Mehmet Özay 17.08.2026
Günümüz jeo-politiği ve bunu oluşturan siyasal yaklaşımlara temel oluşturan ulus-devlet yapılaşmalarının, bu örnekte, Malay dünyasını ve bunun kültürel zeminini anlamlandırmak gayet önemlidir. Ve bu anlamda, Güneydoğu Asya bölgesinin jeo-politik zemininde tarihsel ve geleneksel varlığıyla dikkat çeken ancak, son dönem gelişmeler nedeniyle dar kalıplara sokulan, göz ardı edilen, ve hatta unutulan ya da unutturulmaya çalışılan ‘Malay’ ve ‘Malay dünyası’ kavramları bütüncül boyutlarıyla ele alınmalıdır.
‘Malay’ ve ‘Malay dünyası’ olarak anlaşılmasını ileri sürdüğümüz toplumlar bugün, dünya üzerinde Güneydoğu Asya coğrafyası olarak bilinen bölgede varlık sürmektedirler. Bu hatırlatma, bize Güneydoğu Asya’yı bir bütün olarak anlamamıza olanak tanıyacak ögeler sunduğu gibi, aynı zamanda yukarıda dikkat çekilen ulus-devlet ve jeo-politik ilişkiler çerçevesinde, Malay dünyasının kültürel bir yapı olarak, bütünlüklü bir güç ve etki olarak ortaya çıkıp çıkamayacağının da tartışmaya açılmasına kapı aralayacaktır.
Malay tanımlaması
konusunda ortaya konulan görüşler arasında yer alan, “Malay toplumunun temel
aidiyeti bir etnik veya dini birime yönelik değil aksine, bir monarşiye’dir”
(Jones, 2015: xv) yaklaşımında haklılık payı olduğu gibi, bu görüşün daha çok İslam
öncesi dönemden ilhamla ilişkilendirilmesinden yola çıkıldığı ve bu anlamda,
tarihsel ve geleneksel yapılaşmaları dikkate alarak farklı tanımlar olduğuna
dikkat çekilmelidir. Bir başka deyişle, tarihsel ve geleneksel yapılaşmalar
arasında etnik ve dini yapının, -en az yukardaki ifade kadar, önem arz ettiğine
dair kayda değer veriler bulunmaktadır.
Yukardaki ifadenin sınırlandırıcılığının farkına vararak ve buna ilâve olarak söylenmesi gereken husus, Malay dünyasının salt bir coğrafya, ırk, kültür vb. yapılaşması olmadığı, aksine, -tüm aksi gelişmelere rağmen-, tarihsel ve geleneksel devamlılıkla dikkat çekilen tüm bu unsurları, halen bünyesinde potansiyel olarak barındığıdır. Bu iddianın anlaşılabilmesine katkısı olacağı düşüncesiyle konuyu, Güneydoğu Asya özelinde değerlendirmek ve bir tür tartışma gündeme getirilmelidir.
Dil olgusu
Yukarıda dikkat çekilen iddianın temelinde, dil olgusunun yattığı görülür. Öyle ki, tarihin erken dönemlerinden itibaren, bölgeyle ilgili yaklaşımları ortaya koyan özellikle, farklı coğrafyalardan gelenlerin, tüm bölgeyi kendinde bir çaba olarak anlama ve tanımlama süreçlerinin eseri olarak ‘Malay’ kavramı gündeme gelmiştir. Bu kavramsallaştırma çabasında ‘dil’ olgusu, kendinde ve doğal bir süreç olarak ortaya çıkmıştır. Dil yani, dışardan gelenlerin bölgede tanık oldukları ve zamanla, iletişim aracı olarak öğrendikleri ve bu öğrenme sürecinin ögeleri olan sözlüklerden başlayarak çeşitli dilbilimsel çalışmalar ve literatür ortaya koymaları, Malay olgusunun sözlü ve ardından, kayda değer bir şekilde, yazılı kültür geleneğinin oluşumuna ve gelişimine işaret eder.
Literatürde sıklıkla rastlanan ‘Bahasa Melayu’ yani, Malay dili tarihsel ve geleneksel devamlılığa vurgusuyla önem taşımaktadır. Tarihin erken dönemlerinde bölge toplumları özellikle de, sahil şeridlerindeki toplumlarda iletişim aracı olan Malay dili bu özelliğini bugün yukarıda zikredilen ulus-devlet bağlamında parçalı yapısıyla gizli-açık devam ettirmektedir. Örneğin, Endonezya’da kullanılan dilin “Bahasa Endonezya” adıyla anılmasına rağmen, yakın geçmişe kadar bu dil Bahasa Melayu yani, Malay dili olarak adlandırılıyordu (‘Bahasa Indonesia’, 1950: 31).
Dini-kültürel yapılar
Güneydoğu Asya bölgesi, çeşitli siyasal ve toplumsal kategorilerle ifade edilebilme imkânı sunduğu gibi benzer şekilde, din odaklı yapılaşmalar bağlamında bir kategorikleştirmeye de olanak tanımaktadır. Bu durum, -şu veya bu şekilde- var olan ırksal ve etnik çeşitliliği ortadan kaldırmamakla beraber, daha bütüncül bir alan olarak toplumsal gerçekliği ele alma imkânı sunmaktadır. Söz konusu bu dini alanın ilkini, Güneydoğu Asya’nın kıta yönünde belirginlik gösteren Hind-Çini olarak adlandırılan coğrafyada, Budist-Hindu yapılaşması oluştururken, ikinci alan daha çok, Takımadalar bağlamında İslam, bir dini-kültürel öge olarak gündeme gelmektedir.
Söz konusu her iki alanın bizatihi, kendi bünyelerinde barındırdığı dini-kültürel zemin, yirminci yüzyılın ortalarından itibaren gündeme gelen ulus-devletleşme oluşumu çerçevesinde, alt birimler olarak adlandırılabilecek siyasi-hegemonik yapılara bürünmüştür. Yazının sınırlılığı nedeniyle Hint-Çini bağlamını bir kenara bırakarak, ikinci alana dair bazı görüşleri ortaya koyacağım. Tarihte, Malay Takımadaları (Malay Archipelago) ve/ya Nusantara olarak anılmış olan ve gayet geniş bir coğrafyayı içine alan bölgedeki toplumların İslamlaşmalarıyla birlikte ortaya çıkan bu yapı, ulus-devletleşme sınırlığına rağmen, halen varlığından bahsettirmektedir. Bu çerçevede, İslam dini-kültürel yapısı içerisinde yer alan toplumsal gruplar, bütüncül bir yaklaşım olarak kabul edilen, ‘Malay’ kavramıyla izah edilmesini, kültürel genişleme ve yayılımın bir imkânı olarak görmek ve değerlendirmek mümkündür.
Ulus-devlet ve Malay kavramı
Modern dönemin zorunlu bir unsuru olan ulus-devlet yapılaşmasının, tarihsel ve geleneksel bir devamlılık olarak kabul edilmesi gerektiğini ileri sürdüğümüz ‘Malay’ kavramını ve bu kavram bünyesinde ortaya çıkan veya çıkması beklenen ve Malay coğrafyasını içine alan toplumsal gerçekliği yansıttığını söylemek güçtür. Güneydoğu Asya’da, yirminci yüzyılın ortalarından itibaren sırasıyla, ulus-devletleşme tecrübesini yaşayan Endonezya Cumhuriyeti, Malezya Federasyonu, Bruney Sultanlığı çerçevesinde, ‘Malay’ varlığının günümüz jeo-kültürel yerini anlamaya katkısı bağlamında, -burada belki de, sorunsalı demek daha doğru-, bu kavram üzerinde kısaca durulmalıdır.
Malay dünyası olarak adlandırdığımız günümüz küresel
toplum, içerisinde sahip olduğu toplumsal ve etnik farklılıklar ile dikkat
çeker. Bununla birlikte, ‘Malay’ kavramının tüm bu farklı unsurları birarada
ele almamızı sağlayan tarihsel ve geleneksel boyutlarıyla oldukça donanımlı
olduğu görülür. Bununla birlikte, farklı tanımlarla karşılaştığımız da bir
gerçektir. Bu durum, ilgili yazarların kavramı hangi açıdan ve hangi disiplin
bağlamında ele aldıklarıyla ilintilidir. Hiç kuşku yok ki, bu farklılaşmanın
veya ortaya koymak istediğim üzere kavramı sınırlandırma çabasının ulus-devlet
yapısının zorunlu bir ürünü olduğunu söylemek gerekiyor. Bu sınırlandırma
çabasını günümüz Malezya Federasyonu’nda devlet otoritesinin toplumun neredeyse,
her alanını çerçeveleme veya sınırlandırma çabasının ürünü olarak çıktığı
iddiası göz ardı edilmemelidir.
Bu kavramsal genişliği ve toplumsal karşılığına karşın,
Malay kavramını, günümüzde bu bölgede, modern bir ulus-devlet olan Malezya
Federasyonu ile karıştırma yanlışı ile bu kavramın, tarihsel ve geleneksel
bağlamlara tekabül eden bütüncüllüğünün anlaşılamamış olması bizleri tarihsel
bağlamı kadar, bugünün yani, çağdaş jeo-politik, jeo-ekonomik ve jeo-dini ile
ilintili alanlarını anlamamızı zorlaştırmaktadır. Malezya’daki ‘Malay’ları
tanımlama konusunda şöyle bir ifade dikkat çeker: “Malay, İslam dinine mensup,
Malay dilini konuşan ve Malay geleneğine bağlı olan kişidir” (Melayu ertinya
seseorang yang menganuti agama Islam, lazim bercakap bahasa Melayu, menurut
adat istiadat Melayu (Din, 2016: 19). Bu tanım, içinde doğruluk payı
taşımakla birlikte, Malezya Federasyonu ulus-devlet sınırlılığına
hapsedilmişliğini ortaya koymaktadır. Bu sınırlılık, ulus-devlet bünyesinde
önde gelen Çin ve Hintli gibi etnik gruplar karşısında gizli/açık savunmacı bir
yaklaşımın izini taşımaktadır. Oysa, ‘Malay’ kavramı antropolojik ve sosyolojik
olarak, çok daha evrensel bir karşılığa tekabül eder.
Bu sığ bakış açısının dışında ve ötesinde, Malay kavramı evrensel boyuta taşıyan tanım çabalarının olduğunu da tanık oluyoruz. Sinar bir yandan geleneksel Malay monarşiye mensupken, öte yandan akademik ilgisi ve çalışmaları nedeniyle görüşlerine dikkat çekilmesi gereken bir isimdir. Malay’ın Müslüman oluşu, Malay dilini konuşması ve Malay geleneğine bağlılığı gibi genelgeçer tanımı gündeme taşırken, yukarda sunulan tanımın dışında ulus-devlet sınırlılığına düşmemekte aksine, ‘Malay’ kavramına gayet önemli bir kapsayıcılık kazandırmaktadır (Sinar, 1996: 1). Sınar, bu temel tanımda hem fikir olduğu gibi, zamanla ortaya koyduğu düşünceyle Malay bakış açısını veya dünya görüşünü Kuzey Sumatra sınırlarından öte coğrafyalara taşımasıyla Malay dili ve kültürüne evrensellik iddiasını gündeme taşımaktadır (Umry, 2011: 2).
Günümüz Güneydoğu Asya coğrafyasında varlık süren Malay toplumlarını, tek tek ulus-devletlere bölünmüşlükleriyle değil, bunun dışında çok daha kapsamlı ve evrensel mahiyetiyle ele alınmayı hak etmektedir. Bu durum, Malay kavramının içkin olduğu dil ve zamanla bölge toplumlarının İslamlaşmasıyla ortaya çıkan ve var olan kültürel yapıya eklemlenerek genişleyen tarihsel süreçlerin bir sonucudur. Nihayetinde, tarihsel, geleneksel ve dini devamlılıkları ile ele aldığımızda, Malay kavramının gayet kuşatıcı bir kavram olarak işlevsellik kazandığı görülür.
Kaynaklar
‘Bahasa Indonesia’, (1950, Madjallah Rakyat ‘Bahasa Indonesia’, No. 1, Djawatan Pendidikan Masjarakat.
Din, A. (2016). “Asas Kebudayaan Melayu”. Asas Kebudayaan
dan Kesenian Melayu, Bangi: Penerbit Universiti Kebangsaan Malaysia. 19-28.
Jones, Russell. (2013). “Introduction”, The Pasai Chronicle, Kuala Lumpur: Institute Terjemahan&Buku Malaysia-ITBM. (xii-xxxii).
Sinar, Tengku
Luckan. (1996). “Adat dan Budaya Melayu di Pesisir Timur Sumatera”. Seminar Adat Melayu Serantau, 9-12 September 1996,
Kerajaan Negeri Melaka, Dengan Kerjasama: Perbadanan Muzium Melaka; Institut
Kajian Patriotisma Malaysia, Lembaga Bahasa Melayu, Akademi Seni Melaka, 1-11.
Umry, Shafwan Hadi. (2011). “Tengku Luckman, Tuan Sri Lanang Dari Serdang”. Media Forkala: Media informasi, kominikasi Adat dan Budaya Daerah, Edisi I. 2-5.
https://platform.ilke.org.tr/en/analyses/the-malay-world-and-cultural-structuring/





