anayasal değişimlerde ordunun, siyasal ve toplumsal yaşamdaki rolüne dair herhangi bir açılıma rast gelmiyoruz...

https://guneydoguasyacalismalari.com/tr_tr/bangdaleste-demokrasi-umudu-ama-nasil-hope-for-democracy-in-bangladesh-but-how/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder