Mehmet Özay 08.03.2026
Seyyid Muhammad Naquib al-Attas Hoca, Malay dünyasının
son yüzyılında yetişen önemli bilim adamlarından, entelektüellerden,
düşünürlerden biriydi.
20 yüzyılın, son derece çalkantılı dönemi olan 1930’ların
hemen başında (1931), Cava Adası’nın batısında Bogor’da dünyaya gelen Naquib
Hoca, Hadrami Arab aile geleneğine mensubtur.
Baba tarafı ‘Al-Attas’, anne tarafı ‘Al-Aydarus’
ailesinden olması, onun, iki kanattan Hadrami Arab geleneğinin temsilcisi
olduğunu gösterir.
Bu anlamda, seyyid unvanını taşıyan önemli bir bilim
adamı olması ile dikkat çekerken, yaşanan göçler, ulus-devletler süreçleri
sonrasında Malezya ‘ulus-devlet’ kimliğini taşısa da, bunun ötesinde ve dışında,
kendine özgü (unique), otantik ve evrensel bir Müslüman birey olarak
tarihte yer alacağına kuşku bulunmuyor.
Naquib Hoca’yı tanımak için, biraz Hadhrami ailelerinin
yapısından haberdar olmak gerekir...
Hz. Hasan kolundan Peygamber neslinden olmaları, 10.
yüzyılda Basra’dan başlayan göç süreçlerinin önce Yemen’in Arab Denizine bakan
güney sahil şeridinin ortasında, Hadhramaut bölgesinde ve özellikle de, Tarim
vb. bölgenin öne çıkan şehir ve kasabalarında varlık sürmelerine yol açarken,
zamanla yine sosyal-ekonomik ve dini-siyasal nedenlerle göç süreçlerinin bir
yönü Malay Dünyası’na ulaşması bugün içinde Naquib Hoca’nın bulunduğu Hadrami
aileleri geleneğinin oluşmasına neden olmuştur.
Naquib Hoca’nın ailesinin bugün Endonezya adıyla anılan
ulus-devletin merkezi denilebilecek Cava Adası’nın batısında Bogor’da yerleşik
olmasına rağmen, başta Cava olmak üzere Singapur, Sumatra, Malay Yarımadası
gibi bölgenin önemli bölgelerindeki Hadrami aileleriyle yakın ve doğrudan
ilişkileri kurmalarına mani olmamıştır.
Temelde, Hadrami ağı (Hadhrami network) olarak
adlandırılan bu süreç, seyyid ailelerinin birbirleriyle temasına işaret ettiği
gibi, taşıdıkları misyonun bu kanallar ve ağlar vasıtasıyla bölgedeki diğer
Malay toplumlarına ulaşmasına da vesile olmuştur.
Bahsi geçen adalar başta olmak üzere diğerlerinde de,
Hadhrami ailelere yönelik hürmet, ihtiram bunu teyit anlamındadır.
Salt, ‘seyyid ailesine mensubiyet’ ile kalmayan bunun
ötesinde, İslami bilimler başta olmak üzere ‘seküler’ bilimler konusunda ortaya
koydukları çaba, yapılaşma onları yine, Malay Müslümanlar kadar, Müslüman
olmayan toplum kesimleri nezdinde de, önemli bir toplumsal grup olmalarına
neden olmuştur.
Dini, bilimsel alandaki varlıkları kadar, Hadrami
ailelerinin özellikle küçük aile işletmeleri şeklinde başlayan ‘ticari’
faaliyetleri, sahip oldukları geniş iletişim ve etkileşim ağı ve Müslüman
toplumlar arasındaki kabul edilebilirlikleri zamanla onları, bölgenin önemli
liman şehirleri başta olmak üzere ticarete konu olan yerleşimlerinde bir
ekonomik yapılaşmanın oluşmasına da katkıda bulunmuştur.
Yukarıda dikkat çektiğim üzere, Naquib Hoca’nın doğduğu
yılların kendine özgü koşulları, önce Endonezya ve ardından, Malay
Yarımadası’nda yaşanan bağımsızlık süreçleri onun hem, göç ve ardından hem de,
eğitim süreçlerinin farklı yapılaşmalara konu olmasını sağlamıştır.
Naquib Hoca’nın gençlik ve erken yetişkinlik yıllarında
İngiltere’de askeri akademide okuduğuna tanık oluruz. Ardından, akademi ve
bilim dünyasına geçişini, ‘kader’ ve/ya kayda değer ‘tarihi bir şans’ olarak
değerlendirmek gerekir.
Bunun temel nedeni, akademi dünyasına geçişiyle birlikte,
Naquib Hoca sahip olduğu bireysel, zihinsel, düşünsel niteliklerini yansıtacağı
farklı bilim alanlarında söz sahibi olmasına yol açmasıdır.
Naquib Hoca’nın dilbilim, tarih, el yazmaları, felsefe
başta olmak üzere çalışmalarının yanı sıra, özellikle hat, kara kalem / mimari
çizim gibi güzel sanatlar alanında da, önemli yeterliliğe sahip olduğunu ortaya
koyduğu bugün çok açık bir şekilde görülmektedir.
Bu bilim alanlarındaki kabiliyeti, yeterliliği onun
akedemi dünyasında yönetici sıfatıyla da oynadığı rollerde kendini ortaya
koyar.
Önce, Malezya Ulusal Üniversitesi (Universiti
Kebangsaan Malaysia-UKM) ve ardından, Uluslararası İslam Üniversitesi
bünyesinde Uluslararası Islam Düşüncesi ve Medeniyeti Enstitüsü’nün (International
Institue of Islamic Thought and Civilisation-ISTAC) kurucu müdürü olmasında
tanık olunur.
Naquib Hoca’nın, UKM’de oynadığı rolün başlı başına
önemli olmasına karşılık, onun sadece geniş Malay dünyasında değil, küresel
anlamda Malay çalışmalarıyla ilgilenen tüm çevreler tarafından tanınırlılığına
neden olan ikinci yani, ISTAC’ın kurulmasıyla gelişme gösteren süreçtir.
Naquib Hoca’nın çocukluk ve gençlik yıllarında
karşılaştığı ya da maruz kaldığı çalkantılı dönemin bir benzeri, onun ilerleyen
yaşlarında bir başka bağlamda karşısına çıkmıştır.
‘Kaderin bir cilvesi olarak’ adlandırabileceğimiz bu
süreç, Naquib Hoca’nın akademi kurumundan ‘zorunlu emekliliği’ anlamına gelse
de, çalışmalarını vefatına yakın döneme kadar sürdürdüğüne tanık olunur.
Naquib Hoca’nın cenazesi yarın sabah al-Taqwa camiinde
kılınacak cenaze naması sonrasında, Bukit
Kiara mezarlığı’na defnedilecek.
Bugün akşam saatlerinde vefat eden Naquib Hoca’ya
Allah’tan rahmet diliyorum. Makamı cennet olsun.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder