Mehmet Özay 01.10.2026
Papa 14. Leo’nun, geçen hafta Fransa’ya yaptığı ziyaret sadece, Katolik dünyasında değil, genel itibarıyla küresel çapta yaptığı yankıyla dikkat çekiyor.
Bu yankının
temel nedeni, Fransa gibi laikliğiyle öne çıkan bir ülkeyi, uzun bir aradan
sonra bir Papa’nın ziyaret etmesi ve bu ziyaretin içeriğinden kaynaklanıyor.
Bununla
birlikte, bu gelişmenin hem Fransa ve Katolik dünyasında ve hem de, küresel
boyutta dikkat çekmesinin, içinde bulunduğumuz şartlarla ilintili olduğunu
ileri sürüyorum.
Özellikle,
“belirsizlikler çağı” olarak adlandırılan ve bu olgunun her daim yinelenmesiyle,
küresel toplumda belirsizlikten karamsarlığa doğru evrilen, gizli/açık bir
sürecin yaşanıyor olmasının etkisini göz
ardı etmemek gerekir.
Öyle ki, Papa
14. Leo’nun ziyaret süreci, içeriği ve bağlamı ile Fransa kamuoyunun bu
gelişmelere verdiği tepkilerin, olan biteni anlamamıza yardımcı olacaktır.
Bu çerçevede,
söz konusu bu gelişmeyi anlama çabasının, önemli olduğunu düşünüyorum.
Geri
dönen ‘Din’
Uluslararası
medyada konuyla ilgili haberlere kısaca göz atıldığında, “Din, geri mi
dönüyor?” ve benzeri başlıklarla karşılaşılıyor.
Bu yaklaşıma, şaşırmamak
gerekir...
Söz konusu bu
ziyaretin içeriğine ve çerçevesine bakıldığında, “Din’in, Katolik dünyasının en
güçlü figürü olan Papa vasıtasıyla Fransa gibi bir ülkeye geri dönüşüne kuşku
yok.
Buna ister,
sembolik diyelim, ister tepkisel ortada anlaşılmaya ve analiz edilmeye değer
bir süreç bulunuyor.
Ve bu durum
bizi, gelişmeleri Din Sosyolojisi bağlamında değerlendirmeye sevk ediyor.
Bu hususa, bir
önceki yazıda kısaca değinmiş ve İkinci Dünya Savaşı sonrasında sekülerlikten
sekülerlik karşıtına yönelin paradigma değişimi bağlamında hatırlatmada
bulunmuştum.
Uluslararası
medyanın, Papa 14. Leo’nun Fransa ziyaretine dair, “Din’in geri dönüyor”
oluşuna dair sorgulayıcı yaklaşımının ardında, tarihsel gelişmelerin tezatlığı
ve buna dayalı bir karşılaştırma çabasının olduğu görülür.
Nedir
bu tarihsel karşılaştırma?
18. yüzyıl
ikinci yarısı, -belki de, ondan birkaç yüzyıl önce başlayan ve özellikle,
Fransa’da yaşanan gelişmelerin nihai bir souncu olarak, değişim olgusunun
kendini toplumsal değişimi ‘devrim’le ifade etme imkânı bulduğu bir dönemdir.
Devrimle açığa
çıkan gelişme, kabaca söylemek gerekirse, Fransız monarşisine ve Katolik
Kilise’sine yönelik bir halk ayaklanması olan Fransız Devrimi sürecinde, sayısı
yüzlerle ifade edilen din adamının hayatlarını, kilisenin maddi gücünü ve
manevi yapılaşmasını önemli ölçüde yitirmesidir.
Yeni
bir sosyoloji (mi?)
Din’in
Fransa’ya yeniden dönüşü olgusunu güçlü kılan unsurların başında, bu
yaşananların Papa 14. Leo’nun ortaya koyduğu sıradan bir ziyaret olmadığı
aksine, devlet başkanından bir kasabadaki yeni ihtida etmiş bir Katolik
Hıristiyan’ı ziyarete, devlet erkanı ve misyon şefleriyle toplantıdan gençlerle
buluşmaya değin uzanan, gayet önemli sosyolojik alanlara temas eden bir ziyaret
olmasıdır.
Bu
buluşmaların, bir bölümünün ya da çoğunluğunun diplomatik içerikli, nezaketen
gerçekleşmiş, önceden plânlanmış ve bu anlamda, palyatif olarak
adlandırılabilecek bir yapıda olsa bile, Fransa gibi bir ülkede, din olgusunun
toplumsal gerçekliğin odağında cesurca ortaya konulduğu ortadadır.
Umutla
dönüş
Papa 14.
Leo’nun Fransa ziyaretinde, medya sorumlusu olan Başpapaz (Archbishop)
Celsetino Migliore verdiği demeçte, “Fransa’da Hıristiyanlığın yeniden keşfi”
olgusunu gündeme getiriyor.
Ve bunun
ötesinde, bu ziyaretin Fransa özelinde olmakla birlikte, “tereddüt içerisindeki
Avrupa”ya yönelik önemli bir mesaj olduğuna dikkat çekiyor.
Bu iki kavram
üzerinden gelişmeyi anlamaya çalıştığımızda, klasik bağlamda bir ‘dini uyanış’
olgusu kadar, dini yapının -bu örnekte, Katolik Kilisesi’nin ve Papa’nın
“tereddüt içerisindeki Avrupa halklarına” yönelik din-eksenli bir umut aşılama
yaklaşımı ortaya koydukları görülmektedir.
Papa 14.
Leo’nun ziyaretinin Fransa toplumu için ne anlama geldiği konusunda yapılan
kamuoyu yoklaması, “tereddüt içerisindeki Avrupa” olgusuna açıklık getirmemize
imkân tanıyan bir boyutuyla ortaya çıkıyor.
Öyle ki,
-şayet veriler doğruysa- ankete katılanların yüzde 80’i aşkını, Papa 14. Leo
hakkında olumlu kanaate sahip oldukları yönündedir.
Tabii, “olumlu
kanaatten kasıt nedir?” sorusu, doğal olarak akla gelmiyor değil.
Ancak, bu
kadarıyla bile olsa, halkının yüzde 29’unun kendisini Katolik Hıristiyan kabul
ettiği bir Fransa toplumunda, yüzde 80’i aşkın bir oranda kitlenin Papa
hakkında olumlu kanaate sahip oluşunu sıradan bir sempati ile izah da güç
gözüküyor.
Nihayetinde,
karşımızda güçlü laik temellere sahip ve bunu, örneğin sosyal politikalar
bağlamında ortaya koymaktan çekinmeyen bir ülkenin oluşu ile Giriş’te dile
getirdiğim üzere, yaşanmakta olan “belirsizlikler çağı” ve “tereddüt
içerisindeki bir Avrupa” gerçekliğini önemsemek gerekiyor.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder