Mehmet Özay 17.08.2026
Az da olsa, bazı
bölgelere ve toplumlara bağımsızlıkları ‘sömürge yönetimi eliyle’ devriyle
gerçekleşmiş olsa da, temelde sömürge geçmişiyle kopuş bu grubu da, ilk grup
arasında saymamıza elverecek bir veri sağlar.
Doğu’nun
önemli coğrafyalarından olan ve tarihte, Malay Takımadaları adıyla anılan ve
aynı zamanda antropolojik temellerden kaynaklanan bir genelleme ile “Malay”
olarak zikredilen topraklarda, 1945 yılı 17 Ağustos’unda Endonezya Cumhuriyeti
adıyla yeni bir ulus-devletin kurulması, gayet önemli bir sürece tekabül eder.
Sukarno ve
Muhammed Hatta’nın bağımsızlık ilânındaki rolleri kadar, bu ikili süreçte öne
çıkartan dönemin önde gelen siyasi ve entellektüel grupları göz ardı etmemek
gerekir...
Ve
bağımsızlığın, üç buçuk yıl süren gayet zorlu bir sürecin ardından küresel
toplum tarafından kabul edilmesi, sürecin gayet önemli dönüm noktaları olduğunu
ortaya koyuyor.
Bugün, 81.
yılını kutlayan Endonezya Cumhuriyeti’nin hangi şartlarda bağımsızlık sürecine
ulaştığına kısaca bakmakta yarar var.
Teoriler
Bu süreçle
ilgili olarak, dikkat çeken bazı önemli hususlar vardır. Bu hususları çeşitli
kategoriler bağlamında değerlendirmek mümkün.
Örneğin, kahir
ekseriyetinin Müslüman toplum olması; Pasifik Savaşı sonrası küresel sistemin
tesisinde jeo-stratejik bir bölgede yeni bir devletin oluşumu; tarihde, pek
nadir süreçler dışında, tüm Takımadalar coğrafyasının belki de, ilk kez
böylesine merkezi ve bütünlüklü bir yapıya kazanma yönündeki adımı ilk akla
gelen unsurlardandır.
Bunlardan
biri, o dönemin Endonezya toplumunun bağımsızlığı kendi başına elde etmediği,
yaklaşık üç buçuk yıl Takımadalar’da varlık süren Japonya tarafından veya
Japonların desteğiyle bağımsızlığın kazanıldığı iddiasıdır.
Bu konuya
dair, akademik tartışmaların bittiğini söylemek güç...
Bir diğer
husus, 17 Ağustos’da ilân edilen bağımsızlığa rağmen, eski sömürgeci Hollanda
ve 2. Dünya Savaşı’nda ittifak halinde olduğu daha doğrusu koruması altında
bulunduğu İngiltere ve ABD ile birlikte eski topraklarını yeniden
sömürgeleştirme amacıyla, 1945 yılı Ekim ayından itibaren başta Cava, Sulawesi,
Kuzey ve Batı Sumatra, Palembang, Riau gibi bölgelere girmiş olmasıdır.
Bir başka
ifadeyle söylemek gerekirse, Jakarta’da bağımsızlık ilânından iki aydan daha az
bir süre sonra ‘Batılı güçler’ Takımadalar topraklarına ayak basmıştır.
Bu durum, o
dönem, uluslararası toplum tarafından, ‘bağımsız bir ülkeye yapılış saldırı ve
işgal’ olarak değerlendirilmemiştir...
Nihayetinde,
bölgedeki adıyla ifade edecek olursak, Pasifik Savaşı’nın kazananının ABD
önderliğindeki İttifak olması ve bu ittifakın önemli güçlerinin yani, bizatihi,
ABD ve İngiltere’nin, Hollanda’nın sözde topraklarını savunmak amacıyla,
Takımadalar coğrafyasına nüfuzlarının, uluslararası camiada kayda değer bir
sesin olmadığının da bir başka göstergesidir.
Avrupa
topraklarında, Hitler Almanyası’na karşı Batı bloğuyla ittifak kuran Rusya’nın,
Malay Takımadaları’na dair söyleyecek pek bir sözü yoktur.
Ne de, kendi
coğrafyasında ‘milliyetçiler’ ile ‘komünistlerin’ iktidar mücadelesine konu
olan Çin’in, tarihsel olarak ilişkileri olan Malay takımadaları’nda olan bitene
yönelik bir siyaset takip etme imkânına sahip olduğunu söylemek mümkün...
Oysa, Burma,
Mısır, Hindistan gibi bağımsızlığını kazanan veya henüz kazanmamış olan bazı
ülkeler, Endonezya Cumhuriyeti’nin kuruşulunu destekledikleri gibi, bu
bağımsızlık sürecinden kendilerine yönelik bir pay da çıkarmışlardır.
Yeniden
sömürgeleştirme
Endonezya
bağımsızlığının kurucu figürlerinin ve destekçilerinin sınırlı bölgelerdeki
serbestiyetlerine karşılık, İngiltere ve ABD’din desteğindeki Hollanda, askeri
varlığının yanı sıra, sivil yönetimini de yeniden bölge yönetimlerine taşımak
suretiyle, belirli bölgelerde “yeniden sömürgeleştirme” sürecine başladı.
Ve bu sürecin
ardından, ‘Endonezya Cumhuriyeti’ siyasi varlığına karşı, Hollanda krallığı’na
bağlı “Endonezya Birleşik Devletleri” adıyla yeni bir siyasi yapı kurulması,
Cumhuriyetçi bağımsızlıkçı sürecin akamete uğratılması amacına matuf bir
girişimdi.[1]
Hollanda
Krallığı, yeniden sömürgeleştirme sürecini bu şekilde yönetmeye çalışırken, bu
gelişme karşısında, Cumhuriyetçi bağımsızlıkçı güçlerin teritoryal dayanak
noktalarına değinmek gerekir.
Cumhuriyetçi
egemenlik
Cumhuriyetçi
yapının siyasi eliti ve geniş halk kitlelerinin özellikle, yukarıda zikredilen
bölgelerde, 1947 ve 1948’de verdikleri bağımsızlık mücadelesi nihayetinde, 1949
yılı Aralık ayında yeni bir ulus-devletin küresel güçler ve bunların kurumsal yansıması
olan, Birleşmiş Milletler tarafından tanınmasıyla sonuçlandı.
17 Ağustos
1945 ilâ Aralık 1949 arasında geçen dönem boyunca Cumhuriyetçi bağımsızlıkçı
yapının siyasi meşruiyetine dair kaynaklar bize iki temel veri sunmaktadır.
Bunlardan ilki
Orta Cava’da Yogyakarta Sultanlığı’na bağlı küçük bir bölgedir. Cumhuriyetçi
güçlere destek veren Sultanlık, yeniden sömürgeleştirme sürecinde Cakarta’dan
çıkmak zorunda kalan Cumhuriyetçi güçlerin sığınak noktası olmuştur.
Kuzey
Sumatra
İkinci veri
ise Kuzey Sumatra’da, yani Açe’yle ilgilidir. İttifak güçleri, özellikle de,
Hollanda ve İngiliz birlikleri, 31 Ağustos 1945’te Sri Lanka’dan Sabang’a
geçmelerine rağmen, Açe topraklarına nüfuz etmemişlerdir.
Bölgedeki
farklı kaynaklar dikkate alınacak olursa, 17 Ağustos 1945 tarihinde
Cakarta’daki bağımsızlık ilânının ilk önemli yansımalarının, Açe’de ve Kuzey
Sumatra’da ortaya çıkması şaşırtıcı değildir.
Hollanda’nın
Açe’ye gir/e/memesinin gayet açık nedeni, 1873’ten itibaren bölgede var olan
savaşın fiziki etkisi giderek azalmakla birlikte, Açe toplumu arasında
Hollanda’ya yönelik tepki ve hissiyat noktasında gayet dinamik bir mücadele
ruhunun varlığıdır.
Açe
toplumunun, bu özelliklerini yanı başlarındaki yani, Kuzey Sumatra’da bölgedeki
diğer grupların İngiliz ve Hollanda birliklerine karşı mücadelelerine fiili
desteklerinde görmek mümkündür.
Burada
vurgulanması gereken şudur...
Cumhuriyetçi
bağımsızlıkçı yapının Cava Adası’nda kendine siyasal meşruiyetini sağlayan
Yogyakarta Sultanlığı bölgesi iken, teritoryal olarak bir diğer alan -ki, bu
alan Yogyakarta Sultanlığı bölgesinden çok daha geniş ve siyasal ve toplumsal
yapı açısından da oldukça farklılık taşıyan Açe topraklarıdır.
Bu yazıya
açıklık getirmesi amacıyla kullandığım görsel kaynak oldukça önemlidir. Siyah
ile işaretlenmiş olan bölgeler Cumhuriyetçilerin egemenliği altındadır (Tanda
hitam: daerah yang diakui dikuasai oleh Republik.). Bu haritanın ilk
yayınlandığı yer ise, Hollanda’da yayınlanan “Nieuwe Post” adlı Felemenkçe
gazetedir.[2]
Sukarno’nun
1947 yılında Açe’ye yaptığı ziyaret ve dönemin Açeli liderleriyle görüşmeleri,
bu anlamda Endonezya bağımsızlığının temel teritoryal ve toplumsal
yapılaşmasında kritik gelişmelerden biridir.
Tarihsel
olarak Malay Takımadaları olarak bilinen ve yirminci yüzyıl başlarından
itibaren ‘Endonezya’ adının kullanımının nihayet bağımsız bir ulus-devlete
evrildiği 17 Ağustos 1945 tarihinin önemine kuşku bulunmamaktadır.
Bununla
birlikte, bu bağımsızlığın tesisinde ve devamında, bir ulus-devlet olma temel
şartlarından biri olan teritoryal bağımsızlığı sağlayan yapının, Yogyakarda
Sultanlığı bölgesi ile Kuzey Sumatra’da Açe topraklarını kapsadığını dikkate
almak gerekir.





