Japonya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Japonya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mayıs 2026 Pazar

Takaichi’nin Vietnam ziyareti ve Japonya-Vietnam ilişkileri / Takaichi’s visit to Vietnam and Japan-Vietnam Relations

Mehmet Özay                                                                                                                             03.05.2026

Japonya başbakanı Sanae Takaichi, 1-3 Mayıs günlerinde, Vietnam’a resmi ziyarette bulundu.

Vietnam başbakanı Le Minh Hung, yaptığı açıklamada, Doğu Asya ve Güneydoğu Asya ülkesi olan Japonya ve Vietnam arasındaki ikili ilişkilerin önemine dikkat çekerken, görüşmelerin merkezinde çeşitli alanlarda yakın işbirliği vardı.

Japon başbakanı Takaichi ise, Vietnam Ulusal Üniversitesi’nde yaptığı konuşmasında önemli konulara değindi.

Doğu Asya ve Güneydoğu Asya ülkesi olan Japonya ve Vietnam arasındaki ikili ilişkiler Hint-Pasifik bölgesi için önem arz ediyor. Özellikle enerji, yatırım, ticaret ve uzay alanlarındaki yatırım ve işbirlikleri dikkat çekiyor.  

Taraflar arası görüşmeler sonrasında, altı sektörde yeni anlaşmalar imzalanırken, Hint-Pasifik bölgesi ve küresel enerji sorunu gelişmeleri ele alındı.

İki ülke arasında imzaya konu olan işbirliği alanları arasında uzay teknolojisi, iletişim ve haberleşme, sulama, doğal felâketlere hazırlık alt yapısı, iklim değişikliği, düşük karbon üretimi bulunuyor.

Söz konusu ziyaret, bazı açılardan ele alınmayı hak ediyor...

Kalkınmacı Vietnam

Bunların başında, Doğu Asya siyasi gelişmeleri, ASEAN ilişkileri ve son küresel gelişmelerin bu ziyaretle doğrudan ilintili olduğunu söylemek mümkün.

İki ülke resmi ilişkilerinin başladığı 1973’dan bu yana, hem Doğu Asya, hem de Güneydoğu Asya’da önemli değişiklikler meydana geldi.

Vietnam’ın, önce Fransa ve ardından, kuzey-güney savaşı nedeniyle Amerika’nın bölgede sürdürdüğü tarihi savaşın ardından, vietnam’la ikili ilişkiler kuran Japonya’nın bu ülkenin ekonomik modernleşmesinde mesafe kat etmesindeki rolü tartışılmaz boyutta...

Yakın işbirliği

Takaichi, resmi ziyareti vesilesiyle dün, Vietnam Ulusal Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada, Vietnam-Japonya Kapsamlı Stratejik İşbirliği çerçevesinde önemli mesajlar verdi.

Bu mesajların başında, Vietnam’ın ortaya koyduğu ekonomik modernleşmeye vurguydu...

Takaichi, Japon teknolojisinin katkısıyla Vietnam’ın bugün küresel pazarı besleyen ürünlerin merkezi haline gelmesini, bu ülkenin ekonomik gelişimindeki başarısı olarak değerlendirdi.

Uzay çalışmaları, iki ülke işbirliği sonucu Vietnam’ın geldiği noktayı göstermesi açısından önemli...

İki ülke arasındaki son yirmi yılda bu alandaki yakın işbirliğinin sonucu olarak, geçtiğimiz Mart ayında açılışı yapılan “Vietnam Uzay Merkezi”, Japonya Ulusal Kalkınma Desteği (ODA) ile yakın işbirliğinin bir ürünü...

Bu çerçevede, iki ülke arasındaki kapsamlı stratejik işbirliği çerçevesinde ODA’nın yardım yaptığı ülkeler arasında Vietnam ilk sırada yer alıyor. 2025 yılında, ODA’nın Vietnam’a mali desteği 600 milyon Dolar’ın üzerinde gerçekleşti.

Söz konusu stratejik işbirliğinin doğrudan yansımasını diğer alanlarda da görmek mümkün örneğin. Vietnam, Japonya’nın dış yatırımlarında 153 ülke arasında 78,9 milyar Dolar’la üçüncü, ticari ilişkiler de ise dördüncü sırada bulunuyor.

Geçen yıl iki ülke ticaret hacmi 51,43 milyar Dolar’ı bulurken, yatırımlar, -300 yeni projeyle- 4 milyar Dolar’a yaklaştı. Yatırımların özellikle yarı iletken, digital dönüşüm, yeşil dönüşüm, yenilenebilir enerji ve uzay programı alanlarında yoğunlaştığı görülüyor.

Hint-Pasifik vurgusu

Başbakan Takaichi, Vietnam’ın ekonomik kalkınmasıyla ilgili gelişmelerin yanı sıra, bu ülkenin bir ASEAN üyesi olmasından hareketle, Japonya’nın sabık başbakanı Şinzo Abe tarafından gündeme getirilmiş olan Özgür ve Açık Hint-Pasifik (Free and Open Indo-Pacific-FOIP) vizyonuna hatırlatmada bulundu.

Ve bu çerçevede, ASEAN üye ülkelerinin, 2019 yılında bu vizyonla eşgüdümlü politikalar geliştirmeye yönelik kararını hatırlattı.

Geçtiğimiz Ekim ayında Malezya’nın dönem başkanlığı sürecinde ASEAN bu vizyona dair politikası olan ASEAN’ın Hint-Pasifik’e Bakışı (ASEAN Outlook on the Indo-Pacific-AOIP) ile Japonya’nın Hint-Pasifik vizyonu arasında eşgüdümün kurulması yönündeki ortak açıklamayı gönderme yaptı.

Enerji’ye çözüm

Küresel olarak yaşanan enerji sorunu da, ziyaret sırasında gündeme geldi...

Bu çerçevede, başkaban Takaichi’nin davetiyle geçtiğimiz 15 Nisan’da, ASEAN üye ülkeleri liderleriyle yapılan sanal toplantıda bölgenin karşı karşıya kaldığı enerji sorununu çözümü konusunda yeni politikalar belirleme yoluna gidildi.

“Asya’da Geniş Kapsamlı Enerji ve Kaynaklar Direnci Ortaklığı” (Partnership on Wide Energiy and Resoursce Resilience Asia-POWERR Asia) adı verilen bu girişim, Hürmüz Boğazı sorunundan neşet eden gelişmelere yönelik bir tedbir niteliği taşıyor.

Söz konusu işbirliğinin temel dayanak noktalarını ise, bölgesel çapta hizmet verecek olan petrol depolama tesisi inşası, gelişmiş enerji tasarrufu, Japon teknolojisi marifitetiyle bioyakıt, yeni nesil güneş enerjisi, nükleer enerji gibi alanlarda yeni enerji kaynaklarının oluşturulması ve geliştirilmesi hedefleniyor.

İki ayı aşkın süredir Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmelerden doğrudan etkilenen Doğu Asya ve Güneydoğu Asya ülkelerinin bir yandan, petrol stoğu sorunun giderme hedeflenirken, aynı zamanda alternatif enerji çabalarıyla Ortadoğu’ya doğrudan bağımlılıktan kurtulma çaresi arandığı gözlemleniyor.

Filipinler’in petrol ihtiyacının yüzde 94’ünü, Vietnam’ın yüzde 81’ini Hürmüz Boğazı üzerinden taşınan petrole bağımlı olması bölge ülkelerinin karşı karşıya kaldıkları enerji krizinin örnekleri olarak dikkat çekiyor.

Doğu Asya ve Güneydoğu Asya ülkeleri Japonya ve Vietnam arasındaki yakın işbirliği, özellikle, ekonomik kalkınma Vietnam’ın kalkınma sürecinde kendini ortaya koyuyor. İkili ilişkilerde bugün gelinen noktada uzay teknolojisi, iklim değişikli ile mücadele ve enerji alanındaki yeni yatırım olanakları ile güncelleniyor.

İki ülke ilişkilerinin gelişmesinin, aynı zamanda Hint-Pasifik bölgesi politikalarına da doğrudan etkisi olacaktır.

https://guneydoguasyacalismalari.com/tr_tr/takaichinin-vietnam-ziyaretive-japonya-vietnam-iliskileri-takaichis-visit-to-vietnam-and-japan-vietnam-relations/

9 Şubat 2026 Pazartesi

Yeniden güçlü Japonya / Again powerful Japan

Mehmet Özay                                                                                                                             09.02.2026

Japonya’da, başbakan Sanae Takaichi’nin büyük seçim zaferi.

Japonya’da, hafta sonu yapılan genel seçimleri, iktidarın büyük ortağı Liberal Demokrat Parti (Liberal Democrat Party-LPD),  465 sandalyeli parlamentoda (Diet) 316 milletvekili çıkararak ilk sırada tamamladı.

Rekor başarı

Bu seçim başarısı, sürekli değişen başbakanlar ve hükümetler nedeniyle, yaklaşık son dört yıldır önemli gerilimlere konu olan Japon siyasetinde yeni bir dönemin başlaması anlamına geliyor.

Seçimin modern Japonya siyasal tarihi açısından da gayet önemli olduğu anlaşılıyor.

Öyle ki, istatistikler, 316 milletvekilinin kazanıldığı bu seçimlerin, 1955 yılından bu yana en başarılı siyasal sonuç olduğunu ortaya koyuyor.

Söz konusu bu seçim başarısı, hiç kuşku yok ki, Japon kamuoyundan, başbakan Sanai Takaichi’ye yönelik güçlü bir güven işareti olması kadar, bunun ötesinde de bir anlam taşıyor.

Seçimin galibi olduğuna kuşku olmayan iktidarın büyük ortağı Liberal Demokrat Parti (Liberal Democrat Party-LPD), uzun süredir böylesi bir başarıya hasretti.

Bu seçim zaferi, siyasete yeniden güçlü ve kararlı duruşu getiren Takaichi’nin özellikle, geniş toplum kesimlerini yakından ilgilendiren ekonomi politikaları başta olmak üzere, yeniden güçlü Japonya olgusunu inşaya daha bir güvenle sarılacağını gösteriyor.

Bu anlamda seçim zaferinin, Japon kamuoyunun iktidarın büyük ortağı LPD ile başbakan Takaichi’ye güveninin bir ifadesi olduğuna kuşku bulunmuyor.

Nereden nereye...

Başbakan Takaichi, erken seçim kararı almasının ardından, gözler LPD’nin kaybettiği oyları geri alıp almayacağına odaklanmıştı.

Aynı zamanda, son dönemde yapılan seçimlerle kısa süreli hükümetlerin varlığı, siyasal ve toplumsal yaşamda karşı konulamaz bir ağırlığın ortaya çıktığını söylemek yanlış olmayacaktır.

Takaichi ile gelen fırsatın bu anlamda, her iki olguda yani, siyasal ve toplumsal yaşamda istikrar arayışı çabaları ve niyetiyle birleşmesini, hafta sonu yapılan seçimde başarıyı getiren psikolojik faktörler olarak kabul etmek mümkün.

Nihayetinde, genel seçimlere bir yıldan fazla bir süre olmasına rağmen, geçtiğimiz Ekim ayının 4’ünde başbakanlık koltuğuna oturan Takaichi, verdiği güçlü liderlik sinyallerinin semeresini bugün almış gözüküyor.

Yeniden şekillenen siyaset

Hafta sonu yapılan genel seçimleri iktidarın büyük ortağı LPD’nin kazanırken, Takaichi ile birlikte koalisyon yapısında yaşanan önemli yenilikle bugünkü iktidarın küçük ortağı olarak hükümette yer alan ve reformcu görüşleriyle tanınan, Japonya Yenilikçi Partisi de (Nippon Ishin), hiç kuşku yok ki, bu gelişmeden kendisine bir pay çıkartıyor olmalıdır.

Son dönemde siyasal yaşamda yaşanan dalgalanmaların iktidar yapısına yansıması, azınlık hükümeti olgusunun ortaya çıkmasına yol açarken, bu durum, potansiyel olarak toplumsal ve siyasal kırılmaların derinleşmesi yönünde verdiği izlenimle de önem taşıyordu.

Bu kırılmaların en belirgin yanı, uzun yıllardır hükümet olan LPD’nin seçmen desteğini yitererek kan kaybetmesi iken, aynı süreçte belki de, ‘toplumsal ümitsizliğin’ ya da ‘bir çıkış yolu olarak’ aşırı sağcı olarak bilinen Sanseito’nun çıkışına tanık oldu.

Takaichi’nin önce, LPD’de liderliği ve ardından, hükümeti oluşturma sürecinde LPD’nin uzun süredir iktidar ortağı ‘orta yolu’ temsil eden Komeito ile yollarını ayırması, başlı başına değişimin işaretiydi.

Cesur ve kararlı

Öyle ki, bu gelişme, yukarıda dikkat çektiğim üzere ülkede, toplumsal ve siyasal barış olgusunda kaymalar ve hatta kırılmalar sürecine eklemlenecek önemde siyasal bir karar olduğuna kuşku yok.

Bu gelişmeyi, ‘muhafazakâr’ ve ‘milliyetçi’ genleri güçlü başbakan Takaichi’nin aldığı, radikal bir karar olarak adlandırmakta bir sakınca bulunmuyor.

Bu kararın devamı olarak Takaichi, hükümeti kurma sürecinde Japonya Yenilikçi Partisi’ni, koalisyonun yeni ortağı olarak iktidara taşıması da, bir o kadar siyasal gündemde ses getiren bir karardı.

Pazar günü yapılan seçim sonuçlarına bakıldığında, 4 Ekim’den bu yana, Japonya siyasetinde başat aktör olarak gündemde yer alan ve gündemi belirleyen Takaichi, siyasal süreçleri yönetebildiğini kanıtlamış durumda.

Bazı seçmen görüşleri dikkate alındığında, LPD’nin seçim başarısının ardında, başbakan Takaichi’nin, karar alış süreçlerindeki hızı ile ilgili toplum kesimlerine ulaşmadaki ve söylemindeki dürüstlüğün belirleyici olduğu görülüyor. 

Bu durum, bize, Şinzo Abe’nin 2022 yılında bir suikasta kurban gitmesinin ardından, Japonya siyasetinde oluşan liderlik rolünün giderek, başbakan Takaichi tarafından doldurulmakta olduğunu ortaya koyuyor.

Hangi sağ?

Bununla birlikte, bir yandan muhafazakar ve milliyetçi tanımlamasına muhatap olan LPD lideri ve başbakan Takaichi öte yandan, ülkede reformu öngören ancak, sağa yakın konumuyla siyasal yaşamda yer alan Japonya Yenilikçi Partisi ile ‘aşırı sağ’ sıfatıyla anılan Sanseito’nun varlığı, ülke siyasal yaşamında ‘hangi sağ?’ sorusunu da gündeme getirilmesine neden oluyor.

Japonya siyasetinde hiç kuşku yok ki, yeni bir siyasal eğilim ya da eğilimler dizisi olarak anılmayı hak eden bu yönelimleri sadece ulusal siyaset gerçekliği ile açıklamak mümkün değil.

İçinden geçilmekte olan küresel türbülanslar döneminin, Japonya siyasetindeki karşılığının yukarıda zikredilen siyasal tutum ve eğilimler şeklinde karşılık bulduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Öyle ki, hafta sonu yapılan seçimlerin tek galibi iktidrın üyük ortağı LPD değildi. Aşırı sağı temsil eden Sanseito’nun da, mecliste temsil sayısını 2’den 13’e çıkarmış olmasını dikkatle takip etmek gerekiyor.

Bu noktada, 190 adayla seçimlere katılan ve elde edilen önemli başarıya rağmen, parti başkanının alınan başarıyı kabullenmek yerine, bunun ötesinde bir hedefi ortaya koyması, Japon siyasal ve toplumsal yaşamında yaşnmakta olan değişmelerin bir diğer göstergesidir.

Bu gelişme, Japon seçmenin bir yandan milliyetçi eğilimleri gayet güçlü Takaichi liderliğindeki LPD’ye dönüşü kadar, bu siyasal eğilimi aşan aşırı sağcı Sanseito’yu da mecliste gayet görünür kılınır bir yere taşıması seçmen profilinin, belirsizliklerle ve hatta zaman zaman tehditlerle anılan bölgesel ve küresel gelişmelere verdiği yanıt olarak değerlendirmek mümkün.

Yeniden güçlü Japonya

Seçim sonuçları, ‘yeniden güçlü Japonya’ olgusunun gündeme geldiğini söyleyebiliriz.

Takaichi’nin, önce siyasal kimliğinin ortaya koyması ve ardından, cesurca aldığı seçim kararının ardından gelen başarı Japonya’nın, toprağı bol olsun, Abe’nin ortaya koyduğu liderlik  dönemi güçlü Japonla olgusunun yenilenmesi anlamı taşıyor.

Bu gelişmenin, sadece Japonya toplumu için değil, aynı zamanda Asya-Pasifik bölgesi için de önemli bir gelişme olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

https://guneydoguasyacalismalari.com/tr_tr/yeniden-guclu-japonya-again-powerful-japan/

29 Ocak 2026 Perşembe

Japonya’da Takaichi iktidarı ve erken seçim / Takaichi’s government and snap elections in Japan

Mehmet Özay                                                                                                                             15.01.2026

Japonya’da, yeni bir erken seçim kapıda...

Başbakan Takaichi 19 Ocak’da Temsilciler Meclisi (Diet) fesh edeceği açıklanırken, seçimin 8 Şubat’ta yapılması bekleniyor.

Japonya’da, son beş yıldır iktidara gelen hükümetlerde yaşanan siyasal istikrarsızlığı sona erdirmenin adı olarak öne çıkan başbakan Sanae Takaici, yeni yılla birlikte, tıpkı seleflerinin olduğu gibi erken seçim kararı alması şaşırtıcı değil.

Ancak bu sefer, seçimin nedenleri ve hedefleri öncekilerden kayda değer ölçüde farklılık taşıyor. 

Normal şartlarda, Temsilciler Meclisi için 2028 Sonbahar’ında yapılması beklenen genel seçimlerin, erkene alınması konusunda başbakan’ın önemli bir karar gücü bulunuyor.

Bu noktada, Takaichi’nin, tıpkı sabık başbakan Ishiba Shigeru’nun izinden gitmekte olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Farklılıklar

Bununla birlikte, 4 Ekim 2025’de önce Liberal Demokrat Parti’de (Liberal Democrat Party-LPD), başkanlığına ve ardından, başbakanlık koltuğuna oturan Sanae Takaichi’yi bu karara sevk eden bazı önemli gelişmeler bulunuyor.

Bu süreçte, Takaichi’yi diğerlerinden ayıran bazı önemli gelişmeleri yabana atmamak gerekiyor.

Bunların başında önceki başbakanlardan ayıran temel, güçlü siyasal karakteri ile sahip olduğu kamuoyu desteğidir.

Bu özellikleriyle, başbakan Takaichi ve LPD yönetiminin bir yandan mevcut koalisyon yapısının muğlaklığını aşmak öte yandan, partinin kaybettiği oyları geri alarak eski siyasal gücüne yeniden kavuşma gibi temel hedefleri bulunuyor.

Güçlü karakter

Parti içi yarışta ve ardından, mecliste Japonya Yenilikçi Partisi (Nippon Ishin) ile yeni ittifak oluşurulması sürecinde Takaichi’nin dikkat çeken özelliği, güçlü bir siyasal karakter sergilemesidir.

Bunu, kısa sürede Çin’le ilişkilerde o döneme kadar, ‘örtük ulusal güvenlik politikası’ olarak bilinen “stratejik belirsizlik” (strategic ambiguity) olgusunu bir parlamento konuşmasında ifşa etmesini, güçlü siyasal karakterinin bir ifadesi olarak değerlendirmek mümkün.

Öyle ki, bu söyleminin ardından, Çin’den ve Japon ulusal siyaset çevrelerinden gelen taleplere rağmen, Takaichi’nin bu açıklamasından geri adım atmaması bu anlamda, bir diğer önemli göstergedir.

Hedef tek başına iktidar (mı?)

Bununla birlikte, yukarıda kısaca dikkat çekildiği üzere, Takaichi’nin güçlü siyasal karaktere sahip olduğu hatırlandığında, erken seçim alma kararının, mecliste LDP’nin tek başına iktidarını sağlayama yönelik bir çıkış olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Şu an itibarıyla, hükümet koalisyonu 465 sandalyeli Temsilciler Meclisi’nde, 233 milletvekiline sahip.

Takaichi’nin başbakanlığı ile birlikte, LPD ile 26 yıldır iktidar ortağı olarak yer alan merkezdeki Komeito’nun bu birlikteliğe son vermesi önemli bir gelişmeydi.

Takaichi, hükümeti kurma konusunda çözümü, Japon Yenilikçi Partisi’yle sürpriz denilebilecek bir koalisyonla kurmakta buldu.

Bununla birlikte, Yenilikçi Parti lideri ve Osaka valisi Yoshimura Hirofumi’nin kabinede yer almama kararı, siyasal gözlemciler tarafından ‘gevşek koalisyon’ olarak adlandırmalarına neden oluyor.

Bu gelişmeler dikkate alındığında, Takaichi’nin, partisi LPD’nin tek başına hükümet olmak amacıyla 233 milletvekili çıkarma arzusunda olduğunu söylemek doğrudur.

Buna ilâve olarak böylesi bir adım, yukarıda dikkat çekilen Takaichi’nin güçlü siyasal karakteriyle örtüşen bir özelliktir.

LPD’nin, 2024 seçimlerinde 199 milletvekili çıkarmış olması ve bugün, gizli/açık ortaya konulan 233 hedefi arasında gayet ciddi bir açık olduğunu gösteriyor.

Ancak, girişte dikkat çekildiği üzere, Takaichi’nin bir anlamda yenilikçi siyasal tutumu ve genç seçmenin bu tutuma verdiği olumlu tepki, LPD yönetim çevrelerince önemseniyor olmalıdır.

Bunun ilk adımı olarak, daha önce Japonya Yenilikçi Partisi’nden ayrılan ve bağımsız vekil olarak mecliste yer alan üç milletvekilini LPD’ye kazandırmasını göz ardı etmemek gerekir.

Mecliste, LPD’nin sayısal üstünlüğünü sağlamaya yönelik bu girişim, uygulanış biçimi açısından Yenilikçi Parti’yi memnun etmese de, Takaichi’nin kendinden emin siyasal kişiliğinin bir başka ifadesi olarak değerlendirilmeyi hak ediyor.

Bu adımın hükümet ortağı Yenilikçi Parti’de, Takaichi’ye karşı uyandırdığı ‘siyasal şüphe’nin yanı sıra, reformcu yaklaşımlarıyla bilinen bu parti ile muhafazakâr yönelimli LPD arasında siyasal gen uyuzmazlığını da yabana atmamak gerekiyor.

Karar genç seçmende

Takaichi’nin başbakanlıkta henüz iki ay yeni dolarken, bazı kamuoyu araştırmalarına göre, halk desteğinin yüzde 60 ilâ yüzde 70 arasında olması, Japonya’da siyasal gözlemciler tarafından ‘olağanüstü’ bir gelişme olarak yorumlanıyor.

Ve söz konusu bu desteğin genç seçmenden gelmesi -benzeri ülkelerdeki yönetimlerin aksine, Japonya’da başbakan Takaichi’nin siyaset dünyası ve seçmen arasında önemli bir sinerji yakaladığı anlamına geliyor.

Söz konusu bu seçmen grubunun önceki birkaç seçimde, merkez-sağ ‘Halk için Demokrasi Partisi’ (Democratic Party for the People-DPFP) ve milliyetçi popülist eğilimleriyle bilinen Sanseito’ya oy vermiş olduğu dikkate alındığında, yaşanan bu dönüşümde Takaichi faktörünün belirleyiciliğine şüphe yok.

Genç seçmenin bu siyasal eğiliminin, LPD açısından önceki başkanlar döneminde kaybedilen desteğin geri gelişi anlamına geliyor.

Takaichi’nin erken seçim kararının ardında, bu faktörün dikkat çekici bir yeri olduğunu yadsımamak gerekir.

https://guneydoguasyacalismalari.com/tr_tr/japonyada-takaichi-iktidari-ve-erken-secim-takaichis-government-and-snap-elections-in-japan/

13 Kasım 2025 Perşembe

Japonya’da Takaichi’den yenilikçi ve agresif güvenlik söylemi / Innovative and agressive security discourse from Takaichi in Japan

Mehmet Özay                                                                                                                             13.11.2025

Japonya’da çiçeği burnunda başbakan Sanae Takaichi’nin son günlerde Tayvan konusunda verdiği demeçler Çin-Japonya ilişkilerinde gerilim olarak geri dönüyor.

Tayvan Boğazı’nda olası bir sıcak gelişmeye tarafsız kalmayacaklarını geçtiğimiz Cuma günü parlamentoda yaptığı konuşmada dile getiren başbakan Takaichi’nin bu tutumu, bugüne kadar Tayvan Boğazı konusunda ulusal güvenlik siyasetinde yer eden “stratejik belirsizlik” (strategic ambiguity) olgusundan feragat mi ediliyor sorusunun gündeme gelmesine neden oluyor...

Demir Lady’den önemli çıkış

Doğu Asya’da suların durulmasına yönelik bazı siyasal intibalar oluşsa da, istikrarsızlığın sürdürülürlüğünden ötürü, dönüp dolaşıp yine sorunlar nüksediyor.

Son dönemde, özellikle Japonya’da ‘demir lady’ lâkaplı Sanae Takaichi’nin başbakanlık koltuğuna oturmasıyla bölge siyasetinde gündeme gelen değişim sürecinde, verilen ilk mesajlar Japonya-Çin, Japonya-Kuzey Kore ilişkilerinin diyaloğa evrileceği ümidini ortaya koyuyordu

Bu durum, ABD-Çin arasında süren gümrük vergisi krizinin yol açtığı istikrarsızlıkların tetiklediği bir gelişme olarak, geçtiğimiz Mart ayında üç ülke Çin, Japonya ve Güney Kore dışişleri ve ardından ticaret ve ekonomi bakanlarının, alışılmışın dışında bir pratik olarak biraraya gelmişti.

Japonya başbakanı Takaichi’nin 7 Kasım günü yaptığı açıklamada, Çin’in Tayvan’a yönelik olası bir askeri içerikli girişimi karşısında, sessiz kalmayacaklarını ima eden yaklaşımı, Pekin’den tepki çekmeye devam ediyor.

Tayvan boğazı ve Japon ulusal güvenliği

Takaichi, açıklamasında Çin’in Tayvan boğazını kapatmaya yönelik girişimin, Japonya’nın yaşam kaynağını kurutmaya matuf bir gelişme olacağına dikkat çekiyor.

Japon başbakanının açıklamasında dikkat çeken husus, Çin’den böylesi bir girişimin olması halinde Japonya’nın “kollektif öz-savunma”ya başvuracağı ifadesi.

Japonya’da Liberal Demokrat Parti’de (Liberal Democrat Party-LPD), parti için başkanlık seçiminin gündeme gelmesiyle adı ulusal ve uluslararası siyasette gündem olan Takaichi’nin ultra-muhafazakar olduğu yolundaki ifadeler geniş yer tutmuştu.

Bugün, Takaichi’nin açıklaması değerlendirilirken, hiç kuşku yok ki, akla gelen temel husus, “ultra muhafazakar” yaklaşımın ortaya konmuş olmasıdır.

Aslında, aynı Takaichi, parti içi başkanlık seçimleri öncesinde Çin’le ilgili olarak, “Çin önemli bir komşumuz” ifadesini kullanarak, ilişkileri yumuşatıcı ve geliştirici olmaya matuf açıklamalarda bulunmuştu.

Başbakan Takaichi’nin kısa sürede böylesine iki zıt düşünceyle gündeme gelmesi açıkçası, düşündürücü.

Muhafazakârlığının göstergesi olarak başbakan atanmasına rağmen, Yasukuni Tapınağı’nı bile ziyaret etmeyen Takaichi’nin Çin’i kızdıracak bir açıklamayı ortaya atmasının bir sebebi olmalı.

Öyle ki, Japon dışişleri ve savunma bakanlıklarında bürokratların da, başbakanın bu açıklamasından rahatsızlık duydukları belirtiliyor.

Yeni bir politikaya doğru (mu?)

Başbakan Takaichi’nin geçtiğimiz Cuma günü parlamento konuşmasında gündeme getirdiği bu söylemin öyle anlaşılıyor ki, başbakan ve ilgili bakanlar ve de bakanlık bürokratlarıyla geniş katılımlı toplantılar sonucunda alınmış değil.

Takaichi’nin ortaya koyduğu söylemden dönmediğinin kanıtı, geçtiğimiz Pazartesi günü benzer bir açıklamayla gündeme gelmiş olmasıdır.

Takaichi’nin Çin’in olası bir Tayvan girişimi karşısındaki tavrına yönelik, bu ‘dar siyasal tutumunun’ bir süre sonra Japon ulusal siyaseti olarak belirlenebileceğine dair imayı ortaya koyuyor.

Japon ordusu ve militarizasyonu olgusuna dair beyin jimnastiğini gündeme getiren bu yaklaşımın, takaichi’ye ait orijinal bir politika olduğunu söylemek kanımca mümkün değil.

Bunun nedeni, şayet Japonya’nın, Çin marifetiyle Tayvan veya Tayvan Boğazı’nda gerçekleştirilecek olası bir askeri bir gelişmeye, gizli ya da açık askeri bir karşılık vereceği söz konusu ise, bunu -toprağı bol olsun- Şinzo Abe’nin ulusal stratejik politikalarına dönüp bakarak anlamlandırmak mümkün.

Nihayetinde, Japonya’da askeri gücün ulusal güvenlik ve iç meseleleri ile sınırlılığının aşılmasında Şinzo Abe’nin Japon ordusunun yeniden yapılandırılması konusundaki açılımı, Pasifik Savaşı’ndan bu yana gerekleşen gayet önemli bir politika değişi anlamına geliyordu.

Bu politikanın, ABD başkanı Donald Trump’un önce, 2016-2020 ve ardından, 2024’den bu yana uluslararası kurumlar ve özellikle, NATO ile Doğu Asya’da ittifaklarının savunma haramaları konusunda gündeme getirdiği ‘yenilikçi’ politikalarla örtüşen bir yanı olmadığı söylenemez.

Şinzo Abe, ulusal ordunun geliştirilmesi konusundaki açılımla adını tarihe geçirirken, bugün aynı Abe’nin takipçisi kabul edilen başbakan Takaichi’nin, bölgedeki askeri gelişmelere tarafsız kalmayacakları açılımı da bir o kadar önemli bir gelişme olarak adlandırılmayı hak ediyor.

Belirsizlikten eylemliliğe

Japonya’nın, Tayvan ve ilgili konulardaki tavrının “stratejik belirsizlik” (strategic ambiguity) olması, Takaichi’nin açıklamasıyla belirsizliğin yerinin, eylemliliğe evrildiğini açıkça ortaya koyuyor.

Önceki Japon hükümetlerinin benimsediği söz konusu ‘stratejik belirsizlik’ kavramı, Japon yönetiminin Tayvan konusunda yaşanacak olası bir gelişme karşısında, ne yapacağının açıkça ortaya konmaması anlamına geliyor.

Bu yaklaşım bir anlamda, Pekin yönetimine bir ipucu vermeme stratejisi olarak da algılanmaya açık bir durum oluşturuyor.

Yukarıda dile getirdiğim, kısa sürede Takaichi’nin, böylesine önemli bir bölgesel konuda görüş beyanına yol açacak bir nedenin ne olduğu yolundaki soruma kendim cevap vermem gerekirse, ABD başkanı Donald Trump’ın Japonya ziyaretinin bir etkisini ileri sürebilirim.

Unutmayalım kı, bu ittifakın bir olgusu olarak ABD üsleri Japonya’da bulunuyor...

Tayvan’a yönelik bir Çin tarafının sıcak bir girişimine ABD tarafsız kalmama yönünde mesajlar verirken, bunun en somut adımının hiç kuşku yok ki, Japonya’daki üsler vasıtasıyla olacağını tahmin etmek güç değil...

Nihayetinde, ABD-Japonya ittifakı ABD’nin Asya-Pasifik veya Hint-Pasifik politikalarının can damarını oluşturuyor.

Japonya için de özellikle, askeri destek ve bu askeri varlığın sürdürülübelirliği noktasında ABD’nin kaçınılmaz bir önemi olduğuna kuşku yok.

https://guneydoguasyacalismalari.com/tr_tr/japonyada-takaichiden-yenilikci-ve-agresif-guvenlik-soylemi-innovative-and-agressive-security-discourse-from-takaichi-in-japan/

21 Ekim 2025 Salı

Japonya’da istikrara doğru: Sanae Takaichi yeni başbakan / Towards stability in Japan: Sanae Takaichi is the new prime minister

Mehmet Özay                                                                                                                             21.10.2025

Ve Japonya’da, ilk kadın başbakan iş başında...

4 Ekim’de iktidardaki Liberal Demokrat Parti’de (Liberal Democrat Party-LPD), başkanlığına seçilen Sanae Takaichi, alt kamara’a bugün yapılan oylama sonrasında, ülkenin yeni başbakanı olarak ilân edildi.

LPD’de yaşanan başkanlık değişimin ardından, Sanae Takachi yeni bir koalisyonla hükümeti başarıyla kurdu.

İktidar söylem ve değişim

‘Demir lady’ lakaplı Takaichi’nin, ‘ultra milliyetçilik söylem ve sembolik eylemlerinden’ ziyade özellikle, ekonomi alanında önemli adımlar atması bekleniyor.

Bu noktada, Sanae Takachi, 4 Ekim’den bu yana başbakanlığa hazırlanırken, iktidar olmanın gerekliliğini anlayarak söylem ve eylem geliştirdiğine tanık olunuyor.

Örneğin, Çin’le ilişkiler konusunda rasyonel yaklaşımda bulunurken, geçen hafta milliyetçi ruhun sembolizmi olan Yasukuni Tapınağı’nda geçen hafta yapılan törene katılmamasıyla, ülke siyaset dünyasına ve kamuoyuna önemli bir mesaj vermiş gözüküyor.

Ve bu gelişmelerin ardından bugün, Sanae’nin başbakan olarak atanmasına, Tokyo borsası zirve yaparak oldukça önemli bir tepki vermesi, iş çevrelerinde beklentinin olumlu ve yüksek olduğunun ifadesi olduğuna kuşku yok.

Kadın başbakan ve birlik

Japonya’da, son beş yıldır devam eden siyasi türbülasyon nihayet, bir kadın başbakan’la yeni bir evreye girme yolunda.

Özellikle, iktidar partisi LPD’de, yaşanan yolsuzluklar, seçmenlerde ve ardından, parlamentoda güven kaybına yol açarken, son beş yılda üç parti başkanı ve dolayısıyla, başbakanın değişmesine neden oldu.

64 yaşındaki Sanae Takachi, alt kamarada yapılan ilk oylamada, başbakan olmasını sağlayacak oyu almayı başardı.

Üst kamaranın da yeter oy vermesinin ardından, Sanae Takaichi, İmparator’un huzurunda ülkenin yeni başbakanı olarak atanarak resmen göreveine başlayacak.

Sanae Takaichi, parlamentoda başbakan seçilmesinin ardından, sabık başbakanlar Shigeru Ishiba ve Fumio Kishida’ ile yan yana fotoğrafı, parti içi disiplin ve birliğe işaret ettiğini söyleyebiliriz.

Bu gelişmenin, önümüzdeki süreçte Parlamento’da da yansımasını sunacağını ileri sürebiliriz.

Yeni ittifak

İktidardaki LPD ve küçük ortağı Koemi, son bir yıldır yapılan iki seçimin ardından, parlamentoda üçte ikilik çoğunluğu kaybetmişti.

Bugün alt kamarada yapılan başbakanlık seçimi, bu nedenle önemli bir başarı olarak kabul ediliyor.

4 Ekim’de LPD bünyesinde yapılan parti başkanlığı yarışını diğer dört erkek adaya karşı başarıyla önde tamamlayan Sanae’nin ikinci sınavı, onun bir anlamda başbakanlık yolunu da açacak olan yeni bir ittifak arayışına girmesi oldu.

10 Ekim’de LPD’nin uzun dönemdir iktidar ortağı okan Koemi yönetimi, Sanae Takachi’nin “ultra” olarak değerlendirilen siyasal bakış vizyonu nedeniyle ittifaktan ayrılma kararı aldı.

Bu gelişmeyi, LPD içerisinde yaşanan başkanlık değişimi sonrasında, parlamentoda iktidar yapısının da, önemli bir değişime konu olmasını getirecek bir süreç olarak değerlendirmek gerekir.

Azınlık hükümetine konu olan LPD+Koemi iktidarının, Sanae’nin başbakanlığını tehlikeye atacağını göz ardı etmek mümkün değildi.

Bu nedenle, Sanae, LPD kurmaylarıyla parlamentoda yeni bir ittifak ortağı arayışında kararı, yıldızı parlayan ve aynı zamanda reformcu söylemin sözcüsü olarak da adlandırılan Japonya Yenilenme Partisi (Japan Innovation Party-JIP) buldu.

Kabineye yeni isimler

Japonya’da yeni kabinenin en önemli özelliğini, birilk kabul edilen başbakan’ın kendisi yani, Sanae Takaichi oluşturduğuna kuşku yok.

Batılı anlamda bir feminist ya da katı/radikal bir feminist olarak kabul edilemeyecek olan Sanae Takaichi, diğer politik görüşlerinin aksine, daha orta yolcu bireğilim izleme yanlısı olduğunu söylemek mümkün.

Öyle ki, hem, partisi LPD’de ve hem de, iktidar yapılaşmasında toplumsal cinyiset olgusunu anlamlı bir şekilde gözetme yanlısı bir politika izliyor.

Bu çerçevede, siyasal gözlemciler Japon siyasetinde temsiliyet noktasında, Kuzey Avrupa ülkelerine benzer bir gelişmeyi öngördükleri anlaşılıyor.

Sanae Takaichi parlamentoda başbakan seçilmesinin ardından, açıkladığı kabinede iki bayan bakan yer alıyor.

Bunlar, Maliye Bakanı Satsuki Katayam ve Ekonomik güvenlikten sorumlu bakan Kimi Onoda. Bu iki kadın siyasetçiye ilâve olarak, kabine sekreterliğini de bir Minoru Kihara üstlendi.

Umutvar gelecek

Japonya bir anlamda, karizmatik lider Şinzo Abe’nin sağlık sorunları nedeniyle siyasetten çekilmesi ve ardından, suikaste kurban gitmesiyle önemli bir psikolojik gerileme uğradı.

Bu durum, iktidar partisinde belki de bir anlamda var olan dengeleri sarsarken, iktiar olmanın getirdiği doğal bir sonuç olarak, yapılan seçimlerde parlamentoda da güvenoyunu ve de çoğunluğu kaybetti.

Bugün ise, Japonya siyasetinde Sanae Takachi ile yeni bir evrenin başladığını söylemek yanlış olmayacaktır.

Sanai Takaichi’nin önce iktidar partisi LPD’de başkan ve ardından başbakan olarak seçilmesi Japonya’da siyasi istikrarsızlık yerini dengeye bırakma yolunda olduğunun işaretidir.

Her ne kadar gözler öncelikle iç iyaset, ekonomi, toplumsal sorunlara odaklanmış gözükse de, Sanai Takaichi başbakanlığında Doğu Asya, Asya-Pasifik ve küresel gelişmeler yeni hükümetin ne tür tepkiler ve katkılar sağlayacağı izlenmeye değer olacaktır.

https://guneydoguasyacalismalari.com/tr_tr/japonyada-istiktara-dogru-sanae-takaichi-yeni-basbakan-towards-stability-in-japan-sanae-takaichi-is-the-new-prime-minister/

5 Ekim 2025 Pazar

Sanae Takaichi: Japonya’da ‘demir lady’ iktidarına doğru / Sanae Takaichi: Towards the ‘iron lady’ rule in Japan

Mehmet Özay                                                                                                                             05.10.2025

Japonya’da ‘demir lady’ lâkaplı Sanae Takaichi dönemi başlıyor...

Dün yapılan, parti içi başkanlık seçimini kazanan Takaichi, Liberal Demokrat Parti, hükümet ve de ulusal siyaset için bir umut olarak ortaya çıkıyor.

Siyasette yeni bir paradima

Japonya’da iktidarın büyük ortağı Liberal Demokrat Parti’de (Liberal Democrat Party-LPD), parti için başkanlık seçimini tahmin edildiği üzere, ‘demir lady’ lakaplı ekonomi güvenliği eski bakanı Sanae Takaichi kazandı.

Diğer dört aday karşısında, parti içi başkanlık yarışını kazanan Sanae Takaichi, yaptığı ilk açıklamalarda ülke siyasetinde yeni bir dönemin başlangıcı olacağı yönünde güçlü emareler ortaya koydu.

Bu çerçevede, Takaichi’ni açıklamasında yaptığı “sürekli çalışma” vurgusu ile, siyasete yeni bir paradigma getireceği anlaşılıyor.

Seçilmesi sürpriz değil

Sabık başbakan Şinzo Abe’ye ve de politikalarına yakınlığıyla bilinen Takaichi’nin, parti başkanlığına seçilmesini sürpriz olarak görmemek gerekiyor.

Son beş yıldır parti içi istikrarın kaybedildiği LPD’de dün yani, 4 Ekim’de yapılan başkanlık seçimini beş aday arasında tek kadın aday olarak yer alan Sanae Takaichi’nin kazanması, parti içi ve ulusal politikada bir ilk anlamına geliyor.

Bir anlamda, 2020 yılından bu yana, LPD’de yaşanan siyasal krizde eşiğe gelinmesi, bir kadın aday olması kadar, Abe gibi karizmatik ve kimi ölçülerde başarılı bir politikacıya yakınlığı nedeniyle Takaichi’nin sonuç getirecek siyasal kararlar almasına elverişli bir ortamı sağlıyor.

Bir kadın adayın siyasette önce çıkmasını, belki diğer benzeri ülkelerde gözlemlendiği üzere, ‘feminist’ söylemle ele alınabilecek bir yaklaşım olmadığını hemen başta ifade edeyim.

Japonya’da ortaya konulan ve bir süre bekleyip görmemiz gereken bu gelişme üzerinden belki de, siyasette ‘toplumsal cinsiyet eşitliği’ olgusunu, diğerlerinden farklılığı, kendine özgülüğü gibi olgyularıyla derinden incelemek gerekecek.

Disiplin

Yeni dönemde LPD’nin parti içi disiplini kadar, ulusal ekonomi için benzer bir disiplinin oluşturulması konusunda önemli adımlar atılması gerekiyor.

Bayan Takaichi’nin bunun farkında bir politikacı olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Öyle ki, son bir yıl içinde yapılan ara seçimler sonunda LPD modern dönem Japon siyasetinde, ilk ve en büyük siyasi yenilgileri tadarken, bunun doğrudan yansıması parti içi liderlik yarışında kendini ortaya koyuyor.

Yapılan her seçimin getirdiği yenilgi üzerine güvenoyunu yitiren parti başkanı ve de başbakan, yapılan yeni bir seçimle yerini bir diğerine bırakıyor.

Son beş yılda karşımıza çıkan bu durum, dün yapılan seçimle Takaichi’nin parti başkanlığına getirilmesi, son dönemde yaşanan ilkler sıralamasına bir yenisinin eklenmesi anlamına geliyor.  

Bu durumda, parti içi disiplinin öncelikli bir konu olduğuna kuşku bulunmuyor.

Umut dolu gelişim

LPD ve partinin küçük ortağı Komeito’nun ulusal parmanento için önce, 2024 Ekim ayında alt kamara ve ardından, 2025 Temmuz ayında üst kamara için yapılan ara seçimlerde, parlamentodaki üçte ikilik çoğunluğunu yitirmesi nedeniyle, Takaichi’nin bugüne kadarki uygulamaların aksine, doğrudan başbakanlık koltuğuna oturması anlamına gelmiyor.

Bir yandan, ultra-muhafazakâr olarak adlandırılan Takaichi öte yandan, ulusal siyasette her dönem muhalefet saflarını oluşturan Anayasal Demokrat Parti (Constitutional Democrat Party-CDP) arasında ve de, diğer bir kaç küçük parti arasında, yeni bir siyaset anlayışının ortaya çıkmasına elverir bir durum olduğuna işaret ediyor.

Bu konuda, geçtiğimiz birkaç hafta boyunca LPD başkan adaylarının, muhalefetin siyasal yaşama dair yaklaşımlarını gözden geçirdiklerini ve hatta, bazı görüşmeler yaptıklarını söylemek mümkün.

15 Ekim’de, Parlamento’da yapılacak olan oylama, Takaichi’nin geleceği kadar LPD ve ülke geleceği içinde büyük önem taşıyor.

Bu gelişmeler dikkate alındığında sadece, LPD ve koalisyonun küçük ortağı Komeito’nun oylarıyla başbakan seçilemeyeceği aşikâr olduğuna göre, Takaichi’nin 15 Ekim’e hazırlıklı olduğunu söylemek mümkün.

Bu anlamda, belki de yeni bir ilk olarak, muhalefet sıralarından birkaç ismin kabineye girebileceğini söylemek bile mümkün...

Sıkı para politikaları ve büyüme

Parti içi seçim kampanyasında, sıkı mali politakaların öneminin farkında olduğunu ifade eden Takaichi, aynı zamanda Japonya’nın gelecek birkaç on yılına damgasını vuracak ekonomi politikasıyla gündemde.

Sürekli kaybeden LPD’nin bu dönem kaybetmeye tahammülün olmadığı partililerin fark etmiş olması lazım ki, radikal denilebilecek bir kararla bu sefer, partinin önemli isimlerinden bir kadın politikacıyı parti başkanı seçtiler.

Bu seçimi, LPD ve Japon siyasetinde yeni bir gelişme ve de yenilenmenin bir ifadesi olarak kabul etmek mümkün.

Güçlü özgüvenine şüphe olmayan Bayan Takaichi’nin, bu değişim sürecini yönetme konusunda da aynı özgüvenle hareket etmesi bekleniyor.

Bununla birlikte, ‘ultra muhafazakârlığı’nı 2022’yılında Yasukuni Tapınağı’na ziyaretle sembolik olarak da göstermiş olan Takaichi’nin, hem, parlamentonun ve hem de, geniş Japon toplumunun beklentileri çerçevesinde, sansasyonel kabul edilebilecek bu türden ‘aşırılıklardan’ kaçınacağını düşünmek mümkün.

Son beş yılda dördüncü kez parti başkanlığı yaşayan LPD’de, parti içi krizin Takaichi’nin seçilmesiyle bittiğini söylemek için çok erken.

Bununla birlikte, bazı karakteristikleriyle öne çıkan Takaichi’nin LPD ve ulusal siyaset için bir umut olduğunu düşünmek için yeterli sebep bulunuyor.

https://guneydoguasyacalismalari.com/tr_tr/sanae-takaichi-japonyada-demir-lady-iktidarina-dogru-sanae-takaichi-towards-the-iron-lady-rule-in-japan/