15 Mart 2026 Pazar

Ahmat Adam ve bilimsel tarih kavramı / Ahmat Adam and the concept of ‘scientific history’

Mehmet Özay                                                                                                                             13.03.2026

Merhum tarihçi Ahmat Adam’ın, Malezya bilim dünyasına katkısını değerlendirme çabası bize, başta tarih bilimi çalışmaları olmak üzere genelde, sosyal bilimler alanındaki çalışmaları yeniden ele almamıza, düşünmemize imkân tanıyor.

Tarih çalışmalarının bilimsel veriler üzerine temellendirilmesi konusundaki vurgusu ile öne çıkan Ahmat Adam’ın eserlerinin bu hususu öncellendiğini ve örneklik teşkil ettiğini söylemek gerekir.

Bilimsel kıstaslar ile ilgili yaklaşım, Ahmet Adam’ın tarih olgusu ve çalışmaları üzerinden “doğru”nun (truth) araştırılması ve bulunmasına hizmet etmesi amacını taşır.

Bu anlamda, “doğru”luk, Ahmet Adam’ın tarih düşüncesi ve yazımında, son derece temel bir unsur olarak belirginlik kazanır.

Öğrenme yöntemi

Bir bilim alanı olarak ‘tarih’ söyleminin, rasyonel bir araştırmaya ve anlamaya matuf olduğu yönündeki yaklaşımının, doğrudan karşılığı olduğunu ileri sürebileceğimiz Ahmat Adam’ın önemi, Malezya’da ‘tarih’ konusunda ortaya konulan yaklaşımların, -şu veya bu şekilde var olan- zaafiyetine verilen bir cevaptır.  

Ahmat Adam, “tarih’i bir öğrenme yöntemi” olarak kabul eder...

Ve, bu öğrenme yönteminin ilkelerinin, modern bilimin sunduğu imkânlarla ilintili yanına vurgu yapar.

Öte yandan, bazı çevrelerin, tarih’i günümüz bireysel, kurumsal vb. yapılaşmalarını haklılaştırmaya ya da diğer, bireysel ve kurumsal yapıları karalamaya matuf bir araç konumuna indirgeme çabalarına tanık olunur.

Ya da, yine bu çevrelerin aynı olguyu yani, tarih çalışmalarını geçmişte belirsizliklere konu olan bireyleri, kurumları ‘gerçekte’ var olduklarını kanıtlamaya matuf irrasyonel çabalar dizisine malzeme etmeleri şeklinde karşımıza çıkar. 

Böylesi bir ‘akademik’ ve ‘bilimsel’ ortamda, bir akademisyen ve araştırmacı olarak Ahmat Adam’ın akademik yaklaşımının, modern bilimin kendi içinde eleştirelliğini de taşıyan boyutlarıyla ele alan tutumunun, bilim sınırlılığı içerisindeki anlamıyla kayda değer bir önemi olduğuna kuşku yoktur.

Bu çerçevede, Ahmat Adam’ın, “modern bilim” ve bu bilim içerisinde yer alan “tarih bilimi” çalışmalarında sahip olduğu akademik tutumunda, onun Batı’da sürdürdüğü öğrenim süreçlerinin etkisini görmek mümkün.

Bunu söylerken, Batı’yı ne olumlayıcı ne de olumsuzlayıcı bir anlamda ele alıyorum.

Nihayetinde, ‘tarih’ biliminin ‘modern’ bir evrende ortaya çıkışının Batı ile doğrudan ilişkililiği, bize ortada değerle yüklü bir yaklaşımdan öte, nötr bir tutum geliştirmemize neden olması gerektiğini düşünüyorum.

Ahmat Adam’ın da bunu böyle anladığı tahmin ediyorum...

‘Duygusal toplum’ ve akademi

Ahmet Adam, akademi kurumunda ortaya koyduğu bu ‘bilimsel tarih’ çabasına karşılık, aynı bilimsel kurum çatısı altında yer alan bazı, sözde akademisyenlerin sergiledikleri çabaların, bilimsel kurumun doğasına aykırılığına yönelik eleştirelsizlik sadece, söz konusu bilimsel kurumu veya kurumları değil, genel itibarıyla toplumu olumsuz etkileyen sonuçlara yol açmasıyla dikkat çekiyor.

Tarih’i ve tarih çalışmalarını bir tür manipülatif yönelimle ele alma eğilimi olarak adlandırabileceğimi bu tutum ve davranışın, bir anlamda, “duygusal toplum” olma özelliği taşıyan yapıların belki de, bilim dünyasına ve bilimsel kurumlara nüfusunun bir sonucu olarak görmek mümkün.

“Duygusal toplum”, kavramıyla ‘duygu’ olgusunu olumsuzlayıcı bir yaklaşım ortaya koymak istemiyorum.

Söylemek istediğim, bilimsel kurumlar ve bilimsel araştırma olgularının kendine yönelik yapılaşmalarının, tutarlılıklarının, ilkelerinin ‘duygu’ ile karışımıyla oluşabilecek hasarlara malzeme edilebilmeleridir.

Bunun en açık göstergelerinden birinin, tarih olgusu ve tarih çalışmalarında ortaya konması, toplumda sıradan bireyden başlayarak, günümüz ulus-devlet yapılaşmalarının siyasal olgular zeminine değin uzanan boyutunda önem arz etmesinden kaynaklanır.

‘Duygu’nun akademi ve bilim dünyasına gelişigüzel taşınmasının oluşturduğu yapıyı, “duygusal akademi” olarak adlandırıyorum.

Evet, doğru, bu kavram bir anlamda çelişkiyi de bünyesinde taşımasıyla dikkat çekiyor.

Aslında, tam da söylemek istediğim husus, bu kavram vasıtasıyla söz konusu bu çelişkinin görülmesini sağlamaktır.

Bu noktada, Ahmet Adam’ın tarihsel vakaları, olguları anlama ve araştırma süreçlerinde bilimsel temeller bağlamında ortaya koyduğu yaklaşım, bizatihi çalışma alanında devamlılık, sürdürülebilirlik ve yenilebilirliğe imkân tanımasıyla önem taşır.

“Duygusal akademi”nin gizli/açık üretme peşinde olduğu yaklaşım ise, tarihi dinamikleri, etkileşimleri, bir tür seçicilik ile indirgemeciliğe mahkûm etmekle, kendine ‘yarar’ olanı almaya ve/ya tarihi vakaları, olguları kendine yarar hâle getirmeye yönelik çabasıyla dikkat çeker.

Ahmet Adam’ın tarihi ele alış, tutum ve yaklaşımında, tarihi vaka ve olguların sıradan gelişigüzel bir anlatı süreci olmadığı, aksine olay ve olgular bütününün çoklu nedenselliklere konu olabileceği ve bu anlamda kayda değer bir analitik yaklaşımın sergilenmesi gerektiği konusu öne çıkar.

https://guneydoguasyacalismalari.com/tr_tr/ahmat-adam-ve-bilimsel-tarih-kavrami-ahmat-adam-and-the-concept-of-scientific-history/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder