Mehmet Özay 11.06.2026
Hoca’nın vefatının altıncı yılı dolayısıyla bugün bir vakıf
üniversitesi’nde yapılan etkinliğe dinleyici olarak katılmayı arzu etmiş olsam
da, böyle bir maddi alt yapının yapılmamış olduğunu sonradan fark ederek, bu
gelişmeye üzüldüğümü belirtmek isterim.
Nejatullah Siddiqi
Bugün, yine benzer bir şekilde bulunduğumuz mekânda, son dönemde yetişmiş
Hindistanlı bilim insanlarından, merhum Mohammed Nejatullah Siddiqi Hoca’ya
adanan bir eserin tanıtımı ve bu bağlamda düzenlenen bir panele dinleyici
olarak katılmam dolayısıyla, Sabri Orman Hoca’nın, ‘İslam İktisadı’ konusundaki
görüşlerinin ülkede sınırlı bir çevreyle kalmaması gerektiğini bana hatırlattı.
Kıymetli İmtiyaz Yusuf Hoca ile rahmetli Nejatullah Siddiqi’nin yeğeni
Mohammad Ahmadullah Siddiqi’nin editörlüğünü yaptığı ve Malezya başbakanı Enver
İbrahim’in Önsöz ile katkıda bulunduğu çalışma, Siddiqi Hoca’nın İslam
Ekonomisi alanında yenileştirici ve diriltici katkısına binaen gelişmeleri ele
alıyor.
Sabri Orman Hoca’nın, ‘İslam Düşüncesi’ çerçevesinde yapılaşan bir kurumda
hem, fiili olarak yer almış ve hocalık yapmış olması ve aynı zamanda yukarıda
dikkat çektiğim, İslam İktisadı alanındaki yaklaşımlarını geliştirme fırsatı
bulmasını önemli bir imkân olarak görmek gerektiği kanaatindeyim.
Gazali ve İslam İktisadı
Sabri Hoca’nın, İstanbul Üniversitesi’nden 1981 yılında tamamladığı doktora
tez çalışması Gazali’nin İktisat Felsefesi konulu olduğu biliniyor.
Ve ardından, 1984 yılında bir eser olarak yayınlanmasıyla geniş kamuoyunun
ilgisine sunulmuştu. İslam düşüncesinin binyılcı yaklaşımlarında önemli yer
alan Gazali’nin bir iktisatçı olmadığı malum.
Ve Sabri Hoca çalışmasında Gazali’nin “sistematik bir İslam ekonomisi
teorisi” geliştirmediğini de ortaya koyuyor. Bununla birlikte, Gazali’nin,
“toplumsal gerçeklik” bağlamında ihtiyaç duyduğu noktalarda iktisat alanına
dair görüşleri paylaştığı görülür.
Örneğin, Sabri Hoca, meşhur Ihya al-Ulum ad-Din adlı eserde,
Gazali’nin iktisata dair görüşlerini sistematik olarak geliştirip bir bölüm
altında yer vermediğini hatırlatıyor.
Bununla birlikte, Gazali’nin ortaya koymuş olduğu ve ‘geniş İslam
düşüncesi’ olarak adlandırabileceğim ‘ilmi yaklaşımların’dan hareketle -tıpkı
eğitim, İslam hukuku, tasavvuf gibi çeşitli alanlarda olduğu gibi ‘iktisat’
alanında da bir başvuru kaynağı olma veya bir başka ifadeyle söylemek
gerekirse, ‘bilgi ve ilham’ alınabilecek bir kaynak olma nitetiği taşıdığına
kuşku yok.
Sabri Hoca’nın, Gazali’yi iktisat bilimi çerçevesinde ele alıp işlemesi hiç
kuşku yok ki, iki açıdan önemlidir.
İlki, Gazali gibi İslam tarihinin gayet önemli ve belki de, ilk evrensel
dönüm noktalarından birinde ortaya çıkıp, bu dönemi belirleyen isim veya
isimlerden biri olmasıdır.
Bilginin İslamileştirilmesi
İkincisi, 20. yüzyıl son çeyreğinde gündeme gelen ‘bilginin
İslamileştirilmesi’ olarak adlandırabileceğimiz alanın giderek akademik
kurumlarda ve düşünce dünyasında giderek yer edinmesidir.
Hiç kuşku yok ki, bu akademik ve düşünce ikliminin temel ve gerçekçi
toplumsal ihtiyaçların zorlamasıyla ve talebiyle ortaya çıktığı da bir başka
husustur.
Bu anlamda, ‘pür bir İslamlaşma’dan ziyade, toplumsal gerekçeleri olan bir
maddi zemin üzerinden, İslami bilginin iktisadi alana dair verilerini Gazali
üzerinden ele alıp değerlendirmek kıymetli bir çabayı gerektirirdi.
Sabri Hoca’nın, -haddimi aşmayarak söylemem gerekirse, yaptığı tam da
buydu.
‘Pür bir İslamlaşma’dan kasıt, İslam İktisat bilgisini salt iktisat bilgisi
olarak anlama çabasına tekabül ettiğidir. Bunda hiç kuşku yok ki, zararlı bir
yön bulunmuyor.
Toplumsal adalet
Ancak, vurgulamak istediğim husus, Sabri Hoca’nın, Gazali ve İktisat
bağlamını, 20. yüzyılda yüksek sesle gündeme getirmeyi gerektirecek koşulların
ortaya çıkmış olduğudur.
Gazali’de iktisat olgusunu işlerken, Hoca’nın dikkate aldığı
kavramsallaştırmalardan önde geleninin belki de, ilkinin ‘toplumsal adalet’
olduğu görülür.
Bir hukuk bilim kavramı olan ‘adalet’in, ekonomi alanında karşılık
bulduğuna şaşırmak gerekmiyor.
Nihayetinde, psikolojisinden, tüketimci boyutuna değin iktisadi davranışın
neye tekabül ettiği meselesinde ‘adalet’, kaçınılmaz bir önem arz ediyor. Bu
hususa, burada detayıyla girmeye gerek görmüyorum ve yeri de değil.
Ancak kastetmek istediğim, İslam düşüncesi bağlamında ekonomik
faaliyetlerin yerinin adil olmak, adaletli olmak ile birlikte
gerçekleştirildiği veya gerçekleştirilmesi gerektiği yönündeki bir iddianın
varlığıdır.
Bir öneri: “İslam İktisat Düşüncesi Tarihi”
Dikkate almak istediğim bir diğer husus, Gazali’nin iktisat felsefesine
dair görüşlerinden hareketle Sabri Hoca’nın bütünlüklü bir “İslam İktisat
Düşüncesi Tarihi” fikrini ortaya atmış olmasıdır.
Hoca’nın bundan kastı, İslam İktisadına dair eserler kaleme almış, görüşler
ortaya koymuş İslam düşünürlerinin, ilim adamlarının eserlerinin biraraya
getirilmesi ve bu geniş eserler üzerinden, kapsamlı bilimsel çalışmaların
ortaya konulmasıdır.
Bu çabanın temel yapısal amaçlarından biri, “teorik bir perspektifle’
hareket etmektir.
Bu çabanın, aynı zamanda biraraya getirilen tüm birincil ve ikincil kabul
edilebilecek kaynaklardan hareketle İslam ekonomi teorisi veya teorileri
başlığı altında çalışmaların yapılabileceğidir.
Bu yaklaşımın ‘bir ideal’ olduğu görüşüne kısmen katılabiliriz...
Ancak, bu ideali gerçekleştirebilme yetisinin olduğunu da unutmamak
gerekir. Bu çabanın maddi boyutu kadar, ilmi, akademik çaba ve istikrara
ihtiyaç olduğu da bir o kadar gerçek.
Bugün, merhum Nejatullah Siddiqi Hoca’ya ithaf edilen bir eserin tanıtımı
vesilesiyle gerçekleştirilen panele katılan Prof. Shahed İbrahim Mohsin Khawaja
Hoca’nın, İslam ekonomisine dair ‘teorik çalışmaların’ gayet azlığına yaptığı
vurguyu burada hatırlatmak ve merhum Sabri Hoca’nın tasarımladığı bilimsel
çabanın ne denli önemli olduğuna bir kez daha işaret etmek isterim.
Bu vesileyle, Sabri Hoca’ya Allah
rahmet dilerim. Ruhu şad olsun...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder