24 Eylül 2018 Pazartesi

Eğitim Ahlakı / Ethics of Education


Mehmet Özay                                                                                                 Eylül 2018

Eğitim olgusu, her dönem gündemde olan bir konu olarak dikkat çekmektedir. Eğitim ahlakı ise, bu geniş eğitim olgusu içerisinde vaz geçilemez bir öneme sahiptir. Ancak, bu durumun günümüz özelde eğitim dünyası, genelde toplumsal ilişkilerdeki karşılığının ne olduğu üzerinde durulmayı gerektirmektedir. Bu çerçevede, eğitim olgusu alt yapı, müfredat, hedefler gibi çeşitli alanlarıyla sadece sanıldığının aksine, sözde az gelişmiş veya gelişmekte olan toplumlarda değil, gelişme kategorilerinde epeyce mesafe kat etmiş toplumlarda da bir sorun teşkil etmektedir.

Ancak, genelde karşılaşıldığı üzere bu sorunun odağına, eğitim süreçlerinin bireyleri maddi hedefler ve kazanımlara ulaştırmada ihtiyaç duyulan donanımların temininde başarılı olup olmadığı konulmaktadır. Aynı zamanda, pratikte ortaya konulan bilinçli güdümlemelerle, eğitimin gayesi sanki neredeyse bu tek nedensellik üzerine inşa edilmektedir. Oysa bu durum, eğitimin temel bir alanını, belki de var oluşunu temsil eden eğitim ahlakı olgusunun dışlanmasıyla bir tür tezada işaret etmektedir.

Eğitim ahlakını yadsımaya yönelik böylesi bir durumun, içinde yaşanılan modern dönemin veya yüksek modernliğin veyahut da onun aşıldığı iddiasındaki post-modern döneme içkin olan iktisadi ve sosyal koşullandırmaların bir etkisinin olduğuna kuşku yok. Tam da burada, eğitim ahlakı olgusunun, Batı toplumlarını ne kadar ilgilendirdiğini de göz ardı etmeden, özellikle Doğu toplumlarında neye tekabül ettiğinin üzerinde durulması gerekmektedir.

Bu bağlamda, eğitim kurumunun, yukarıda zikredilen modern döneme özgü bir toplumsal yapı olduğu yönündeki genel kanı ve düşüncenin rolü unutulmamalıdır. Bu durumda, modern iktisadi ve sosyal yapılaşmaların eğitim kurumu üzerinde tesis ettiği baskı ve basınç, eğitim ahlakı olgusunun ne eğitim kurumlarında ne de kamuoyu nezdinde bir karşılık bulmasına neden olmaktadır.

Bunda, kuşkusuz ki, içinde yaşadığımız dönemin modern olmasının ve bu dönem insanının kendini maddi gelişmenin büyüsüne kaptırarak, algılarını öncelikle ve giderek bu zamanla sınırlandırmaya matuf eğiliminin kayda değer bir yeri vardır. Ancak bu durumda, çağdaş insanın zaman ve mekân noktasında bir unutkanlıkla malul olduğu da gözden kaçırılmamalıdır. Oysa, modern denilen dönem insanlık tarihinin görece kısa bir zaman dilimine tekabül etmektedir.

Bu noktada, erken modern dönemde ortaya konulan çabaların ve bunların eğitim kurumları vasıtasıyla orta ve uzun vadede gündeme gelen sonuçlarının çağdaş toplumlarda akıl tutulmasına yol açtığına, geçen yüzyılın devasa sorunlarla yüklü ortamında tanık olunmuştu. Ve bugün bu süreçten pek fazla ulaşılmadığı da gözlemlenmektedir. Bu noktada, eğitim ahlakını öncelleyen bir tutumun geliştirilmesi ihtiyacı ortadadır. Bunun için, eğitim kurumları ile sınırlandırılmayan, aksine ilgili tüm toplumsal kurumların içinde yer alacağı bir yapı gündeme getirilmelidir.

Açık Medeniyet, Sayı 7, Eylül-2018, Yıl 1, s. 19. www.acıkmedeniyet.com


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder