Mehmet Özay 29.10.2026
Çin’de bu hafta içinde, Komünist Partisi genel kurul toplantısı gerçekleştirilirken, dikkatler parti kurulları ve yönetimde yolsuzluklar konusuna odaklandı.
26 Ekim’de
başlayan ve bugün, yani 29 Ekim’de sona eren, dört günlük Çin Komünist Partisi
20. Merkez Komite'nin beşinci toplantılarına yaklaşık 300 üye katılırken, yapılan
oturumlar lider-parti ve ülke gelişmelerinin ele alındığı bir platform
olmasıyla dikkat çekti.
İlkeler
dönüş
Bu noktada,
Çin’in özellikle, son çeyret yüzyılda elde ettiği ekonomik kalkınma ile bu
süreci ortaya koyan temellerin, toplantıda öne çıkan konular arasında olduğunu söylemek
yanlış olmayacaktır.
Bunun yanı
sıra, toplantılarda, küresel çapta ‘dudak uçuklatan’ ekonomik modernleşmesini
devam ettirme çabasında olan Çin’in hem, iç toplumsal gelişmeler ve tehditler
hem de, küresel alanda meydana gelen gelişmeler karşısında, parti ve yönetim
ilişkisini derinlikli olarak yeniden değerlendirerek, geleceğe yeni bir
vizyonla adım atma konusunda çaba sergilediği de gözlemleniyor.
Bu çerçevede, başkan Şi Cinping’e atıfla gündeme getirilen beş ilkenin,
yani örgütlenme, eğitim, denetim, kurumsallaşma ve hesap verebilirlik
olgularının önümüzdeki dönemde partide güçlü bir şekilde uygulamaya konulacağı
anlaşılıyor.
Yeni
döneme hazırlık
Önümüzdeki yıl
yani, 2027 Sonbaharı’nda yapılacak olan parti kongresine hazırlık anlamı da
taşıyan bu hafta içinde yapılan 5. Plenum, bir anlamda, devlet başkanı ve Komünist
Partisi genel sekreteri 73 yaşındaki Şi Cinping’in dördüncü dönem adaylığı için
de önem arz ediyor.
Bu noktada,
komünist partisi içerisinde ve hükümet yönetiminde, “yolsuzlukların üzerine
gidilmesi” ve “kadrolar arasında etkin ve sadakatin daha çok önem
çıkartılması”nı gayet anlamlıdır.
Toplantılar
öncesinde gözlemcilerin dikkat çektiği üzere, temel konular arasında ulusal
ekonomik kalkınma, küresel ekonomi gibi konuların yer almaması ya da
belirleyici konular arasında yer almaması, komünist partinin yakın geleceğini
belirleyecek sürecin konsolidasyonuna yönelik bir çaba olarak
tanımlanıyor.
Aslında,
yukarıda dikkat çektiğim konuların 2025 yılında, olağanüstü bir şekilde, 4.
Plenum’da ele alınarak 2026-2040 yılları arasını kapsayan beş yıllık kalkınma
plânının gündeme getirilmesi, bu yıl yapılan toplantılarda parti içi disipline
eğileceğinin habercisiydi.
Parti merkez
komitesinin disiplin ve yolsuzluklar konusunun bugün niçin bu denli
önemsenmesi, geçtiğimiz yıllarda binlerce kamu görevlisi ile düzinelerce merkez
komite üyesinin, disiplin ve yolsuzluklar konusunda ihracının gerçekleştirilmiş
olmasının bir yansımasıdır.
Öyle ki, bu
hafta içi yapılan toplantılar öncesinde gündemi belirlemeye matuf olarak ortaya
konulan haberlerde, Şi Cinping’in bazı konuşmalarına atıfla parti kurullarında
ve hükümette “sözünün dinlenmediği” yönünde bir yaklaşım ortaya konuluyordu.
Şi Cinping,
parti kadroları arasında “iki yüzlü” olarak değerlendirdiği bazı üyeleri,
merkez karar kurullarınca alınan kararlara “içerden direniş” gösterenler ve bu
nedenle, “bireyselci” ve “siyasal fırsatçılar” olarak adlandırdığına vurgu
yapıyordu.
Bu durum,
parti içinde ve hükümet yönetiminde konsolidasyonu sağlamanın bir yolu olarak
da değerlendirilmelidir.
İdeolojik
gerçeklik
Nihayetinde, komünist
ideolojinin temelinde var olan özellikler, parti başarısının ulusal başarıya
veya tersinin biraradalığını gerektiriyor.
Bu çerçevede, ekonomik
modernleşmeyle gelen bir anlamda, ‘moderniteye’ içkin olan özelliklerle Çin
toplumunda yaşanan değişimler ile yaklaşık olarak son on yılda küresel çapta yaşanmakta
olan belirsizliklerin Komünist Parti yönetimi üzerinde oluşturduğu baskı,
gündemin en önemli iki konusudur.
Çin’i bugün
sadece Doğu Asya, Asya-Pasifik ve Hint Pasifik bölgesinde değil, küresel olarak
öne çıkartan gelişmelerin sadece belirli ekonomik parametrelerle ilintili
olmadığı, bunun ardında çok daha derinde yatan, bir dizi ilkeler bütününün
belirleyiciliğinden bahsetmek mümkündür.
Çin’in ortaya
koyduğu ekonomik modernleşme süreçlerinde sergilediği başarıların temelinde,
“parti disiplini” ve “yolsuzluklarla mücadele”ye yaptığı vurgu yatmaktadır.
Benzer
şekilde, toplantılar öncesinde resmi medyanın açıklamalarında devlet başkanı Şi
Chinping liderliğine bağlılığa yapılan vurguyu ise, gerçekçi ve ideolojik
boyutuyla ele almak gerekir.
Öyle ki,
komünist hareketler ve partilerde lider ve parti olgusunun tek düzeliği ve bu
olgu etrafında oluşturulan siyasi atmosferin doğrudan etkisi olarak
‘disiplin’in belirleyici bir unsur olarak ortaya çıktığı görülür.
Buna, kanımca
Şi Cinping’in, ‘modern Batı’dan öğrendiği bir ilke olarak ‘yolsuzluklarla
mücadele’yi önceleyerek parti içinde ve tüm parti yönetim mekanizmalarında
uygulamaya koyması şaşırtıcı değildi.
Temelde, bu
iki olgu arasında doğrudan bir ilişki olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.
Çin’in bu
yöndeki gelişimini anlamlandırmak için Doğu Asya ve Güneydoğu Asya’daki benzeri
ülkelere göz atmakta yarar var. Bunlar arasında, Singapur, Vietnam, Tayvan,
Kuzey Kore dikkat çeken ülkeler arasındadır.
Vietnam hariç,
diğer üç ülke yönetimi ‘komünist partisi’ veya ilintili bir siyasal ideolojiyle
yönetilmese de, liderlik olgusu, parti ve yönetim mekanizmalarında liderin
belirleyiciliği öne çıkıyor.
Çin’in son
çeyrek yüzyılda gerçekleştirdiği ekonomik modernleşmenin bugün geldiği noktada,
özellikle de parti kurullarında karşılaşılan yolsuzluklar, parti yönetimini
yeniden güçlü bir parti disiplinini hayata geçirmek zorunda bırakıyor.
Bu gelişme,
bir yandan başkan Şi Cinping’in liderlik vasfını daha güçlü bir şekilde ortaya
koyması anlamı taşırken, aynı zamanda önümüzdeki yıl yapılacak toplantıda parti
liderliğinde dördüncü kez aday olması için de önemli bir süreç olarak
değerlendiriliyor.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder