Mehmet Özay 08.10.2026
Japonya başbakanı Sanae Takaichi, yaptığı açıklamalarla ülke ekonomisi ve dış politikası konusunda bazı yeni ipuçları verdi.
15 Ekim’de başbakanlığında
bir yılı dolduracak olan başbakan Takaichi’nin, geçtiğimiz Pazartesi günü
mecliste yaptığı konuşmanın gündeminde, ekonomi ve dış politika yer alıyordu.
Ekonomi kadar,
komşu ülke Çin’le ilişkilerin yeniden rayına oturtulması konusundaki siyasi
niyeti öne çıktığı konuşma, Japonya dış politikasında yenileşme sinyali olarak
değerlendiriliyor.
Başbakan
Takaichi’nin özellikle Çin’e atıfla, “önemli komşu” atfı, gözlemcilerin öne
çıkarttığı bir konu olarak uluslararası medyada yer almaya devam ediyor.
Güçlü
liderlik ve ekonomi
Takaichi,
Japon ekonomisinde bir yıllık süre zarfından gelinen noktada, “temel ekonomi
politikalarını eyleme koymaya başladıklarını” söylerken, bu süreçte özellikle, “sorumlu
ve proaktif kamu maliyesi” kavramına dikkat çekti.
Bunun yanı
sıra, “istikrarlı uzun dönemli yönetim” vurgusuyla politika yapım süreçlerinde
sürdürülebilirliğe ve bunun ekonomi politikaları üzerindeki etkisine vurgu
yaptı.
Başbakan
Takaichi’nin konuşmasında, ülke iç politikasına dair bu iki ana konuya dikkat
çekerken, “Önceliklerinin ekonomik gücü halkın geçim kaynaklarını korumak ve
geleceğe umutlu bir geleceğin yolunu açmak” olduğunu ifade etti.
Dış politikada
ise, komşu ülke Çin ile bağları yeniden arzu edilen düzeye çıkartılması
hususunu gizli/açık gündeme taşıyan Takaichi’nin hedefinde Çinle ikili
ilişkileri özellikle geliştirmek bulunuyor.
Takaichi, bu
noktada Çin’le önümüzdeki dönemde gerçekleştirilmesini hedeflediği işbirliğini,
“ulusal çıkarları gözeten bir diyalog anlayışının geliştirilmesi ve yapıcı ve
istikrarlı işbirliğinin inşası” şeklinde özetledi.
Bu çerçevede,
Japonya’da güçlü liderlik olgusunun Çin’le ilişkilerin yeniden
geliştirilmesindeki rolü, Japonya’da gündemin önemli konularından biri olarak
görülüyor.
Takaichi’nin
Pazartesi günkü açıkmalarının, Kasım ayında Shenzhen’de yapılacak olan Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC)
toplantıları öncesinde gelmesi dikkat çekicidir.
Bugün ise,
Takaichi Çin ile ikili ilişkilerde gelişme sağlanması konusunda adım atmaya
çalışıyor. Bu amaçla, dışişleri eski bakanlarından Pekin’e yaptığı ziyaret bu
anlamda, oldukça önemlidir.
İstikrara
yönelim
15 Ekim
2025’de Japonya’da tarihin en önemli meclis parti ve meclis desteğini alarak
başbakanlık koltuğuna oturan ultra milliyetçi yönelimiyle tanınan Takaichi, özellikle
Tayvan konusunda yaptığı açıklamalarla Çin’in tepkisini çekmişti.
Aradan geçen
süre zarfında, Japonya-Çin ilişkilerinde durgunluğun bugün yerini, aktif
etkileşime bırakması konusunda, Tokyo yönetiminden bir inisiyatif
geliştirilmekte olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.
Bu anlamda,
Tokyo yönetimi, APEC sürecini Japonya-Çin ilişkilerinde normalleşme sürecinin
başlangıcı olması niyetinde.
Bu siyasi
niyetin bugün ortaya çıkmış olmasını sadece, APEC toplantısının Çin’de
yapılacak olmasıyla ilişkilendirmek güç.
ABD
faktörü
Bunun dışında,
son dönemde yaşanan küresel gelişmeler özellikle de, ABD-Çin ilişkilerinin
Japonya’nın, Çin’le ilişkilerini yeniden düzenleme ihtiyacında olduğunu ortaya
koyuyor.
ABD başkanı
Donald Trump’ın geçtiğimiz Mayıs ayında Çin’e, Çin devlet başkanı Şi Cinping’in
ise Eylül ayı sonunda, Washington’a yaptığı resmi ziyaret iki ülke ilişkileri
kadar, küresel yönetim ve işbirlikleri açısından da önem taşıyor.
Bu çerçevede,
ABD’nin Doğu Asya’daki en yakın müttefiki konumundaki Japonya’nın, bu
gelişmeden etkilenmemesi mümkün değildir.
Geçen yıl bu
dönemde küresel gelişmeler özellikle de, ABD-Çin ilişkileri dikkate alınacak
olursa, Takaichi’nin Japonya dış politikasını ABD ile paralel götürme çabasının,
Japonya-Çin ilişkilerine doğrudan yansıdığını söylemek yanlış olmayacaktır.
Çin’le
ilişkiler
Japonya-Çin
ilişkilerinde önceliği, hiç kuşku yok ki ekonomi oluşturuyor.
Bu durum, iki
ülke arasında söz dalaşından kaynaklanan gerginlikler ve kırılganlıkların
aşılmasının iki ülke siyasi moral değerlerinin artışına ve bunun ekonomi
işbirliklerine olumlu olarak yansımasına yol açacağı ortadadır.
Japon
başbakanı Takaichi, geçtiğimiz Pazartesi günü meclis’te yaptığı konuşmada,
önceliğinin ‘ekonomi’ olduğuna değinmesi, sadece ulusal gündemle ilişkili
değildir.
Ekonominin
istikrara kavuşması ve kalkınmanın arzu edilebilir düzeylere erişmesinde yanı
başındaki komşusu ve küresel ekonominin iki numaralı ismi olan Çin’le
ilişkilerin belirleyiciliği oldukça önemlidir.
Takaichi
yaptığı konuşmada, kamu-özel sektör ortak yatırımlarındaki olumlu gelişmeleri
ve ücretlerde yüzde 5 oranındaki artışı örnek göstererek, Japonya ekonomisinin
doğru yolda olduğu yönündeki vurgusu, bölgesel ve uluslararası ekonomi
ilişkilerinde, yeni adımların atılmaması halinde sürdürülebilirliğinin kuşkulu
olduğunu gizli açık ortaya koyuyor.
Takaichi,
ekonomide yaşanan bu gelişmeyi “sorumlu ve proaktif kamu maliyesi” kavramıyla
açıklıyor. Bu sürecin yönetilebilmesi için ortaya koyduğu formülasyon ise
“kararlılık, cesaret ve eylem” şeklinde ortaya çıkıyor.
Bir diğer
önemli alan ise, “istikrarlı uzun dönemli yönetim”. Bu husus, hiç kuşku yok ki,
akıllara Şinzo Abe dönemi politikalarını akla getiriyor.
Yönetimde
sağlanacak istikrar ve ekonomik yatırımlar, Japonya’nın arzu ettiği gelişme
süreçlerini ortaya koymasını sağlayacaktır.
Bu gelişmenin
sağlanmasında, komşu ülke Çin’le olan ilişkilerin ise her iki alana yansıyacak
etkisini göz ardı etmemek gerekir.
Takaichi’nin,
başbakanlık koltuğuna oturmasından itibaren, önceliğinin kamu maliyesi olduğu
ortadadır.
Bunun yanı
sıra, gündelik yaşamın vazgeçilmez başat konusu ve halkın geniş kesimlerini
ilgilendiren “ev ekonomisi”nin rayına oturtulması amacıyla, “tüketim vergisinde
indirime” gidilmesi önerisini gündeme getirmiş olması da, bir o kadar dikkat
çekicidir.
Takaichi,
başbakanlığı sürecinde bir yıla yaklaşırken, Çin klasik kaynaklarına atıfla
gündeme getirdiği “dünyayı yönetim, halkı koruma” şeklinde ifade edilebilecek
olan bir slogan gündeme getirdi.
Takaichi’nin
Japon dış politikasında özellikle, Çin’le olan ilişkilere dair yaptığı değerlendirmede
öne çıkan, “ne söylenmesi gerekiyorsa, Japonya onu söylemelidir”
şeklindeki sözü, bir yandan kendi özgüvenini ortaya koyarken, aynı zamanda
Çin’le ilişkilerde yeni imkanların değerlendirilmesi gerektiğini akla
getiriyor.
Takaichi’nin,
özellikle Çin’le ilişkileri konu alan açıklamalarının Pekin’de nasıl karşılık
bulacağını APEC öncesi gelişmelerde tanık olmak mümkün olacaktır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder