Mehmet Özay 20.02.2026
60 yaşındaki başbakan Tarık Ziya ile elli bakanın yemin
törenleri, hükümetin resmen kurulması anlamına geliyor...
Ziya, yaptığı ilk açıklamada, “demokrasi için çalışacağı”
konusunda söz verdi.
Bu açıklamayı, 170 milyon Bangladeşli arasında ayrım
yapmayacağı şeklinde anlamak da mümkün...
Tören
Tören öncesinde yapılan açıklamada, en azından kağıt
üzerinde de olsa, törene, aralarında Hindisan, Pakistan ve Çin devlet ve
hükümet başkanlarının da bulunduğu, bazı ülke devlet ve hükümet başkanlarının
davet edildiğinin açıklanması, yeni hükümetin bölge ülkeleri nezdinde
tanınırlık ve güveninin tesisi anlamına geliyordu.
Ancak, tören günü Maldivler devlet başkanı, Butan
başbakanının yanı sıra, Nepal, Sri Lanka gibi bazı ülkelerden temsiciler yer
aldı. Hindistan’dan bir delegasyonun da misafir diplomatlar arasında yer
almasını olumlu değerlendirmek mümkün.
Bu durum, ikili ve bölgesel ilişkilerde Bangladeş’te yeni
hükümetin, ‘çatışmacı’ bağlam yerine, ‘diyalog’ öncelikli politikalar
geliştireceğinin ilk sinyali olarak değerlendirilebilir.
Bu noktada, Hindistan başbakanı Narendra Modi’nin BNP’nin
çiçeği burnunda başkanı ve yeni hükümet başbakanı Tarık Ziya’yı telefonla
arayarak tebrik etmesinin sembolik önemi kadar, yakın ve orta vade ilişkileri
açısından iyi niyet gösterisi olarak önem taşıyor.
Meclis
Seçimlerde BNP ile koalisyon ortağı partiler 350
sandalyeli mecliste 212 milletvekili kazanırken, Cemaat-i İslami Partisi (Jamaat-e
Islami) merkezinde oluşan, 11 partili koalisyon ise 77 milletvekili
çıkardı.
Geri kalan 50 milletvekili ise, kadın temsilciler ve
seçime katılan partiler aldıkları oylar baz alınarak orantılı bir şekilde
dağıtılacak!
2024 Temmuz ayında başgösteren toplumsal gösterileri
yönettiği ileri sürülen öğrenci hareketlerine mensup liderlerin kurduğu ve
seçimlerde altı sandayle kazanan Ulusal Vatandaş Partisi’nin (National
Ciziten Party-NCP) Cemaat-i İslami koalisyonunda yer alması dikkat çekici
bir gelişmedir.
Bu bağlamda, Cemaati İslami Partisi lideri 67 yaşındaki
Shafiqur Rahman geçenlerde yaptığı açıklamada, “ilkeli ve barışçıl bir
muhalefet” partisi olacaklarını dile getirdi...
Bu durum, ülke siyasal yaşamını neredeyse kökten
değiştirme amacı tayışan 2024 yılı gelişmelerinin ardından, bugün hükümeti
BNP’nin kurması arasında yatay ve dikey tezatların olduğunu ortaya koyuyor.
Bunu söylerken, söz konusu siyasal gelişmelerde BNP’nin
ya da, BNP taraftarlarının yer almadığını söylemek mümkün değil.
Ancak, siyasal hareketi yönlendirdiği belirtilen bir
grubun yani, üniversite gençliğinin kurduğu siyasal partinin iktidarda değil,
muhalefette yer alması, ülkede siyasal gelişmelerin yönelimi konusunda farklı
görüşleri akla getiriyor...
Bu hususa, önümüzdeki günlerdeki yazılarda devam
edeceğim.
Yemin töreni – yeni hükümet
60 yaşındaki başbakan Tarık Ziya ile elli bakanın yemin
törenleri, hükümetin resmen kurulması anlamına geliyor...
Böylece, beş yıl sürece BNP yönetiminin başladığını
söyleyebiliriz.
BNP lideri Tarık Ziya, seçimin ardından yaptığı
açıklamada, “yeni hükümetin öncelikleri barış ve düzenin korunması” olacağını
açıkladı.
Ziya’nın, açıklamasının devamında, “hangi nedenle olursa
olsun, anarşiye tolerans gösterilmeyeceği” yönündeki vurgusu gayet önemlidir.
“Barış ve anayasal düzenin korunması” konusunda benzer
bir açıklamanın ordudan gelmesi sivil ve asker arasında bir koordinasyonun
olduğunu gösteriyor.
Bu durum, gayet doğal bir sürece gönderme yapıyor.
Kamu yönetimi bağlamında, bu açıklamların haklılığı
olduğu düşünülebilir....
‘Anarşi’
Ancak, ‘anarşi’nin anayasadaki veya ilgili kurumlar
nezdindeki tanımıyla, 2024 yılı Temmuz ayında yaşananlar arasında bir bağ
kurulup kurulmadığı da, dikkatle ele alınmayı gerektiriyor.
Şayet, o dönem sadece hükümetin siyasal meşruiyetinin
sona ermesine değil, başbakanın ülke dışına kaçmasına ve akabinde geçici
hükümet tarafından yine, sabık başbakanın ölüm cezasına çarptırılmış olmasına
yol 2024 yılındaki gelişmeler ‘anarşi’ kavramıyla izah ediliyorsa, bugüne değin
yaşananların meşruiyeti konusunda şüpheler var demektir.
Ancak, BNP lideri Tarık Ziya ile İçişleri Bakanlığı’na
bağlı güvenlikten sorumlu Hızlı Müdahale Taburu biriminin başında bulunan
Shahidur Rahman’dan gelen ‘anarşi’ uyarısının, 2024 gelişmelerini kapsamadığını
söylemek gerekiyor.
Bununla birlikte, sabık başbakan Şeyh Hasina ve Halk
Partisi (Awami League) yetkililerinin, 2024 yılında olan biteni yasa dışı
gelişmeler olarak tanımlayarak, gizli/açık anarşi kavramını gündeme getirmiş
olduklarını hatırdan çıkarmamak gerekiyor.
Şeyh Hasina idama mahkum edilmiş ve Halk Partisi’nin
seçimlere katılımı yasaklanmış iken, bugün gündeme getirilen ‘anarşi’
kavramının ardından, potansiyel toplumsal tepkinin bu parti ve destekçilerinden
geleceği yönünde bir algının oluşması doğal gözüküyor...
Ülkedeki seçimle ilgili gelişmeleri sürgünde olduğu
Hindistan’dan değerlendiren Şeyh Hasina, tahmin edileceği üzere, seçim
sonuçlarını tanımadığı ve partisinin, halen önemli bir siyasal güç olduğu
yönündeki açıklamasını bir yere not etmekte yarar var.
Kavramsal temeller
‘Anarşi’ kavramı üzerinden geliştirmeye çalıştığım
söylemi sıradan, gelişigüzel ortaya çıkan toplumsal tepkiler olarak görmediğimi
ifade etmeliyim.
Aksine, bu kavram önceki yazılarda dile getirmeye
çalıştığım üzere, Bangladeş’te gayet temel bir siyasal tutum ve davranış
formunun olup olmadığıyla ilgili bir yönü bünyesinde barındırıyor.
Yukarıda dikkat çekilen açıklamalar üzerinden, bu
kavramın geniş toplum kesimleri, yükseköğretim kurumları, dini cemaatler,
siyasi partiler vb. kamuoyunu oluşturan sivil çevrelerce nasıl tanımlandığı ve
algılandığı da gayet önemlidir.
‘Tepki gösterme’nin demokratik sistemin bir parçası
olduğu hatırlandığında, temelde ‘anarşi’ kavramı üzerinde gündeme getirilen
söylemlerin ülkede ‘demokrasi’ kavramı ve kurumları ile ilgili doğrudan
ilintili bir yönü olduğunu akla geliyor.
Bu noktada, yeni başbakan Tarık Ziya ile, ülkenin iç
güvenliğinden sorumlu kurumundan gelen ‘anarşi’ye müsamaha gösterilmeyeceği’
yönündeki açıklamanın, seçimlerden hemen sonra ortaya atılması hiç kuşku yok
ki, büyük bir talihsizliktir.
18 aylık geçici hükümet yönetime ve bu sürecin ardından,
‘barışçıl’ bir şekilde gerçekleştirilen genel seçimlere konu olan Bangladeş’te,
siyasetin yeni yüzlerinin söylemlerinde, topluma doğru mesajlar vermeleri ve
bunun yanı sıra, rasyonel temellere dayalı umut vaad eden bir vechesi olması
gerekiyordu.
Ancak, bunun olmadığı, ‘anarşi’ kavramının öncellenmesi
ile topluma gizli/açık gösterilen ‘sopa’ ile kendini ortaya koyuyor.
Sopa demişken...
Malum, Hint Alt Kıtası’nda -muhtemelen tarihsel bir
sürecin devamı olarak- güvenlik güçlerinin kamusal alanda güvenliği tesisde
‘sopa’ kullanması yaygındır...
Bangladeş’te reformcu açılımlarıyla gündeme gelen yeni
yönetimin, toplumda ayrışmaya yol açmayacak şekilde, tüm sivil kesimlere
yönelik sembolik bir ifadeyle güvenlik güçlerinin elinden bu sopaları alınacağının
açıklanması yerinde ve makul bir jest olurdu.
‘Sopa’nın güvenlikle ilgili yönü olduğu düşünülebilirse
de, temelde bir ‘silah aygıtı’ konumunda kullanılan bu nesnenin sivil toplumun,
bireylerin haklarını tanımlama ve saygıdan başlayarak kamusal alanın sahipliği,
otoritesi, kontrolü gibi hususlarda gayet belirleyici bir hiyerarşinin
varlığına işaret ettiğine kuşku bulunmuyor.
Yeni hükümetin başı olan Tarık Ziya ile ülke güvenliğinin
başı olan ordu mensuplarının ‘anarşi’ kavramı üzerinden yaptıkları açıklamalar,
‘sopa’nın hiyerarşisinin halen geçerli olduğunu ortaya koyuyor.
Yeni hükümetin ve ilgili birimlerin ‘demokrasi’ ve ‘anarşi’ bağlamındaki açıklamalarının neye tekabül edeceğine önümüzdeki süreçte yakından tanık olacağız.
https://guneydoguasyacalismalari.com/tr_tr/bangladeste-yeni-hukumet-a-new-government-in-bangladesh/

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder