30 Nisan 2026 Perşembe

Macaristan ve Avrupa Birliği’nin geleceği / Hungary and the future of the EU

Mehmet Özay                                                                                                                             30.04.2026

Macaristan’da, yeni hükümet göreve hazırlanıyor...

12 Nisan seçimlerinin galibi, “Saygı ve Özgürlük Partisi”nin (Tisza) lideri Péter Magyar’ın, 9 Mayıs’da hükümeti kurması ve fiili olarak göreve başlaması bekleniyor.

Bununla birlikte, Magyar resmi olarak başbakanlık görevine başlamamış olsa da, Avrupa Birliği ile ilişkileri aktif olarak çoktan başlatmış durumda.

Magyar’ın bu anlamda, Brüksel’e yaptığı ziyaret, Macaristan ve Avrupa Birliği ilişkilerinin yeniden yapılandırılmakta olduğunu ortaya koyuyor.

Bu çerçevede, Magyar’ın dün Brükselde AB komisyonu başkanı Ursula von der Leyen’le görüşmesi, iki açıdan önemliydi.

İlki, Macaristan’da demokratik kurumların işleyişine yönelik reform çabalarına güçlü bir şekilde başlanacak olmasıdır. 

İkinicisi ise, Avrupa’nın bu görece küçük ülkesinin, Avrupa Birliği’nin bölgesel ve küresel olarak oynamakta jeo-politik role kadya değer bir katkısı olacağıdır.

Yeni dönem

Macaristan’da 12 Nisan seçimleriyle gündeme gelen iktidar değişiminin, Avrupa’da genel itibarıyla ‘demokratik’ değerlerin yeniden güncellenmesi ve pratiğe konulması kadar, Avrupa’nın jeo-politik dengelerini etkileyebilecek öneme sahip olduğu bir hayal değil aksine, giderek daha da belirgin bir hale geliyor.

Bununla, sadece Ukranya özelinden hareketle Rusya ile ilişkileri değil, aynı zamanda Atlantik ötesi yani, ABD ile ilişkilere değin uzanan boyutları olacaktır.

Bunun ilk emarelerini, 23 Nisan’da, 27 üyeli AB parlamentosunda Ukrayna’ya 60 milyar Avrupoluk borç ve Rusya’ya 20 yeni yaptırım paketiyle ilgili alınan kararlarda görmek mümkün.

Yukarıda dikkat çektiğim iki husus, 12 Nisan seçim sonuçlarının ilânından sonra, Avrupa’yı konu alan tartışmalarda gayet ciddi bir şekilde ele alındığına kuşku yok.

Macaristan’da, kısa süre sonra göreve başlayacak olan yeni hükümet, geniş çaplı reformlar ve kalkınma hamlesi gibi iç siyasete yönelik boyutları kadar, Avrupa Birliği üyesi olmanın getirdiği bazı sorumluluklarla da, Birlik içerisinde önemli rol oynayacağı anlamına geliyor.

Bu noktada, son on altı yıl boyunca ülkeyi yöneten Viktor Orbán ve partisi Fidesz döneminde olduğu gibi bugün, bir başka boyutta -9 Mayıs’ta göreve başlaması beklenen Tisza Partisi ve başbakan Péter Magyar yönetiminde de, Avrupa Birliği genel politikalarını belirleyebilecek öneme sahip olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

İç siyasette, yeniden demokratikleşme eğilimlerinin kurumsal boyutta ortaya konulması, Avrupa çapında ses getirerek, var olan tartışmaların derinlereşek devamı açısından öneme sahip olacaktır.

Bir diğer husus, Macaristan gibi, AB birliği içerisinde görece küçük bir ülkenin, AB’nin genelini ve AB ile diğer ‘büyük güçler’ arası ilişkileri belirleyebilecek bir noktada bulunmasıdır.

Bunu ister, sıradan bir yönetim ilişkisine bağlayalım ya da Avrupa kıtasında yerleşik siyaset geleneğinin doğrudan bir ürünü olarak görelim, bugün AB içerisinde Macaristan’ın oynamakta olduğu rol, kayda değer bir siyasal gerçeklik olarak karşımızda duruyor.

Macaristan fetreti’nin sonu

Sabıs başbakan Orban yönetiminin, özellikle Rusya’nın, Ukrayna işgaliyle başlayan süreçte AB politikalarından sapma eğiliminin, AB’yi birkaç açıdan etkileyen bir süreç olarak tarihe geçti.

Bunların başında, AB birliği bir blok olarak Rusya karşısında zor durumda kaldı.

İkinci olarak, Ukranya’nın Rusya karşısında verdiği askeri direnişe ‘maddi desteğin’, Macaristan’ın vetosuna takılması, Ukrayna açısından zor bir dönemdi.

Üçüncüsü, Ukrayna’nın olası bir AB üyeliği sürecinin rafa kaldırılması anlamına geliyordu.

Bunların ötesinde, bir diğer yani dördüncü husus, Ukrayna’nın karşı karşıya kaldığı güvenlik sorununun sadece yerel değil, Avrupa’nın güvenliği anlamına gelecek bir tehdit boyutunu bünyesinde barındırmasıydı.

Bugün, iktidar değişikliğine hazırlanan Macaristan’da, Péter Magyar başbakanlığında yeni hükümetin, bu alanlara dair yapıcı bir rol üstlenmesi en büyük beklentiyi oluşturuyor.

Bu nedenle, seçimlerin ardından, Macaristan’ı konu alan yazılarımda, bu hususa özellikle dikkat çekmeye çalıştım.

AB’den güçlü destek

Geçtiğimiz birkaç gün içerisinde yaşananlara bakıldığında AB yönetiminin Macaristan’ın bu rolü oynamasının önünü açmaya yönelik izleri taşıdığı görülüyor.

Péter Magyar’ın dün Brükselde, AB komisyonu başkanı Ursula von der Leyen ile yaptığı görüşmede, sabık başbakan Orban döneminde -yaşanan yolsuzluklar nedeniyle- dondurulan 90 milyar Avroluk fonun, Macaristan’a tedrici olarak verilmesi yolunda umut verici gelişme dikkat çekidir.

Söz konusu bu görüşmeden çıkan bir diğer sonuç, Macaristan’ın AB için ne denli önemli olduğunu ve bu önemin önümüzdeki dönemde fiili ve pratik olarak ortaya konulacağını gösteriyor.

O da, 16 milyar Avroluk savunma fonunun Macaristan’a verilmesidir.

Görüşme sonrasında Magyar, AB komisyonu başkanı ile yaptığı görüşmenin, “gayet yapıcı ve verimli geçtiği” yönündeki ifadesi boşuna değil.

Hiç kuşku yok ki, bu durum, henüz başbakanlık koltuğuna oturmamış bir AB üyesi ülkenin liderinin, AB nezdinde kazandığı önemi ortaya koyuyor.

https://guneydoguasyacalismalari.com/tr_tr/macaristan-ve-avrupa-birliginin-gelecegi-hungary-and-the-future-of-the-eu/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder