Mehmet Özay 24.06.2026
Güney Çin Denizi’nde seyr-ü sefer
ve güvenliği tesis etmesi amacıyla, uzun süredir üzerinde konuşulan denizcilik
yasası, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmeler üzerine, ASEAN’da öncelikli konu
haline gelmiş bulunuyor.
Bu suyolunun
Doğu Asya, Güneydoğu Asya üzerinden Hint Okyanusu’na bağlanması hiç kuşku yok
ki, başta bu bölgelerdeki ulus devletlerin denizcilik başta olmak üzere,
ekonomik ve ticaret süreçlerini doğrudan etkileme özelliğine sahiptir.
Bununla
birlikte, Çin’in ilgili suyoluna dair egemenlik iddiası tek tek ilgili ülkeleri
karşı karşıya getirdiği gibi özellikle, ABD gibi küresel güçlerin Çin’le
çatışmacı söylemle birbirlerini hedef almalarına da neden oluyor.
‘Dünyaya
hediye’
Filipinler
dışişleri bakanı Theresa Lazaro, bölgenin önde gelen bir media kuruluşuna
verdiği özel mülâkatta, söz konusu denizcilik yasası’nın kabul edilmesi halinde
bunun, “ASEAN’dan dünyaya bir hediye olacağı”nı söyledi.
Lazaro yaptığı
açıklamada, Güney Çin Denizi seyri-sefer süreçlerini yönetecek bir normlar
bütününün, yaşanan son gelişmeler üzerine, ne denli aciliyet olduğuna dikkat
çekerken, Filipinler’in ASEAN dönem başkanlığında ilgili denizcilik yasasının
kabülüne çalıştığı görülüyor.
Bakan Lazaro, Çin
ve ASEAN arasında son yirmi yıla varan sürece boyunca görüşmelere konu olan
denizcilik yasasına dair dört ana konuya dikkat çekiyor.
Bunlar, yasal
bağlılık, coğrafi çerçeve, bu yasa ile, 2002 yılında kabul edilen Güney Çin
Denizi’ne taraf olanların eylemleri deklârasyonu -ki, bu madde ASEAN ve Çin
arasında bağlayıcı olmayan bir çerçeve anlaşma olarak anılıyor-, temel
tanımlar.
Bu temel
alanların yanı sıra, Filipinler yönetimi varılacak anlaşmanın, Birleşmiş
Milletler Denizcilik Yasası (United Nations Convention on the Law of the Sea
-UNCLOS) uyumlu olması konusunda ısrarcı.
Bu zorlu
sürece rağmen, Filipinler yönetimi, dönem başkanlığı sürecinde, ASEAN ve Çin
arasındaki görüşmelerin nihayete erdirilerek, ilgili denizcilik yasasının
kabulü konusunda kararlılığını ortaya koyuyor.
Çin
yönetiminin de ASEAN gibi Güney Çin Denizi’nde belirleyici olarak bir yasanın
kabulünden yana olması olumlu bir işaret olarak algılanabilir.
Bununla
birlikte, Güney Çin Denizi sınır ve egemenlik hakları bağlamında başta, Çin ve
Filipinler ile Çin ve Vietnam arasında geçtiğimiz yıllarda yaşanan ve
tarafların deniz kuvvetlerini karşı karşıya getiren gelişmeler hatırlandığında
bu durumun hem pozitif hem negatif etkilerle önümüzdeki süreci
belirleyebileceğini ileri sürebiliriz.
Bununla
birlikte, ilgili denizcilik yasasında yer alan bazı kavramların tanımları
konusunda dahi tarafların henüz ortak bir karara varamamış olmaları sürecin
kolay işlemeyeceğinin de bir işaretidir.
Enerji
ve barış
Küresel
yönetişimde bu yüzyıl başından itibaren, ortaya çıkan sorunların sonuncusu olan
ABD ve İsrail ittifakının, İran’a yönelik saldırıları sonucu ortaya çıkan
Hürmüz Boğazı sorunu, enerji başta olmak üzere neredeyse, her çeşidinden ticari
emtianın bölgesel ve küresel üretim, dolaşım ve tedarikini etkilemiş durumda.
Hürmüz
Boğazı’nda yaşanan bu sorunun bir benzerinin, Malaka Boğazı ve Güney Çin Denizi
bağlamında ortaya çıkmaması için, elde sağlam veriler ve üzerinde durulmaya
değer küresel kurallar bütünü olduğunu söylemek ise güç.
Hürmüz Boğazı
sorununun, küresel çapta denizcilik ve suyollarına yönelik ilgiyi ve kısmen de
olsa, bilgilenmeyi tetiklediği alanlardan biri, hiç kuşku yok ki, Malaka Boğazı’dır.
Hint
Okyanusu’nu, ara denizlerle Pasifik Okyanusu’na bağlayan Malaka Boğazı’nın yanı
sıra, yaklaşık son on beş yıldır gündemde sürekli yer alan Güney Çin Denizi’nin,
bu çerçevede yine güncellendiğine tanık olunuyor.
Filipinler:
ulusal güvenlik ve ASEAN
Bu yıl ASEAN
dönem başkanlığını üstlenen Filipinler dışişleri bakanı Lazaro, iki gün önce bir
mülâkatta, bu konuda gözlerin yeniden, bölgeye dönmesine vesile olacak
açıklamalarda bulunmasını, hiç kuşku yok ki, başta bölge ülkeleri ve güvenlik
olgusu açısından gayet önemli bir gelişme olarak yorumlamak gerekir.
Filipinler’in
söz konusu suyoluyla ilgili kurallar bütününü ortaya koyacak düzenlemeye olan
ilgisi sadece bu yıl yürütmekte olduğu ASEAN dönem başkanlığı ile sınırlı
değil.
Hatırlanacağı
üzere geçtiğimiz yıllarda kıta sahanlığı konusunda Çin’le doğrudan karşı
karşıya gelen ülkelerin başında gelen Filipinler böylesi bir seyr-ü seferi
düzenleyecek denizcilik yasası ile hiç kuşku yok ki, kendi ulusal güvenliğini
de sağlamış olacak.
Yukarıda
dikkat çektiğim üzere özellikle son on beş yıldır bölgenin en hassas güvenlik
konularının başında gelen Güney Çin Deniz’nde seyri sefer, özellikle Çin Halk
Cumhuriyeti’nin ilgili denizin yüzde 90’unda egemenlik iddia etmesine
dayanıyor.
Bu hak iddiası
Çin’i, ASEAN üyesi Filipinler, Malezya, Vietnam, Bruney ve Endonezya ile şu
veya bu şekilde karşı karşıya getiriyor.
Bunun yanı
sıra, ilgili suyolunun Malaka Boğazı üzerinden Hint Okyanusu’na bağlanması,
başta ABD olmak üzere, küresel denizcilik ve ticarette yer alan tüm ülkeler
için de vazgeçilmez bir öneme sahiptir.






