14 Ağustos 2026 Cuma

Açe’de, barış’ın 20. yılı / 20th Anniversary of peace in Aceh

Mehmet Özay                                                                                                                             15.08.2026

Yirmi yıl toplumların tarihinde belki, kısa bir süreye tekabül ediyor.

Ancak, günümüz modern ya da post-modern toplumlarında yirmi yıl, hızla yaşanan değişim süreçlerine konu olmasıyla dikkat çekiyor.

Tıpkı, özellikle, son birkaç nesildir dünya toplumlarının, -en azından- azımsanmayacak bir bölümünün tecrübe ettiği üzere, değişimin hızı bizi, 20 yıllık sürecin önemli olduğunu hatırlatıyor.

Bu noktada, Helsinki Barış Antlaşması’nın 20. yıldönümü olan bugün, dönüp aradan geçen yirmi yıllık sürece baktığımızda, bu anlaşmanın ne tür değişimlere neden olduğu, ne tür yeni süreçleri ortaya çıkardığı, ilgili anlaşmaya taraf olanların birbirlerine karşı ne tür tutum, davranış ve düşüncelere evrildiğini durup düşünmek gerekiyor.

Bu kısa yazının bu hususları kapsamlı bir şekilde ele almasını beklemek mümkün değil.

Bununla birlikte, en azından bu yönde bir dileği yerine getirmenin gerekliliğini paylaşmanın önemine kuşku bulunmuyor.

Bu çerçevede, bu kısa yazıda, daha çok birtakım soruları gündeme getirmenin kâfi olacağını düşünüyorum.

Açe’de barış

Söz konusu bu anlaşmayla kast ettiğim, 15 Ağustos 2015 tarihinde Endonezya merkezi hükümetiyle, o dönem adından çokça bahsettiren, Açe Özgürlük Hareketi (Gerakan Aceh Merdeka-GAM) arasında imzalanan ‘barış’ anlaşmasıdır.

Barış anlaşmasının adının ‘Helsinki’ olması tıpkı, benzeri anlaşmalarda tanık olunduğu üzere, zikredilen tarafların Finlandiya’nın başkentinde biraraya gelmiş olmaları ve sürecin orada nihayete erdirilmiş olmasıdır.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da, söz konusu tarihi dönüm noktasına dair, kısa, hatırlatıcı ve belki biraz zihnimizi kışkırtıcı birkaç hususa değinmekte yarar var.

Helsinki

Yukarıda dikkat çektiğim üzere, yirmi yıllık süre kadar, küresel gelişmelere veya coğrafi uzaklık gibi tarihsel tekrara konu olan bir olgudan ötürü, geniş Malay coğrafyasına pek de, aşina olmayanlar için, genel bir bilgiye yer vermek gerekir.

Helsinki’den, Finlandiya’nın başkenti olması kadar, bu başkentte, Endonezya merkezi hükümeti ile bu ulus-devletin bir eyaleti olan Açe’de 1976 yılından itibaren var olan çatışma ortamının, 2005 yılında sona erdirilmesinde önemli rol oynamış bir mekân anlaşılır.

Her ne kadar, örneğin, sıradan bir Açeli ve Endonezya vatandaşı için Helsinki’nin dünya haritası üzerindeki yerini bilmemek pek o kadar da dikkat çekici olmasa da, bu ülkenin siyasi elitinin, akademisyeninin, gazetecisinin Açe’yi ve Endonezya’yı biliyor olmaları, hiç kuşku yok ki, manidardır.

Sorular

Bu noktada, söz konusu barış anlaşması süreciyle bağlantılı olarak belki, şu birkaç soruyu haklı bir şekilde ortaya koyabiliriz...

Niçin, bir Doğu başkenti değil de, Helsinki?

Niçin, halkının çoğunluğu Müslüman olan bir ulus-devlet değil de, Finlandiya?

Niçin, Hint Okyanusu’nu çevreleyen ülkelerden biri değil de, Avrupa’nın kuzeyinde, bir ülke?

Niçin, aidiyeti, kimliği itibarıyla Müslüman bir devlet adamı, bir diplomat değil de, Marthi Ahtisarri gibi Finlandiya eski devlet başkanı?

Bu minvalde soruları niceliksel olarak çoğaltmak mümkün...

Bununla birlikte, söz konusu bu nicelikselliğin gizli/açık içinde barındırdığı ‘niteliği’, göz ardı etmemek gerekir.

Ve bu ‘Niçin’ soru cümlesiyle başlayan soru cümlelerine, ‘nasıl?’, ‘neden?’, ‘kim?’, ‘nerede?’ gibi diğer soru cümlelerini de eklememiz mümkün.

Giriş’te dikkat çektiğim yirmi yıllık zaman diliminin, bölgesel ve küresel olarak, gayet önemli değişimlere konu olan süreçlere paralel gerçekleşmiş olmasını, tarihi bir tesadüf olarak yorumlamak mümkün.

Bununla birlikte, Açe’de, 1976 yılından 2005 yılına değin şu veya bu şekilde var olan, zaman zaman etkisi artan, zaman zaman azalan çatışma ortamını sona erdiren bu barış anlaşmasının Açe’ye, Endonezya’ya ve hatta, bölgeye neler kazandırdığı ya da kazandırmadığı, ne tür gelişmelere imkân tanıdığı ya da tanımadığı veya ne tür gelişmelere imkân tanımadığı ya da tanımadığı şeklinde, zihinleri kurcalayıcı soruları gündeme getirmek gerekiyor.

Kim, ne öğrendi?

Bunlara ilâve olarak, bir iki ilginç soru daha üretebiliriz...

Meselâ, bu barış antlaşmasını gündeme getiren Finlandiya’da faaliyet gösteren düşünce kuruluşunun, Finlandiya eski devlet başkanı’nın, Finlandiya akademisinin, Finlandiya’da barış ve çatışma süreçlerini çalışan çeşitli kurumların, bu barış anlaşmasından neler öğrenip öğrenmedikleri de, gayet dikkat çekici sorular olsa gerek.

Avrupa’nın en kuzeyindeki bir noktadan bakıldığında, yani Finlandiya’dan yani Helsinki’den bakıldığında, dünyanın öteki ucuna tekabül eden Endonezya’da, bu ulus-devletin teritoryal olarak küçük bir bölgesini teşkil eden Açe Eyaleti’nde olan biten gelişmeleri anlamak, siyasi aktörlerini, siyasal tarihlerini analiz etmek, bu analiz üzerinden birbiriyle sadece, fiziki olarak değil, dini ve kültürel olarak da gayet yakın olmasına rağmen, birbirinden yine oldukça uzak olan Endonezya merkezi hükümeti ve siyasi eliti ile Açe siyasi elitini ve de halkını, birbirlerini anlamaya sevk edecek bir platform teşkil ettirebilmek ve bu platformu adına, ‘barış’ denilen sürece evirebilmek oldukça önemli bir ilgi ve alâka, önemli bir bilgi birikimi, dikkat çekici bir sabır, gayet önemli bir diplomatik çaba vb. ortaya konmuş olsa gerek...

Peki, niçin bir Doğu başkenti bu sürecin merkezinde olamıyor?

Peki, niçin, halkının çoğunluğu Müslüman olan bir ulus-devlet bu süreci yönetmeyi üzerine alamıyor?

Peki, niçin, aidiyeti, kimliği itibarıyla Müslüman bir devlet adamı, bir diplomat, bir düşünce kuruluşu vb. Endonezya gibi önemli bir ülkenin, Açe gibi önemli bir bölgenin barış’la buluşmasını sağlayamıyor?

Açe’de barışın 20. yılına girilirken, aradan geçen sürecin Açe toplumuna, siyasetine, akademisine neler kazandırdığı veya kazandırmadığı, Endonezya merkezi yönetiminin bu süreçte ne tür roller oynadığı veya oynamadığı her yıl olduğu gibi bu yıldönümü dolayısıyla yine bu yıl da ele alınması gerekir. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder