Mehmet Özay 04.11.2026
ABD’de, 3 Kasım’da yapılan ara seçimler Demokratların büyük başarısıyla sonuçlandı...
Seçim tarihine,
“Demokratların tsunamisi” olarak geçmeyi hak eden 3 Kasım seçimleri sonunda
Cumhuriyetçiler, Senato’da temsil çoğunluğunu kaybetti.
Senato ve Temsilciler
Meclisi’nin yanı sıra ve bazı bölgelerde valilik seçimleri olarak gündeme gelen
3 Kasım seçimlerinde, her üç alanda da Demokratlar önemli bir başarı sağladı.
Referandum
ABD kamuoyunun,
dün yapılan seçimlere verdiği önem ortaya referandum atmosferinin çıkmasına
neden oldu.
Amerikan
kamuoyu hem, ülke içerisinde hem de, küresel çapta yapıcı olmaktan ziyade daha
çok, ‘yıkıcı olarak anılmayı hak eden son iki yıllık iktidarı sürecindeki Trump
politikalarına karşı büyük uyarıda bulundu.
Bu anlamda,
ortaya çıkan seçim sonuçlarını, Amerikan halkının ‘sağduyusu’ olarak değerlendirmek
gerekir.
Bu durum,
Trump iktidarının son iki yılında, Senato ve Temsilciler Meclisi’nde önemli bir
muhalefette karşı karşıya kalacağı anlamı taşıyor.
Başkan Donald
Trump, seçim sonuçlarının büyük ölçüde netleşmesi üzerine yaptığı açıklamada, Demokratların
11 yıl sonra gelen seçim başarısını kutlayarak, “Sonuçları kabul ediyorum.
Önümüzdeki dönemde Demokratlarla çalışacaklarını” söyledi.
Trump, bu
açıklamayı yaparken, sembolik olarak da çelişkili bir mesaj vermeyi unutmadı.
Daha önce, sürekli
“Önce Amerika” şapkasıyla kamuoyu önünde yer alan Trump bu sefer “Veto” yazılı
sapkayla basının önüne çıktı...
Trump bu
sembolik çıkışıyla, Temsilciler Meclisi ve Senato’da Demokratların ortaay
koyacakları yasama süreçlerine engel olabileceğini ortaya koyuyor.
Rakamlar
435 üyeli
Temsilciler Meclisi ile 100 üyeli Senato için yapılan seçimlerde, demokratlar
önemli başarı kazandı. Senato için, her eyaletten iki senatör seçiliyor.
Temsilciler
Meclisi temelde tüm vergi ve gelirler konuları ile başkan dahil federal
bürokratların görevden alınması, çoğunluğun sağlanamaması halinde, başkan
seçimi gibi alanlarda öne çıkıyor.
Senato ise,
başkan tarafından sunulan tasarın ve uluslararası anlaşmaların onaylanması gibi
alanlarda rol oynuyor.
Şu ana kadar
açıklanan rakamlara göre, Demokratlar senato’da 54, Cumhuriyetçiler 44 sandalye
elde etti. Bunun yanı sıra, Demokratlar’ın Temsilciler Meclisi’nde 228,
Cumhuriyetçiler ise 139 sandalye kazandı.
Kısmi valilik
seçimlerinde ise Demokratlar 27, Cumhuriyetçiler ise 20 eyalette valilik
kazanmış gözüküyor.
Demokratların
başarısında özellikle Texas, Kentucky, North Carolina, New Jersey,
Pennyslvania, gibi eyaleterdeki sonuçlar etkili oldu.
Özellikle,
Cumhuriyetçilerin kalesi olarak bilinen Texas’da 1988 yılından bu yana ilk kez
Demokratlar bir senatör çıkararak, önemli bir başarıya imza attılar.
Texas’da bir
diğer zafer ise valilik seçiminde ortaya çıktı. Cumhuriyetçilerin eyaletteki
önemli isimlerinden Greg Abbott karşısında Demokrat aday Gina Hinojosa 36 yıl
sonra ilk Demokrat vali olarak Texas’da görev yapacak.
Azınlık
gücü
Dünkü
seçimlerin ortaya koyduğu bir diğer gerçeklik farklı etnik yapılara mensup
adayların seçimleri kazanması oldu.
Georgia
eyaleti valilik seçimini Demokrat Keisha Lance Bottoms kazanırken, ilk siyahi
kadın vali olarak tarihe geçti. Bu zafer aynı zamanda Geogria’da yirmi yılı
aşkın Cumhuriyetçi yönetimin de sonu anlamına geliyor.
New Mexico’da
ise, Deb Haaland, ilk Amerikalı yerli kadın siyasetçi olarak valilik seçimini
kazandı.
Ayrıca,
Michigan eyaletinde sol siyasetin öne çıkan isimlerinden kabul edilen Abdul
el-Sayed, ilk Müslüman kimlikli ilk siyasetçi olarak Senato’ya seçildi.
Güçlü
tepki
Demokrat Parti
içerisinde liderlik krizi olarak nükseden gelişmelere rağmen, eyaletlerde
adaylar ve özellikle, eski başkan Barack Obama’nın kritik çıkışları 3 Kasım
seçim sonuçlarını Demokratlar lehine dönmesini sağladı.
Obama, seçim
sonuçlarının netleşmesi üzerine yaptığı açıklamada,
“Bu akşam,
Amerikan halkı, toplumu ayrıştıran değil, birleştiren politika ve kendilerine
meydan okuyan değil, sorunlarına somut çözümler sunan siyasal liderler
istediklerine dair açık bir mesaj vermiştir” dedi.
Kimileri için
sürpriz olarak değerlendirilebilecek ABD seçimlerinin, Amerikan kamuoyunun
duyarlılığını ortaya koyması açısından gayet önemli kabul etmek gerekir.
Bu önem,
sadece “tek lider” sultasını Kuzey Amerika demokrasisine giydirmeye çalışan
Donald Trump ve ekibine yönelik Amerikan halkının ortak kararı olarak
değerlendirilmelidir.
Bu sonucu
seçim sonuçlarını gösteren harita üzerinde net olarak görmek mümkün.
Cumhuriyetçilerin geleneksel olarak güçlü oldukları Utah, Teksas, Colarado,
Iowa, Kansas gibi eyaletlerde Demokrat adayların kazanması önemli bir toplusal
tepkinin olduğunu ortaya koyuyor.
Örneğin, Colarado’da Demokrat Parti adayı John Hickenlooper yüzde 60’ı aşan oranda oy alırken, cumhuriyetçi rakibi Mark Baisley, yaklaşık yüzde 35 oy aldı.
Demokratların
seçim zaferinin sadece Amerikan ulusal yapısı içerisinde değil, küresel
gelişmeler üzerinde de önemli değişimleri gündeme getireceğini düşünmek mümkün.
Amerikan
seçmenlerinin özellikle Ortadoğu’daki gelişmeler karşısında Trump karşıtı
görüşlerin destekçisi olmaları, önümüzdeki dönemde, Amerikan yönetiminin başta
Ortadoğu olmak üzere küresel politikalarında artık karşısında güçlü bir
muhalefet olarak hareket edeceğinin göstergesidir.






