SİNGAPUR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SİNGAPUR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Haziran 2026 Salı

Singapur-Afrika ilişkilerinde yeni safha / A new process in Singapore-Africa relationships

Mehmet Özay                                                                                                                             09.06.2026

Singapur devlet başkanı Tharman Shanmugaratnam resmi ziyaretlerde bulunmak amacıyla  Doğu Afrika’da...

Söz konusu ziyaret, Tanzanya devlet başkanı Samia Suluhu Hassan’ın resmi daveti üzerine gerçekleşirken, hedefte Doğu Afrika Birliği (East African Community-EAC) ve Singapur arasında Serbest Ticaret Anlaşması imzalanması bulunuyor.

Ziyaret aynı zamanda iki ülke ilişkilerinin 45. yılına denk gelmesiyle de önem arz ediyor.

Başkan Shanmugaratnam’ın Tanzanya ziyareti 8-10 Haziran günlerini kapsıyor.

Singapur devlet başkanı Shanmugaratnam ile Tanzanya devlet başkanı Hassan arasında gerçekleşen bugünkü görüşmelerin gayet samimi geçtiği ve hedef odaklı olduğu anlaşılıyor.

Singapur’dan bir ilk

Singapur devlet başkanının Doğu Afrika ziyareti, bölge ülkelerinin Ada ülkesine yönelik ilgisi kadar, Singapur’un da Afrika’ya yönelik son yıllardaki ilgisinin artmakta olduğunun ifadesi olarak değerlendirilmelidir.

Doğu Afrika Birliği’ne (East African Community-EAC) üye 8 ülkenin talebi üzerine gerçekleşmesi beklenen ile Serbest Ticaret Anlaşması’nın imzalanması halinde birliğin Afrika dışından bir ülkeyle bu alanda yapacağı ilk anlaşma olacak.

Söz konusu 8 ülke şunlar: Tanzanya, Burundi, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Kenya, Rwanda, Somali, Güney Sudan ve Uganda.

Tanzanya devlet başkanı Samia Suluhu Hassan ise görüşmeler sırasında Singapur’un Tanzanya’da elçilik açmaya davet etmesi Singapur’u bölgede önem verilen bir ülke olduğunun bir başka göstergesidir.

Afrika’ya ilgi

Singapur’un Afrika’ya ilgisinin artmasında bugün her daim kullanılan, küresel belirsizlikler olgusu karşısında yeni arayışlarla ilintili olduğunu söylemek gerekir.

Bu durum, devlet başkanı Shanmugaratnam’ın Tanzanya’da verdiği demeçte, bu husus merkezi bir önem taşıyordu.

Öyle ki, Başkan, açıklamasında, “Doğu Afrika Birliği ve Singapur arasında serbest ticaret anlaşması yaşanmakta olan jeo-politik gerilimler sürecinde ticaret ağımızı farklılaştırarak geliştirmemize imkân tanıyacaktır” dedi.

Doğu Afrika Birliği için ise, bu anlaşma hiç kuşku yok ki, ASEAN’a üye toplam on bir ülkeyle doğrudan ilişkiler kurma anlamı taşıyacaktır.

Bu noktada, Singapur’un ASEAN bölgesinde jeo-politik konusundan ötürü sahip olduğu önem, Doğu Afrika Birliği’nin ticari ilişkilerinin artırılmasında başat rol oynayacaktır.

Afrika-Singapur İş Forumu

Singapur’un Afrika açılımı, ‘Singapur İşbirliği Programı’nın (Singapore Cooperation Programme -SCP) 2022 yılında 30. kuruluş yıldönümü vesilesiyle üç yıl boyunca Afrika’yı gündeme alan bir projenin ifadesidir.

Bu noktada, Afrika’nın konumuna kısaca bakmakta yarar var. Nihayetinde, Singapur’un “gözü kara” bir şekilde Afrika Kıtası’na girmeyeceği düşünüldüğünde, Ada ülkesinin hangi rasyonalitelerle hareket ettiğini anlamak gerekiyor.

Bu çerçevede, genç ve üretime açık nüfus ile şehirleşme başta olmak üzere modernleşme süreçlerinde yaşanan gelişmeler, Afrika’nın küresel güçler kadar, gelişmekte olan bazı ülkeler nezdinde de cazip bir ‘piyasa’ olarak algılanmasına neden oluyor.

Geçen yıl 26-28 Ağustos günlerinde “Singapur Yatırım kurumu” tarafından Ada’da düzenlenen “8. Afrika-Singapur İş Forumu” (Africa-Singapore Business Forum -ASBF) bir yandan, 2022 yılında başlayan üç yıllık Afrika’ya yönelik özel eğilimin ifadesi olduğu kadar, aynı zamanda 2010’dan bu yana, iki yılda bir yapılmakta olan Forum’un devamlılığını göstermesi açısından da gayet önemlidir.

“İmkânların Birleştirilmesi, Sürdürülebilir Kalkınmanın Gerçekleştirilmesi” başlığıyla gerçekleştirilen Forum, Ada ülkesinin son dönemde Afrika açılımının bir göstergesi kadar, Singapur’un gelişmekte olan Afrika ilişkilerine verdiği önemi de ortaya koyuyor.

Singapur devlet başkanı Shanmugaratnam bugün yapılan görüşmelerde benzer bir kavramı gündeme getirerek “Afrika ve Asya arasında köprülerin kurulması”na dikkat çekti

Teknoloji ve know-how

Singapur-Afrika ilişkilerinde temelde ‘yumuşak güç’ ile ‘belirli iş sektörlerine yönelik doğrudan yatırım’ gibi seçilmiş alanlar bulunuyor. 

Nüfus ve ekonomik büyüklüğü dikkate alındığında G20 üyesi olmasa da, Singapur kalkınmış ülke statüsünde bulunması dolayısıyla küresel güçlerin doğrudan ilgisine muhatap.

Öte yandan, Singapur’un özellikle teknolojik gelişme, bilgi üretimi, yüksek öğretim ve araştırma gibi alanlarda  ASEAN içerisinde oynadığı öncü rol onu hem, bu geniş bölgesel birlik hem de, Birlik’in doğrudan ilişki geliştirdiği ülkeler noktasında öne çıkmasına neden oluyor.

Singapur sahip olduğu bu pozitif etkisinin yanı sıra, son dönemde Afriya açılımıyla bir anlamda, ‘küçük ülke’ sendromundan da çıkmayı hedeflediğini söylemek mümkün.

Her ne kadar yukarda ‘yeni’ olarak ifade etmiş olsam da, Singapur’un Afrika ile ilişkilerinin 1992 yılında kurulan ‘Singapur İşbirliği Programı”nın kurulduğu 1992 yılına kadar uzandığı görülüyor.

Aradan geçen süre zarfından özellikle, bilgi ve know-how aktaramı konusunda Afrika’nın değişik ülkelerinden 12.500 bürokrata çeşitli alanlarda eğitimler verildi.

Bu alanlar arasında özellikle sivil havacılık, kamu yönetimi ve yönetişim, ekonomik kalkınma, çevre ve şehir planlaması ile bilgi ve iletişim teknolojisinin öne çıkıyor.

Bu alanlar, açıkçası yukarıda dikkat çektiğim üzere, Afrika Kıtası’nda genel bir kalkınma ve modernleşme eğilimin varlığına işaret ederken, Singapur’un bu sürece doğrudan katkıda bulunduğunu da ortaya koyuyor.

Afrika ülkeleri açısından bakıldığında ise, küresel güçlerin veya bu merkezlerle irtibatlı ülkelerin Kıta’ya yaklaşımı ile Singapur gibi bir Ada ülkesinin yaklaşımı arasında temel bir ayrışma olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Bir başka ifadeyle, Singapur’un diğer bazı ülkeler gibi egemenlik iddiası nosyonuyla hareket etmemesi aksine, teknolojik yatırım ve ekonomik ilişkiler ile kendi küresel ilişki alanlarını genişletirken, aynı zamanda Afrika ülkelerinin ihtiyaç duyduğu çeşitli alanlara özgü gayet önemli bilgi ve tecrübelerini de aktarma olanağı buluyor.

Singapur devlet başkanı Shanmugaratnam’ın Tanzanya’ya yapmakta olduğu ziyaret geçen yıl başbakan Lawrence Wong’un Etiyopya’ya yaptığı ziyaretin ardından ikinci önemli ziyaret olarak dikkat çekiyor.

Wong ziyareti sırasında Addis Ababa’ya elçilik açacaklarını duyurması, Singapur’un bir yandan ikili ilişkiler öte yandan Doğu Afrika Birliği gibi bölgesel yapılarla ilişkilerini geliştirme konusundaki ciddiyetini ortaya koyuyor.

https://guneydoguasyacalismalari.com/tr_tr/singapur-afrika-iliskilerinde-yeni-safha-a-new-process-in-singapore-africa-relationships/

5 Mayıs 2025 Pazartesi

Singapur’da seçim memnuniyeti...! Election satisfaction in Singapore...!

Mehmet Özay                                                                                                                             04.05.2025

Singapur’da PAP dönemi devam ediyor...

Güneydoğu Asya’nın Ada ülkesi Singapur’da, dün yapılan 15. Genel seçimleri iktidardaki Halkın Eylem Partisi (People’s Action Party-PAP) kazandı.

PAP, oyların yüzde 65.57’sini alarak iktidarına kaldığı yerden devam edecek.

Bu sonuçla, iktidardaki PAP, 2020 genel seçimlerinde aldığı yüzde 61.23’lük oranın yaklaşık 4 puan artırmak suretiyle, gücünü bir kez daha kanıtladı.

Seçim gerçeği

Bu sonuçlarla PAP, 97 sandalyeli parlamentoda 87 milletvekilliği kazanırken, on sandayle İşçi Partisi’ne (Workers’ Party-WP) gitmiş oldu. Genel seçim atmosferine rağmen, Singapur siyasetinde bir değişim beklenmiyordu. Ve öyle de oldu...

PAP genel sekreteri ve yeni kurulacak hükümette yeniden başbakan olması beklenen Lawrence Wong, seçim sonuçlarının sabaha karşı saat 3 sularında ilânından sonra yaptığı açıklamada, seçmenin PAP hükümetine olan güven ve istikrarın bir ifadesi olarak yorumladı.

PAP oylarını artırırken, İşçi Partisi 2020 seçimlerindeki gibi yine 10 milletvekili kazandı. İşçi Partisi’nin seçim kazandığı bölgeler Aljunied, Sengkang ve Hougang...

1984 yılından bu yana yürürlükte olan uygulamaya göre, muhalefet partileri adaylarından en yüksek oyla kaybeden iki aday parlemantoda milletvekili olma hakkı tanınıyor.

Buna göre, İşçi Partisi’nden iki ismin de bu uygulamayla parlamentoya girmesi bekleniyor.

Muhalefet

Geçen hafta kaleme aldığım yazıda dile getirdiğim üzere, Singapur siyasetinde PAP’dan başka siyasi unsurlar da bulunuyor.

Seçime katılan 9 küçük parti ise milletvekili çıkaramadı...

Özellikle, çeşitli varyasyonlarıyla sol akımların ifadesi olarak değerlendirilebilecek partilerin destekçileri olmakla birlikte, parlamentoya milletvekili kazandırabilecek boyuta ulaştığını söylemek güç.

Muhalefet denildiğinde İşçi Partisi’ni hatırlamak gerekiyor. Bu anlamda İşçi Partisi’nin bir istisna olduğunu söylemek mümkün.

Bu durum başta tarihsel olmak üzere, modern dönemdeki gelişmelere bağlı olarak İşi Partisi’nin varlığını koruduğunu söyleyebiliriz.

İşçi Partisi, bir önceki seçimde elde ettiği on milletvekilini koruması da, bunun bir göstergesidir.

Çelişki var mı?

Seçim sonuçları, PAP’ı başarılı kılarken, İşçi Partisi’nin elde ettiği aynı milletvekili sayısı ile başarısız kabul etmek mümkün mü?

Belki, Singapur siyasetinde konuşulması gereken ilk hususlardan biri bu.

Öyle ki, gözlemciler İşçi Partisi’ne yönelik seçmen ilgisinin devam etmesi ve artmasına karşın, bunun seçim sonuçlarına yansımadığına vurgu yapıyorlar.

Dün yapılan seçimlerin, 2020 yılı genel seçimlerinden farkı bazı bölgelerde aday sayısı değişimine konu olmasıyla ortaya çıkıyor.

2020 yılı seçimlerinde siyasi yarış 93 milletvekilliği için yapılmıştı. Dünkü seçimler 97 milletvekilliği belirlenmesi amacıyla yapıldı.

İktidar partisi PAP’ın, İşçi Partisi’nin gelişimini engelleme adına seçim bölgelerinde yeni düzenlemeye gittiği yönündeki bir iddia bulunuyor.

Seçimler neden önemliydi?

Bununla birlikte, bu seçimleri önemli kılan iki unsurdan bahsetmek mümkün.

Bunlardan ilki, başbakanlığı geçen yıl, yani 2024 yılı Nisan ayında, Lee Hsien Lhoong’dan devralan Lawrence Wong’un seçmenle ilk buluşmasıydı.

Başbakanlığının yaklaşık birinci yılında, genel seçimlerle Singapur halkının karşısına çıkan Wong’un, önemli bir siyasi başarıya imza attığını söylemek gerekir.

İkincisi, ABD ve Çin arasında yaşanmakla kalmayan giderek, ABD ve ‘Ötekiler’ olarak adlandırılmayı hak edecek şekilde gelişme gösteren küresel ticaret ve ekonomi gelişmeleriyle ortaya çıkan belirsizlik ve bu belirsizliğin giderek artma eğilimi göstermesidir.

Singapur halkı, bu iki temel iç ve dış eko-politik gelişmeleri doğru okuyarak sandıkta doğru cevabı verdiğini söylemek mümkün.

Küresel sermaye

PAP başkanı ve yeni hükümeti yeniden kuracak olan Lawrence Wong’un da dile getirdiği üzere, seçimi küresel siyaset dünyası kadar belki de ondan daha çok küresel sermaye ve iş çevrelerinin takip ettiği anlaşılıyor.

Bunun, gayet anlaşılabilir bir nedeni bulunuyor...

Ada ülkesi Singapur Doğu, Güneydoğu Asya ve Hint Okyanusu bağlantısında finans, ekonomi ve ticaret alanlarında küresel sistemin yoğunlaştığı bir ülke.

İstikrarın peşinden giden yatırımcıların Singapur gibi küçük ancak, gayet önemli bir ülkede siyasal yaşamda olabilecek herhangi bir önemli değişime tepki vereceklerine kuşku yok.

Dolayısıyla, Singapur’da yapılan seçimler, küresel ekonomi, ticaret ve yatırım dünyasında yaşanan savrulmalara karşı bu çevreler için en azından, Ada özelinde ‘mikro bir istikrar’ göstergesi olarak yorumlandığını söylemek yanlış olmayacaktır...

Singapur’da ortaya çıkan ve güven ve istikrara vurgu yapan genel seçim sonuçlarını, küresel sistemin ihtiyaç duyduğu normları kendi içinde bütünleştirmiş ve buna devamlılık kazandırmış bir olgu olarak okumak gerekir.

https://guneydoguasyacalismalari.com/singapurda-secim-memnuniyeti-election-satisfaction-in-singapore/

28 Nisan 2025 Pazartesi

Singapur seçime gidiyor... / General elections in Singapore...

Mehmet Özay                                                                                                                             26.04.2025


Singapur’da, 15. Genel seçimler önümüzdeki Cumartesi günü yapılacak...

Güneydoğu Asya’nın Ada ülkesi Singapur Cumhuriyeti’nde, 97 sandalyeli parlamentonun belirleneceği 15. Genel seçimler önümüzdeki bir hafta sonra yani, 3 Mayıs Cumartesi günü gerçekleştirilecek.

Küresel belirsizliğin, kendini giderek daha çok hissettirdiği bir ortamda yapılacak olan seçimler, Ada ülkesi Singapur’da istikrar adına önemli bir süreç olarak değerlendiriliyor.

Başbakan Lawrence Wong, seçim süreciyle ilgili yaptığı açıklamada bu hususa değinirken, geçen on yıllar boyunca Singapur’un sürekli gelişme ve kalkınmasına yol açan uluslararası sistemde yaşanan değişimlere dikkat çekerek, gizli/açık seçmenleri ‘sağ duyulu’ olmaya davet ettiğini söyleyebiliriz.

Seçim kararı

Seçim kararı, devlet başkanı Tharman Shanmugaratnam’ın 15 Nisan’da parlamentoyu feshetmesinin ardından, başbakan Lawrence Wong, yine aynı gün açıkladığı seçim kararını açıklamıştı.

Aday belirleme süreci ise 22 Nisan’dan itibaren başlatıldı. Adaylar, seçim kampanyalarını ise 23 Nisan 1 Mayıs günleri arasında yürütecekler.

Önümüzdeki Cumartesi günü yapılacak parlamento seçimleri için seçmenler, kayıtlı oldukları sandıklarda sabah 8’den akşam 8’e kadar oylarını kullanabilecekler.

Seçmenler 33 seçmen bölgesinde toplam 97 milletvekili seçimi için oylarını kullanacaklar.

Dar bölge sistemi ve tek sandalyeli olmak üzere iki farklı seçim bölgesi bulunuyor.

Dar bölge sistemi 18 bölgeyi içeriyor ve parti adayları grup olarak seçime giriyor; 15 bölgeyi içeren ikinci seçim bölgesinde adaylar tek tek yarışıyorlar.

PAP: İktidar partisi

Aday belirleme sürecinde özellikle iktidardaki PAP önemli açılımlarıyla dikkat çekiyor.

Dördüncü nesil tarafından yönetilme sürecine geçilen parti, bu süreci genç nesil ile parlamentoya taşımaya hazırlanıyor.

PAP, toplam 33 seçim bölgesinin tümünde seçimi katılırken, muhalefet partisi İşçi Partisi 26 milletvekilliği için mücadele edecek.

Diğer küçük partiler ise, siyasi ideolojilerine ve politik programlarına hitap edebilecekleri sınırlı seçim bölgelerinde yarışa katılacaklar.

Meritokrasiyi ilke olarak benimseyen PAP’ın, aday belirleme sürecinde kamu ve özel sektörde çeşitli görevlerde bulunan ve alanlarında öne çıkan bürokratları milletvekili adayları olarak belirlemesi dikkat çekiyor.

PAP yönetimi, bu politikasıyla meslek yaşamlarında Ada’nın ekonomik, sivil toplum, kültür, eğitim yaşamına katkıda bulunmuş isimleri parti kanalıyla ulusal siyasette rol almalarını sağlıyor.

Bu politika sayesinde, PAP bir anlamda yetişmiş insan gücünü, sahip oldukları tüm tecrübelerle Ada’nın ulusal, bölgesel ve küresel bağlamlarda kendine özgü siyasal, ekonomik ve kültürel çelişkileri ve açılımlarını yönetmeye sevk ediyor.

Bireysel başarı, disiplin, iş ahlakı, değerler gibi pek çok ulus-devlet siyasetinde karşılığını bulmanın zor olduğu ilkeler üzerine inşa edilen bir Singapur siyaseti ile karşı karşıya olduğumuzu söylemek gerekiyor.

Bunun yanı sıra, 1965 yılından bu yana iktidar olan PAP’ın, iktidar aygıtı ve kontrolü üzerinden elde edilebilecek alanları kendi lehine kullanabildiği de bir gerçek...

Yeni yüzler...

3 Mayıs’ta yapılacak 15. Genel seçimler için PAP, değişik seçim bölgelerinde yarışacak 30 yeni isimle seçimlere giriyor.

Gözlemcilerin, bu oranın son seçimlerle kıyaslandığında, en yüksek sayı olmasına yaptıkları vurgu dikkate alındığında, PAP’ın değişim konusunda önemli bir adım atmakta olduğunu söylemek gerekir.

Bu politikasıyla PAP yönetimi, yeni bir döneme girildiğini gizli/açık ortaya koyuyor.

Aslında bu dönemin, geçtiğimiz yıl yaşanan parti genel sekreterliği ve başbakan değişimiyle ortaya konmuştu.

Böylece, uzun yıllardır başbakanlık koltuğunda oturan Lee Hsien Lhoong yerini, dördüncü nesil politikacılar arasında önemli bir isim olarak değerlendirilen maliye bakanı Lawrence Wong almıştı.

Aradan geçen yaklaşık bir yıllık süre zarfında Wong’un, partiyi yeni yüzlerle tanıştırma veya partiye yeni bir ivme kazandırma adına çabasının en önemli göstergesi önümüzdeki Cumartesi günü yapılacak seçimler olacak.

Ada siyaseti

1965 yılından bu yana bağımsızlık sürecine bakıldığında Singapur Cumhuriyeti’nin kurucu partisi konumundaki PAP’ın bu politikada başarılı olduğunu söylemek mümkün.

Ülke siyasetini Ada’nın bağımsızlığını kazandığı 1965 yılında bu yana elinde tutan Halkın Eylem Partisi’nin (People’s Action Party-PAP) iktidarında bir değişiklik olması beklenmiyor.

Mevcut mecliste PAP’ın yanı sıra, İşçi Partisi (Workers’ Party-WP) on milletvekili ile temsil ediliyor.

2020 yılında yapılan 14. Genel seçimlerde iktidardaki PAP oyların yüzde 61.23’ünü almıştı...

PAP iktidarını devam ettirse de, muhalefet açısından 2020 seçimleri ikinci dar bölgenin kazanılmasıyla önemli bir başarı olarak değerlendirilmişti.

Önümüzdeki hafta yapılacak seçimlerde İşçi Partisi’nin benzeri bir başarı peşinde olduğunu söylemek mümkün.

Bununla birlikte, iktidarı değiştirecek bir seçim sonucu ortaya çıkması beklenmese de, parlamentoda muhalefetin sesi olacak milletvekillerin sayısının artması, Ada demokrasisinde önemli kabul ediliyor.

İşçi Partisi, seçmenlerin ilgisi çekmek adına bu seçim döneminde sloganını, “Singapur İçin Çalışma” olarak belirledi.

Siyasetin çeşitliliği

Yukarıda dikkat çekilen iki temel siyasi partinin yanı sıra, Ada siyasetinde sivil toplum ve örgütlenmenin uzantısı olarak kabul edilebilecek siyasi partiler bulunuyor.

Bu siyasi hareketleri, bir ölçüde İşçi Partisi ideolojisinden ayrışan ve temelde, sosyalist ve komünisit eğilimleri güçlü bir şekilde bünyesinde barındıran partiler olarak kabul etmek mümkün.

Bunlar arasında İlerlemeci Singapur Partisi’nin (Progressive Singapore Party-PSP), toplamda beş dar bölgede seçime girmesi bekleniyor.

Bunlar arasında, partinin siyasal ideolojik tutumunu doğrudan yansıttığını gösterecek şekilde Ada’nın Batı Sahili ve Batı Jurong gibi işçi kitlelerinin yoğun olduğu seçim bölgesi bulunuyor. Partinin ideolojisinden hareketle, parti ismini “İlerlemesi Sosyalist Parti” olarak okumak da mümkün...

Sınırlı seçim bölgelerinde siyasi yarışa katılacak olan diğer partiler ise şunlar:  SUP, NSP, RDU,SDP, PAR, SPP-PAR.

Bunların yanı sıra, sayıları az da olsa bağımsız adaylar da yarışta yer alacak.

Söz konusu küçük partilerin bu ve benzeri sınırlılıklara sahip olması, Ada siyasetinin tümüne hakim olmaktan ziyade, daha çok ilgili siyasal ve toplumsal gruplara hitap ettiklerini ortaya koyuyor.

Küresel vurgu

Kalkınmış ekonomisi ve çeşitli açılardan sergilediği performans ve yapılaşmalarla, birinci sınıf bir dünya devleti sıfatlarıyla anılan Singapur’da, 3 Mayıs Cumartesi günü yapılacak seçimlerde seçmenler Ada’da siyasal istikrar ve demokratik hakların yanı sıra, dikkate alacakları en önemli husus hiç kuşku yok ki, 20 Ocak’tan bu yana küresel ekonomi ve ticaret dünyasında yaşananlar bulunuyor.

Ada’nın, kalkınma ve gelişme süreçlerinde, her açıdan dışa bağımlı olduğu ve bu anlamda, Çin ve ABD ile ticari ilişkilerin üst düzeyde seyrettiği dikkate alındığında yaşanan ticaret savaşlarını doğrudan hissetmeye başlayan ülkelerden birinin Singapur olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Yazının girişinde Başbakan Lawrence Wong’un açıklamasına yaptığım atıfta da görüldüğü üzere, Singapur önümüzdeki beş yıllık süreci iyi yönetebilecek bir iktidar arayışında olacaktır.

Ayrıca, Başbakan Wong’un küresel sistemin nereye evrileceği konusundaki belirsizliğe vugu yaparken, “yeni dönemin eskisi gibi olmayacağına” vurgusu gayet önemlidir.

Ada ekonomisinin küresel ticarete endeksli yapısı hiç kuşku yok ki, Başbakan Wong kadar, mesleki yaşamlarını büyük ölçüde söz konusu küresel sisteme entegre olmuş kurumlarda geçiren pek çok Singapurluyu da yakından ilgilendiriyor.

Seçmenlerin bu anlamda sandık başında verecekleri kararın salt Ada kimliği, politikası ve ideolojik ayrışmalarıyla sınırlı olmayacağı aksine, bunların dışında ve ötesinde küresel gelişmelerin de dikkate alınacağını söylemek mümkün.

https://guneydoguasyacalismalari.com/singapur-secime-gidiyor-general-elections-in-singapore/

4 Eylül 2024 Çarşamba

Hindistan başbakanı Narendra Modi Singapur’da / Narendra Modi PM India in Singapore

Mehmet Özay                                                     04.09.2024

Hindistan başbakanı Narendra Modi, 4-5 Eylül günlerini kapsayan, iki günlük resmi ziyaret amacıyla Singapur’da bulunuyor. 

İki ülke arasında özellikle, ekonomi ve yatırım ilişkilerinin ele alınacağı görüşmeler yarın yani, 5 Eylül’de yapılacak. 

Modi’nin Singapur parlamentosunda yapacağı konuşmanın ardından taraflar, Başbakan Lawrence Wong ve Narendra Modi liderliğinde bir araya gelmesi bekleniyor. 

Söz konusu ziyaret iki ülke arasındaki ilişkilerin 60. yılı dolayısıyla, başbakan Wong’un daveti üzerine gerçekleşiyor. 

Aynı zamanda, önümüzdeki yıl iki ülke arasında stratejik ortaklık ilişkisinin onuncu yılı olması, bu ziyareti daha da anlamlı kılıyor. 

2015 yılında yani, Narendra Modi’nin ilk başbakanlık döneminde iki ülke arasında stratejik ortaklık anlaşması imzalanmıştı...

Köklü tarihsel bağ

İki ülkeyi birbirine yaklaştıran temel unsurlardan biri hiç kuşku yok ki, tarihsel geçmiş... 

Her iki ulus-devletin İngiliz sömürge toprakları olması, Madras ve Kalküta merkezli sömürge valiliği ile Singapur Koloni yöneti arasında ortaya konulan sıkı yapılaşma, modern dönemde bağımsızlık sürecinde de, bu geçmişten güç ve destek alan ikili ilişkilerin geliştirilmesinde hiç kuşku yok ki, büyük önem taşıyor. 

Bu tarihi geçmişte aynı ve benzer şekilde inşa edilen kurumsal yapıların bugün, bir şekilde devamlılık arz ettiğini söylemek yanlış olmayacaktır. 

Singapur’un bağımsızlığını ilân ettiği 1965 yılında, bu Ada ülkesini ilk tanıyan ülkelerin başında Hindistan geliyordu.

Bunun en açık göstergelerinden birinin, Hindistan’da en büyük dış yatırım bulunan ülkenin Singapur olduğunu söylememiz yanlış olmayacaktır. 

Ekonomik göstergeler

İki ülke arasındaki yakınlığı daha somut ifade etmek için kısaca, bir iki veriyi paylaşmakta yarar var. 

Buna göre, Singapur’un Hindistan’daki doğrudan yatırımı 2004 yılında 481 milyon Dolar iken, bu rakam 2022 yılında 25.3 milyar Dolar olarak gerçekleşti. Geçen yıl ise bu oran, 11.77 milyar Dolar olarak gerçekleşti. 

İki ülkenin ekonomik açıdan ne denli iç içe olduğunun bir diğer göstergesi, karşılıklı faaliyet gösteren şirket sayısında karşımıza çıkıyor. 

Bu bağlamda, yaklaşık 9000 Hint şirketi Singapur’da, bunun karşılığı olarak 440 civarında Singapur kökenli şirket de Hindistan’da resmen faaliyet gösteriyor.

Başbakan Modi’nin, bu kısa ziyareti sürecinde siyasilerle yapacağı görüşmelerden ziyade belki de, Singapur İş Federasyonu temsilcileriyle yapacağı toplantı çok daha önemli olacaktır. 

Görüşmelerin deniz ve hava taşımacılığı, son dönemde adından çokça söz edilen, yarı-iletken ve gelişmiş imâlat sanayileri, dijital devrimi, sağlık sektörü gibi alanlar üzerinde olması iki ülkeyi farklı nedenlerle birbirine yanaştırıyor. 

Gelişmiş teknolojisi ve yatırım gücü ile Singapur, Hindistan gibi dünyanın ikinci büyük ülkesinin geniş pazarında yer almayı sürdürmek istiyor. 

Hindistan ise, nüfus ve toprak genişliği bakımından kendisinin tam zıddı ve küçük bir Ada ülkesi olan Singapur’un tabiri caizse, ‘beyni’nden istifade etmek istiyor...

ASEAN merkez

Küresel kapitalizmin merkezi kadar, doğu-batı deniz ticaretinin de odağında yer alan Singapur’un Hindistan’la ilişkilerini ikili ilişkiler boyutu kadar, bunun dışında ASEAN bağlamında da değerlendirmek gerekiyor. 

Hindistan’ın ASEAN içerisinde en büyük ticaret ortağı Singapur... 

İki ülkenin ticaret hacmi toplam 35.61 milyar Dolar civarında ve bu oran, Hindistan’ın ASEAN’la toplam ticaretinin %29’una tekabül ediyor...

Ve Hindistanlı yetkililerin açıklamaları iki ülke arasında gayet önemli düzeyde, savunma işbirliğinin de bulunduğunu ortaya koyuyor.  

Savunma işbirliğinin temellerinin, yukarıda kısaca dikkat çekildiği üzere tarihsel bir devamlılık olarak görmek kadar, son dönemdeki gelişmelerden ötürü bazı handikapları da içinde barındırıyor. 

Örneğin, Hindistan-Çin arasında var olan güvensizliğe karşılık, Singapur’un Çin’le gayet ileri düzeydeki işbirliği Hindistan ve Singapur güvenlik işbirliği politikalarının hassas unsurlar üzerinden gelişmekte olduğunu ortaya koyuyor. 

Benzer şekilde, son dönemde, özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nin Asya-Pasifik’den Hint-Pasifik’e evrilen geniş bölge jeo-politiğinde ve güvenliğinde temelde Çin’e karşı olacak şekilde Hindistan’a yer ayırması, Singapur tarafından dikkatle izlendiğine kuşku yok. 

Bu noktada, Singapur’un dış politikasını ne, salt Çin’le ne de, sadece ABD ile ittifaka dayandırması, uluslararası ilişkiler  açısından önemli bir rol icra etmekte olduğunu ortaya koyuyor.

Singapur’u ilgili taraflar nezdinde, ‘sözüne kulak asılır’ bir partner olarak görülmesinde ise hiç kuşku yok ki, Ada ülkesinin ekonomik kalkınmışlığı ile jeo-politik gerçekliği bulunuyor. 

Bu çerçevede, Ada ülkesinin, Güney Çin Denizi ile Hint Okyanusu birbirine bağlayan Malaka Boğazı’nın doğu girişinde bulunmasının doğurduğu kaçınılmaz bir önem söz konusudur.

Modi’nin Singapur’a yapmakta olduğu ziyaret, tarihsel sürekliliğin ve özellikle de son dönemdeki stratejik işbirliğinin bir devamı olarak görmek gerekiyor. 

Farklı özelliklere sahip iki ülkenin birbirini destekleyici konumda olması, hiç kuşku yok ki, iki ülkenin bir anlamda gönüllü ve zorunlu birlikteliğini ortaya koyuyor. 

https://guneydoguasyacalismalari.com/hindistan-basbakani-narendra-modi-singapurda-indian-prime-minister-narendra-modi-in-singapore/


16 Nisan 2024 Salı

Singapur’da Lee Hsien dönemi biterken / As the Lee Hsien era ends in Singapore

Mehmet Özay                                                                                                                            17.04.2024

Singapur’da 2004 yılından bu yana başbakanlık koltuğunda oturan Lee Hsien Lhoong, görevini 15 Mayıs’ta yardımcısı Lawrence Wong’a bırakacak…

Kamu idaresi ve ekonomi alanında uzman olan ve uzun yıllar hem, kamu sektöründe hem de, DAP hükümetlerinde yer alan 51 yaşındaki Wong, Singapur’da yeni lider profili olarak dikkat çekiyor.

Söz konusu bu siyasi karar, Ada ülkesi Singapur’da herhangi bir seçim sonucu ortaya çıkmış değil…

Aksine, 2022’den bu yana gündemde olan başbakanlık değişiminde karar, bizzat Lee Hsien’den geldi.

Sürpriz değil

2005 yılında, Lee Hsien’in başbakanlığının daha ilk yılında yanındaki en yakın isim olan Wong’un bugün başbakan olarak Singapur’u yönetmeye hazırlanması bir sürpriz değil…

Uzun yıllar Ada ülkesi yönetiminde bakan ve ardından, Ada ülkesinin üçüncü başbakanı olarak görev yapan Lee Hsien, uzun yılların getirdiği yorgunluğun yanı sıra, sağlık sorunları nedeniyle de görevi bırakacağını birkaç yıl öncesinden gündeme getirmişti.

 

Başbakanlık değişimi, Ada’nın bağımsızlığını kazandığı 1965 yılından itibaren ülkeyi yöneten

Demokratik Eylem Partisi’nin (Democratic Action Party-DAP) Kasım ayında kuruluşunun 70. yılı kutlamalarından önceye denk gelmesi de önemli.

Ada’da bir dönem bitiyor

Lee Hsien’ın böylesine önemli bir dönemde kendi arzusuyla, başbakanlık koltuğunu terk etmesi, Ada’da bir dönemin kapanması anlamı taşıyor.

Kurucu başbakan Lee Kuan Yew (1965-1990) ile ikinci başbakan Goh Chok Thon’un (1990-2004) 2. Dünya Savaşı dönemi siyasetçileri olmaları ve oğul Lee Hsien’ın 20. yüzyıl’ın ikinci yarısındaki tüm sorunlarına tanık olmuş bir siyasetçiydi.

Lawrenge Wong ise, bu yüzyılın ürünü ve yeni bir yüz olarak Ada siyaset arenasında yer alacak.

Bununla birlikte, yine Ada siyasal geleneğinde gözlemlendiği üzere başbakanlıktan ayrılan siyasetçi kabinede ‘olağanüstü bakan’ sıfatıyla yer alarak devlet bilgi ve tecrübesini hükümet üyeleriyle paylaşmaya devam ediyor.

Ada’nın güçlü siyaseti

Güneydoğu Asya’nın en küçük ancak, neredeyse her açıdan en gelişmiş Ada ülkesi Singapur’da böylece, bir dönem geri kalmış olacak.

Bu gelişme, Singapur iç siyaseti dışında özellikle, ASEAN açısından önemli bir dönemin başlaması anlamına gelecek.

Lee Kuan Yew gibi kendine özgü nitelikleriyle dünya siyaset tarihinde yer etmiş bir siyasetçinin ardından, Lee Hsien kararlılığı ve istikrara dayalı politik yaklaşımlarıyla ASEAN içerisinde önemli bir rol oynadı.

Özellikle, yüzyılın başından bu yana giderek artan ABD-Çin kutuplaşmasında, bölgesel bir birlik olarak ASEAN’ı iki kutuptan birine güçlü eğilimi olmaktan kurtaran politikaların ardında, hiç kuşku yok ki, Singapur siyaset liderlerinin önemli bir payı var.

Ada’da seçim

Kimi gözlemciler, başbakanlıkta yapılacak bu değişimden amacın, yakında yapılması beklenen genel seçimlerde DAP’ın, yeni yüzlerle seçmen karşısına çıkmayı arzu ettiğine dikkat çekiyor.

Bununla birlikte, Ada siyasal geleneğinde bu tür ‘yenilikçi’ isimler pek fazla siyasal gündemi belirlemediği dikkate alındığında, yukarıda dikkat çektiğim üzere, Lee Hsien’ın yılların verdiği yorgunluk ve sağlık sorunlarının öne çıktığını söylemek yanlış olmayacaktır.

Bunun yanı sıra, her ne kadar, başbakan yardımcısı ve maliye bakanı görevini yürütse de, Lawrence Wong’un karizmatik bir lider olduğunu söylenemez. İşini bilen, işini yapan bir siyasetçi o kadar…

Başbakanlık gibi önemli bir makamda yapılacak değişikliğin, kovid-19 sonrasında, özellikle son bir yılda yaşanan bazı olumlu değişimlere karşın ekonomideki durgunluk ve özellikle, küresel belirsizlik ve bunu tetikleyen Avrupa ve Ortadoğu’daki savaş atmosferi karşısında, ne tür bir tepki üreteceğini şimdiden söylemek güç.

Böylesine kritik bir süreçte, başbakan değişikliğinin yapılıyor olmasının getireceği bazı riskler olduğunu da söylemek gerekiyor.

Başbakanlıkta yumuşak geçişler

Lee Hsien, Ada’nın kurucu başbakanı ve babası olan Lee Kuan Yew’un ardından, başbakanlık koltuğuna oturan Goh Chok Tong’dan sonra Ada yönetiminde söz sahibi olmuştu.

Başbakanlığı öncesinde, her iki dönemde de, bakanlık görevlerinde bulunan Lee Hsien’i hem, babası hem de, kurucu başbakan sıfatını taşıyan Lee Kuan Yew’un ideallerini Ada siyasetinde devam ettiren isim olarak zikretmek yanlış olmayacaktır.

Lee Hsien, başbakanlığı bırakacak olsa da, şimdiden Wong kabinesinde ‘olağanüstü bakan’ sıfatıyla yer alacağı kesinleşmiş durumda.

Ada’nın, 1965’den bu yana olan siyasal tarihine bakıldığında uzun dönemli DAP’ın eğemenliğinde bir siyasal yaşamın yanı sıra, uzun dönemli başbakanlıklarla istikrarlı bir gelişme kaydedildiğini söylemek mümkün.

20. yüzyıl ikinci yarısında, Batı’nın demokrasi ve demokratikleşme söylemleri karşısında, “Asyalılık değerleri” kavramıyla gündemi belirleyen, Malezya’da başbakan Dr. Mahathir Muhammed’le birlikte, Batı siyasal çevreleri ve akademi dünyasına ‘ders veren’ Lee Kuan Yew’un, uzun dönemli siyasal yaşamlarını istikrarlı süreçler olarak ortaya koymaları, hiç kuşku yok ki, bu ideolojik tutumlarının en önemli dayanağını teşkil ediyordu.

Singapur’da Mayıs ayı ortasında gerçekleşecek başbakanlık değişimi, Ada iç siyasetinde DAP’ın Lawrence Wong ile siyaset dünyasında var olmaya devam edeceği anlamı taşıyor.

https://guneydoguasyacalismalari.com/singapurda-lee-hsien-donemi-biterken-as-the-lee-hsien-era-ends-in-singapore/

5 Mart 2024 Salı

ASEAN bağlamında Avustralya ve Singapur’un rolü / Australia in the context of ASEAN and the role of Singapore

Mehmet Özay                                                                                                            05.03.2024

Bu yıl, ASEAN-Avustralya ilişkilerinin 50. yılına tekabül ederken, Singapur ve Avustralya arasında 2015 yılında başlatılan Kapsamlı Stratejik İşbirliği’nin (Comprehensive Strategic Partnership-CSP) 9. yılı.

Bu çerçevede, Singapur başbakanı Lee Hsien Loong ve Avustralya başbakanı Anthony Albanese 9. Singapur-Australya Yıllık Liderler Toplantısı vesilesiyle Melbourne’de biraraya geldi.

İki ülke ilişkileri ile Avustralya-ASEAN ilişkilerinin ele alındığı toplantılar dünün değerlendirmesi kadar, yakın geleceği önemli projeksiyonlar sunmasıyla dikkat çekiyor.

Yarım yüzyıllık işbirliği

ASEAN, Avustralya için her açıdan gayet önemli bir ortak…

2024 yılının, ASEAN-Avustralya ilişkilerinin ellinci yılına tekabül etmesi sadece, Singapur’la değil, Güneydoğu Asya ile ilişkilerde Avustralya için önemli bir yıl olması bekleniyor.

Bu noktada, ASEAN ile Avustralya arasındaki ilişkilerin 50. yılı hem, birlik hem de, Avustralya açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirilmelidir.

Özellikle, 2. Dünya Savaşı sonrasında Doğu ve Güneydoğu Asya bölgesinde veya bir başka ifadeyle, Asya-Pasifik bölgesindeki bölgesel yapılaşmaların en önemli adımı olan ASEAN’ın varlığı ile Batı Anglo-Sakson dünyasının bölgedeki en önemli temsilcisi konumundaki Avustralya’nın işbirliği yarım yüzyılın ardından, yeni bir evreye doğru evrilme aşamasında.

Bu evre, Avustralya’nın bölgesel bir blok olarak ASEAN’la ilişkileri kadar, ASEAN’da temsil gücü gayet yüksek olan Singapur’la ilişkileri açısından büyük önem taşıyor.

Aynı düşünce aynı hedef

Bölgede, Anglo-Sakson devlet düşüncesinin ve yönetiminin temsilcisi konumundaki Singapur ve Avustralya arasındaki ilişkiler, Singapur başbakanı Lee Hsien Loong’un Melbourne’ yaptığı resmi ziyaretle iki ülke işbirliğinin artırılması anlamı taşıyor.

Yapılan görüşmeler, iki ülke arasında, 2015 yılında başlayan ve son 9 yılda önemli adımların atıldığı Kapsamlı Stratejik İşbirliği’ni (Comprehensive Strategic Partnership-CSP) yeni hedeflere taşıma açısından gayet önemliydi.  

İki ülke arasındaki kapsamlı işbirliği, altı temel alanı kapsıyor. Bunlar, ekonomi ve ticaret; savunma ve dış ilişkiler; halklar arası ilişkiler; bilim ve inovasyon; dijital ekonomi ile Yeşil Ekonomi.

Ekonomik işbirliği noktasında Singapur’un 7. büyük ticaret ortağı Avustralya ve Avustralya Singapur’a yatırım yapan en büyük 5. ülke konumunda olması iki ülke ekonomi ve ticaret ilişkilerinin boyutunu göstermesi bakımından dikkat çekicidir.

Büyüyen dijital ekonomi pastası

2025 yılında ASEAN bünyesinde gerçekleştirilen dijital ekonominin 300 Milyar Dolar’a çıkacağı tahmin edilirken, Singapur ve Avustralya’nın yakın işbirliğinin, bu alana katkısının belirleyiciliğine kuşku yok.

Birbirinden farklı ekonomik yapılara ve gelişmelere konu olan ASEAN’ın bu büyük dijital ekonomi pastasından alacağı payın, bu alana önemli yatırımlar yapan Singapur ve Avustralya tarafından güdümleneceğini söylemek yanlış olmaz.

İki ülke arasında var olan Dijital Ekonomi Anlaşması da (Digital Economy Agreement-DEA) bunun en somut göstergelerinden biridir. 2022 yılında iki ülke arasında imzalanan ve Yeşil Ekonomi Programı (Green Economy Agreement-GEA) adı verlien işbirliği anlaşması alanında belki de ilkler arasında yer alıyor.  

İki ülke müteşebbislerinin sürdürülebilir alanlarda, sürdürülebilir ürünler oluşturmalarını amaçlayan program önemli bir alt yapı, know how ve insan kaynakları yatırımlarını içeriyor.

Ekonomi alanında günün getirdiği zorunluluk ve altenatifler ve bunların iki ülke ilişkilerine ne gibi katkısı olabilir diye bakıldığında karşımıza hiç kuşku yok ki, iklim değişikliği, karbon üretiminin sınırlandırılması vb. olgulardan neşet eden, yenilikçi ve çevreci yatırımlar ve ürünler geliyor.

Bunun ilginç örneklerinden birini, iki ülke arasında elektrik ticaretinin hayata geçirilmiş olması…

Bu noktada, bugün, yani, 5 Mart’ta Melbourn’de yapılan görüşmeler ve sonrasındaki basın açıklamaları, söz konusu bu ziyaretin önümüzdeki dönemi önemli ölçüde şekillendirmeyi hedeflediğini ortaya koyuyor.

Askeri boyutun kaçınılmazlığı

Yaklaşık on yıllık geçmişte, iki ülke arasında, ’Kapsamlı Stratejik İşbirliği’ düzeyinde gerçekleşen ilişkilerin memnuniyet verici olması tarafların, önümüzdeki döneme umutla bakmalarını sağlıyor.

Bu Ortaklığı’n merkezi noktaları ve somut olarak hamleleri nelerdir diye baktığımızda Singapur Başbakan’ı Loong’un da ifade ettiği üzere, askeri işbirliği önemli bir yer tutuyor.

Singapur’un yaklaşık 712 milbüyüklüğünde bir Ada’dan ibaret olması, gayet güçlü ve donanımlı askeri yapılaşmasına rağmen, tatbikatlar düzeyinde hareket kabiliyetini kısıtlayıcı bir faktör.

Bu nedenle, Singapur Tayvan’la olduğu gibi Avustralya ile de hava ve kara sahalarını paylaşım suretiyleaskeri varlığını daimi bir şekilde dinamik tutmayı amaçlıyor ve bunda bugüne kadar da başarılı olduğu görülüyor.

Avustralya ile askeri işbirliğinin otuz yıllık geçmişi olduğunu söylediğimizde, iki ülke ortaklığının anlamı daha iyi ortaya çıkıyor.

ASEAN’da Anglo-Sakson varlığı  

Bununla birlikte, ASEAN içerisinde kanımca, Avustralya’nın kendine en yakın hissettiği ülkenin Singapur olması, bölgesel birlikle ilişkilerinde en önemli dayanak noktasını oluşturuyor.

Bu yaklaşımı, 2019 yılında dönemin Avustralya başbakanı Morrisson’un Singapur ziyaretinde, başbakan Lhoong’un sarf ettiği şu cümle gayet iyi özetliyor: ”Avustralya, bizim her yıl liderler düzeyinde biraraya geldiğimiz ender birkaç ülkeden biridir. İki ülke doğal partner konumundadır ve pek çok konuda aynı yaklaşımı sergiliyoruz.”

Bu ortaklığı şekillendiren tarihsel bağlar kadar, son dönemin getirdiği bölgesel ve küresel sorunlarına ortak çözümler bulma noktasında da, iki tarafın gayet dikkat çekici işbirlikleri zeminine sahip olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Özellikle, son dönemde tanık olunan covid-19 süreci ve sonrasında gelen ekonomik kriz ve buna Ukrayna, Ortadoğu’daki gelişmeler ile Güney Çin Denizi’ndeki söylem düzeyindeki çatışmacı yaklaşımın sürgit devam etmesi ve hatta artış göstertemsi eklendiğinde, ASEAN ve Avustralya ilişkilerinde giderek daha da yakınlaşmayı beklemek gayet rasyonel.

İki ülkenin birbirine yakınlaşmasının bölgesel komşuluk ilişkileri ötesined Birleşik Krallık (İngiltere) eksenli ’Milletler Topluluğu’ (Commonwealth) üyesi olmaları ve bu noktada, Birleşik Krallığı’n tarihsel olarak bölgedeki doğrudan temsilcileri kabul etmek yanlış olmayacaktır.

Bu tarihsel oluşuma, birinci ve özellikle ikinci dünya savaşlarında Singapur ve Avustralya’nın bölgedeki askeri yapılaşmalarda oynadıkları rolleri eklemek gerekiyor.

Bugün Kapsamlı Stratejik İşbirliği çerçevesinde iki ülkenin yakınlaşmasını, küresel barış süreçlerindeki gerilemelerin, bu iki ülkeyi birbirine daha da yakınlaşmaları konusundaki temel nedeni oluşturduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Aslında bu durum, yukarıda kısaca değindiğimiz üzere Anglo-Sakson ülkeleri arasında tarihsel olarak var olan benzerlikler ve zorunlu/gönüllü işbirliklerinin bir ürünü ve devamı olarak görmek gerekiyor.

Bu durum, hiç kuşku yok ki, iki ülkenin en güçlü manevi alt yapılarını teşkil ediyor ve bunu açıkça dile getirmekten de geri kalmıyorlar

Singapur Başbakanı Lhoong’un, ”birbirini tamamlayan ekonomiler ve birbiriyle bağdaşık dünya görüşleri ve stratejik perspektiflere sahip olmak…” söylemi, iki ülke siyasal-ekonomik-askeri sistemlerinin yakınlaşması ve benzerliği, bölgesel istikrar konusunda hemen hemen aynı görüşleri ortaya koymaları anlamına geliyor.

https://guneydoguasyacalismalari.com/asean-baglaminda-avustralya-ve-singapurun-rolu-australia-in-the-context-of-asean-and-the-role-of-singapore/

24 Ağustos 2021 Salı

ABD başkan yardımcısı Harris ASEAN bölgesinde / Kamala Harris, vice president of the U.S. visiting ASEAN region

Mehmet Özay                                                     23.08.2021

ABD başkan yardımcısı Kamala Harris, Güneydoğu Asya’da Singapur ve Vietnam’a resmi ziyareti dün, yani 22 Ağustos Pazar günü başladı. 

İlk olarak Singapur’u ziyaret eden Harris, Ada ülkesinde temaslarını üç gün boyunca sürdürecek. Harris’in Salı günü Vietnam’a geçmesi bekleniyor... 

ABD’nin yeniden Güneydoğu Asya’da dönmesi ve daha genel çerçevede Hint-Pasifik (Indo-Pacific) paradigmasını takviye edecek politika arayışları ve ekonomik işbirliklerini geliştirme olarak adlandırılmayı hak etse de, ziyaretin Afganistan’da beklenmedik gelişmenin gölgesinde geçmekte olduğuna kuşku yok. 

Ada ülkesi ve ABD yatırımları

Harris’in başkan yardımcısı sıfatıyla bölge ziyareti, zamanlama açısından gayet önemli bir döneme tekabül ediyor. 

Her ne kadar, Singapur başbakanı Lee Hsien Loong ile Kamala Harris memnuniyet pozları verseler de ortada, plânlanmamış bir gelişme olarak Afganistan’daki hiç de umulmadık gelişmenin varlığı, kendini Harris’in ziyaretleri boyunca hissettirecektir. 

Bununla birlikte, ziyaretin yapıcı unsurları olarak düşünülen hususlar, Lloyd Austin ziyaretinde güdeme gelen iki ülke ilişkilerinin geliştirilmesine yönelik girişimlerin pekiştirilmesine yönelik olduğu görülüyor. Bu çerçevede, siber güvenlik, iklim değişikliği, ekonomik işbirliği, kovid-19’la mücadele konuları başı çekiyor. 

Öte yandan, Ada ülkesi Singapur ABD için, Pasifik Savaşı’ndan bu yana bölgedeki gizli/açık önemli müttefiklerinden biri olmakla kalmıyor, aynı zamanda iki ülke ticaret ve yatırım ilişkileri gayet önemli bir işbirliğinin olduğuna işaret ediyor. 

Bu çerçevede, ABD’nin bu Ada ülkesine yatırımları toplamda 315 milyar Dolar’ı bulurken, Singapur’un ise ABD topraklarında 65 milyar Dolar doğrudan yatırımı bulunuyor. ABD’nin Ada’ya yatırım miktarının Çin, Güney Kore ve Hindistan yatırımlarından fazla oluşu açıkçası iki ülkeyi ne denli birbirine bağımlı kıldığını özellikle de Singapur açısından ortaya koyuyor. 

Son gelişmeler çerçevesinde ise, yapıcı ve ön alıcı politikalarıyla bilinen Singapur yönetiminde, başbakan Lee Hsien, ABD’nin Afganistan’da daralan alanını genişletme adına tahliyeler konusunda hava desteği verebileceklerini söylemesi önemliydi. 

Lee Hsien’ın bu çıkışının ardında, Singapur’un daha önce Uluslararası Güvenlik Destek Gücü kapsamında Afganistan’da görev yapmış olması da bulunuyor. 

Bununla birlikte, Afganistan’da son derece kritik olan gelişmeler karşısında gayet pragmatik bir çıkış olarak değerlendirilebilecek olan Lee Hsien’ın bu önerinin gerçekleşmesi halinde, geçen ay savunma bakanı Lloyd Austin’in ziyaretinde varılan askeri işbirliği anlaşmalarının ardından yeni bir gelişme olarak kalmayacak, varılan anlaşmaların sağlaması olarak da değerlendirilecektir. 

ASEAN’a yeniden konuşlanma

Başkan yardımcısı Harris’in bu ziyareti, geçtiğimiz Temmuz ayının son haftasında bölge ülkelerinden Singapur, Vietnam ve Filipinler’i ziyaret eden savunma bakanı Lloyd Austin’in ardından, ABD üst düzey yöneticilerinin kısa sürede gerçekleştirdiği ikinci önemli ziyaret anlamı taşıyor. 

Gerek Austin’in gerekse bugünlerde başkan yardımcısı Harris’in ziyareti ABD’de Joe Biden yönetiminin sadece bu üç ülke özelinde değil, genel itibarıyla Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (Association of Southeast Asian Nations-ASEAN) bölgesine yönelik siyasi, ekonomik ve askeri yakınlaşması anlamına geliyor.  

Ancak, ABD siyasi aklının Afganistan’da olması, bu ziyaretin arzu edildiği gibi değerlendirilmesine imkân tanıyıp tanımadığı sorgulanmaya açık. Bununla birlikte, Afganistan krizinden önce plânlanmış olan bu ziyaretten hasıl olacağı tahmin edilen kazanımların bile gerçekleşmeyebileceğine dair göstergelere mevcut. 

Lloyd Austin ziyareti vesilesiyle kaleme aldığımız yazıda da dile getirdiğimiz üzere, ABD yönetimi ASEAN bölgesine yönelik söz konusu bu ziyaretlerle, Trump döneminde ilişkileri gerileyen ABD’nin bu yeni dönemde, bölge ülkeleriyle “küresel işbirliğinin yeniden inşası”na çaba sergiliyor. 

Bir başka deyişle, bu ziyaretler vesilesiyle, ABD bölge ülkeleri yönetimlerinde ve de geniş halk kitleleri nezdinde kaybettiği imajını yeniden kazanmaya çalışıyor. 

Tabii ABD açısından, söz konusu bu yaklaşımın somut hedefleri ve çıktıları açısından bakıldığında özellikle, Çin’e karşı geliştirilmekte olan yeni Hint-Pasifik ittifak bloğuna, mümkün olduğunca daha çok ülkeyi kazanmak... 

Austin’in  ziyaretinde özellikle, Filipinler’le oldukça zayıflayan ilişkisi onarmaya ve yeniden yapılandırmaya yönelik adımlar atılırken, Singapur ile de askeri işbirliği noktasında yeni anlaşmalarla var olan ittifak görüntüsü genişletilmeye çalışılmıştı. 

Bu ikili güvenlik ilişkilerine rağmen, ASEAN’ı bir bütün olarak Hint-Pasifik stratejisi içerisinde görüp görülemeyeceği konusunda ise, ciddi tartışmaların olduğunu söyleyebiliriz. 

Harris’in çabası 

Kamala Harris, diş politikaya uzak bir isim olarak adlandırılmakla birlikte, bölgenin dini-kültürel yapılaşmasında önemli bir etkisi olan Hindistan’la olan kök bağının, azınlık da olsa bölgede var olan Hint kökenlilerin varlığı ve bunların siyasal ve toplumsal yaşamdaki etkisi, ona yönelik bir sempati oluşmasına neden olduğunu söyleyebiliriz. 

Bu durum, akıllara bir nebze de olsa, 2009-2017 yıllarında devlet başkanlığı yapan Barack Obama dönemini getiriyor. Obama, bölgeye yaptığı ziyaretlerle bölge toplumları ve ülkelerinde ABD lehine önemli bir yaklaşımın gelişmesine katkısı olmuştu. 

ABD’nin Asya-Pasifik taahhüdü 

Başkan yardımcısı Harris’in Hindistan kökenli olması ABD adına yumuşak güç kazanımı olarak değerlendirilebilecek bir durum oluşturabilir. 

Ancak, ABD’nin gerek Donald Trump döneminden devr aldığı olumsuz miras gerekse, son birkaç haftadır Afganistan’da olan bitenler hiç kuşku yok ki, bölge ülkelerinde ABD’ye yönelik düşünce ve duyguların değişkenlik göstermesine yol açtığını söyleyebiliriz. 

ABD’nin Afganistan’a yönelik ‘taahhüd’ün bugün aldığı siyasi ve toplumsal hâlin bir benzerinin, -coğrafya/koşullar vb. farklılıklara rağmen- ASEAN özelinde ortaya çıkıp çıkmayacağı bir endişe kaynağı olarak kendini hissettiriyor. 

Kaldı ki, ABD kamuoyunda ortaya çıktığı üzere, Afganistan’daki gelişmelerin niyetlenilmemiş sonuçlarının kendini Güneydoğu Asya toplumlarında da göstermesi olasılığını yabana atılmamalıdır. 

Öyle ki, böylesine olumsuz yönde bir gelişmenin olmayacağının garantisi bulunmuyor...

Trump yönetiminin beklenmedik politikalarının, Çin’in giderek daha da agresif bir politika izlemesine neden olup olmadığı ve bunun karşısında, ASEAN ülkelerinin yaşadıkları hem askeri hem ekonomik güvenlik kaygılarının hatırlanmasında yarar var. 

Yakın gelecekte, Trump veya Trumpvari intikamcı bir siyasetçinin ABD’nin başına ‘musallat’ olması, aynı zamanda ASEAN bölgesinde de güvenlik güvenilirlik sorunun neşet etmesi anlamına gelecektir. 

ASEAN’a Afganistan engeli

Hiç de gündemde olmayan Afganistan’daki gelişmeler, ABD’nin ASEAN bölgesinden beklentilerini ertelemesine yol açacağı gibi, Çin’in bu gelişmeden mümkün olduğunca yararlanması ABD’nin önüne yeni bir engel olarak çıkacaktır. 

Bu gelişmeler ABD’nin bölgedeki meşruiyetinin gizli/açık sorgulanır hale getireceğini söylemek mümkün. En azından, yaşanan kaotik ortamın sorumlusu, geride bırakılan Afgan halkının hali, yirmi yıldır siyasal ve askeri yatırım yapılan Afgan siyasetçilerinin ve yöneticilerinin ‘teslim olmaları’ hiç kuşku yok ki, Güneydoğu Asya toplumları arasında önemli bir sorgulamayı da beraberinde getiriyor. 

Harris’in ziyaretinin bir diğer önemli noktası, bu konuyla doğrudan bağlantılı olacak şekilde bölgedeki ittifak arayışlarını veya mevcut ittifakları genişletme yaygınlaştırma çabalarıyla ilgilidir. 

Afganistan’da yaşanmakta olan siyasal dönüşüm ve bunun doğuracağı ve şimdilik belirsizliklerle dolu gelecek hiç kuşku yok ki, sadece ABD’yi değil, Güneydoğu Asya’da Müslüman toplumları ve/ya Müslüman toplumlara ev sahipliği yapan ulus-devletleri de yakından ilgilendiriyor. 

Not: Afganistan’daki gelişmelerin Güneydoğu Asya toplumlarına etkisin ilerleyen günlerde bir yazıda ele alacağım. 

https://guneydoguasyacalismalari.com/2021/08/23/abd-baskan-yardimcisi-harris-asean-bolgesinde-kamala-harris-vice-president-of-the-u-s-visiting-asean-region/